Öz gayesi doğa ile bir olmak ve doğal dengeyi korumak olan, biyolojik bir kökenden ilham alan, sanılanın aksine din değil ruhsal bir bilgelik yolu, gelenekler topluluğu Şamanizm’de kültürünün en önemli rehberlik ve ilham kaynaklarından biri ve biz insanlarla benzer yaşam fonksiyonlarına sahip olan totem hayvanlarından konuşalım mı?

Hemen hemen tüm şamanik toplumlar, hayvan ruhlarıyla bağlantımız olduğuna inanıyorlar. Her insanın doğduğu andan itibaren duygusal ve fiziksel sağlığını korumak için en az bir hayvan ruhunun gönüllü olduğunu söylüyorlar.

Kişinin Bu bağlantıyı fark ederek ve onu besleyerek enerjisinin doğal akışını izleyebileceğini belirtiyorlar. Modern toplumda yaşayan insanlar için kaybolmuş olan bu bağlantı, genellikle erk hayvanlarının rüyalarda, meditasyonda ve hayallerde gözükmesiyle başlıyor.

Şaman inanışına göre, birden fazla Erk hayvanınız olabiliyor. Hayvanınız yaşam yolunuzun değişmesi ile değişebiliyor ve kişinin duygusal ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. Koruyucu olarak, korkuları bastırıyor ve güç veriyor. Evrensel olan erk hayvanı kavramı tüm kültürlerde bulunur.

İşte çeşitli kültürlerdeki erk/totem hayvanları…

MU, ATLANTİS ve LEMURİA UYGARLIKLARI

Takip edilebilen en eski dönemlerinden beri bildiğimiz Dünya düzeninin öncesinde yer alan, Dünya’nın ataları olarak görülen bu uygarlıklarda totem hayvanları ile iletişim çok daha derin ve farklıydı. Genel bir kabul gören, ve bilimsel olarak izini sürmek mümkün olmasa da sezgisel ya da karmik hatıralara dayalı geribildirimlerle desteklenen görüşlere göre bu uygarlıklar hem maddi hem manevi imkan ve yetenekler bakımından ileri seviyedeydiler ve canlılar arasında telepatik iletişim ve türevleri oldukça basit yetilerdendi.

İnsanlar kendileriyle birlikte aynı doğayı paylaşan hayvanlarla doğrudan telepatik iletişim kurabiliyordu ve eş zamanlı olarak belirme çalışmaları yapabiliyordu. Bugün yunusların Atlantis uygarlığı çökerken sahip oldukları bilgileri korumak ve daha sonraki uygarlıklara aktarmak amacıyla insan formunu terkeden Atlantisliler olduğuna dair inancın kaynağı bu olabilir.

Bu Uygarlıklarda ayrıca bugün mitolojik yaratıklar olarak bilinen Ejderha (Dragon), Tekboynuz (Unicorn), Anka Kuşu (Phoenix) gibi  hayvanlar da bedenleri, enerjileri ve titreşimleriyle yer almaktaydı. Atlantis’te özellikle Yunus, Deniz Kaplumbağası, Balina ve günümüze ulaşmadan bedenlenmeyi terketmiş olan çeşitli okyanus hayvanları önemliydi ve onlara bazı görüşlere göre Nun Te Ku Ba, yani “Ruhsal Okyanusun Yaşayan Güzellikleri” denirdi.

Yunus hayat nefesini, dengeyi, oyunculuğu, ilahi sevgiyi, sezgileri, neşeyi, sosyalliği ve affediciliği temsil eder.


Deniz Kaplumbağası Dünya Ana’nın sembollerinden biridir ve koşulsuz sevgiyi, her yerde “evinde” hissetmeyi temsil eder. Kabuğunun sırt kısmında bu kadim uygarlıkların özel işaretlerini taşıdığına inanılır.


Balina sonsuzluğu ve ölümsüzlüğü, telepati ve psişik yetenekleri, sonsuz bilgeliği temsil eder. Gezegenin tarihinin kaydını tuttuğuna inanılır.

GÜNEY AMERİKA: MAYA, İNKA, TOLTEK KÜLTÜRLERİ

Mayalar, İnkalar, Toltekler bu Şamanik kültür grubuna aittir. Şamanik temele sahip inançlarının, yaşam tarzlarının ve devirlerinin çok ilerisinde olan uygarlıklarının Atlantis’ten gelen bir başrahibenin öğretilerine dayandığına inanırlar. Bugün hâlâ sırları tam olarak çözülemeyen kristal kafatasları da Atlantis uygarlığı ile bağlantılarının olduğu görüşünü desteklemektedir. Bu kültürlerin inançlarında ve seremonilerinde totem hayvanları en önemli rehberlerinden biri olmanın yanı sıra, kimi zaman tanrılarının yeryüzündeki suretini de temsil ederlerdi, ayrıca öğretilerini ve takvimlerini inşa ettikleri tapınaklarında Doğa’nın da yardımını alarak fiziksel ve görsel olarak ifade etmelerini yardım ederlerdi.

Jaguar, özellikle Kara Jaguar, gizli öğretilerin koruyucusu, astral seyahat rehberi, dişil enerjinin gizemlerine inisiyasyon gibi sembollere sahiptir.

Quetzal Kuşu, Mayaların kutsal kurtarıcılarından olan ve Tüylü Yılan olarak da bilinen Quetzalcoatl’ın, dünyayı terkettikten sonra onu temsilen gelen bir parçası olarak düşünülür. Maddi manevi zenginliğe giden yolda rehberlik eder.

KUZEY AMERİKA: KIZILDERİLİ KÜLTÜRLERİ

Buranın yerlileri, bugün “Kızılderililer” dediğimizde akla ilk gelenlerdir: Dakota, Sioux, Lakota kabileleri gibi. Her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğu inançlarını ifade eden “Mitakuye Oyasin” felsefesine sahiptirler. Günümüzde rağbet gören Şamanik çalışmalarda da genellikle onların kültürünün ve yaşam tarzının izleri hakimdir.


Kartal ruhsal yolculukta yükselmeyi, her şeyin üzerine çıkarak büyük resmi görmeyi, yücelmeyi, iç sesi dinlemeyi, yüksek benliği temsil eder.

Bufalo bereketi, yaratıcı enerjiyi, uyumu ve şükranı, hayatta güçlü bir şekilde kalmayı temsil eder. Kuzey Amerika yerlileri Bufalolar ile daima simbiyotik bir ilişki içinde olmuşlardır, hatta Bufalolar ovalarda özgür bir şekilde ve bolluk içerisinde dolaştığı sürece kabilelerinin ayakta kalacağına dair yaygın bir inançları vardır.

TÜRK KÜLTÜRÜ

Türk Şamanizmi, köklerinden günümüze kadar temel niteliklerini koruyarak gelebilen ender kültürlerdendir. Bugün Altay ve Sibirya bölgelerinde hâlâ eski yolları yürüyen, Şamanik yaşam tarzını bozmadan devam ettiren Türkler vardır. Oğuz Kaan, Ergenekon gibi Eski Türk destanlarında, Türklerin en önemli Totem Hayvanları aktif rol oynamaktadır, hatta günümüzde Türk milliyetçiliğinin ideolojik simgelerinden biri yine bir totem hayvanına atıfta bulunmaktadır.

Kurt liderliği, yol göstericiliği,  sadakati, zekayı, arkadaşlığı, iletişimi, cömertliği temsil eder. Türk kültüründe, Türklere rehberlik ederek onları demir dağdan çıkardığına, ayrıca Oğuz Kaan’ı beslediğine inanılır.

At Türk kültüründe “Türklerin kanadı” olarak adlandırılır. Özgürlüğü, kuvveti, blokajlardan ve sınırlardan kurtulmayı, yeni maceralara atılmak için cesareti temsil eder.

KELT KÜLTÜRÜ

Kuzey Avrupa’nın pek çok yerinde yaşamış olan Keltler, özellikle İrlanda ve İngiltere’nin Kuzeyindeki Galler Yöresini mesken tutmuşlardır, İrlandalıların kadim ataları olarak bilinirler. Kelt inancında Doğa ile birlik esastır, bunu da Druid rahipleri ve bugün genellikle Cadı olarak tanımlanan Eski Yol rahibeleri yaşatmıştır. Bu kültürde hayvanlar Kelt Tanrı ve Tanrıçalarının yoldaşları ve elçileri olarak önemli bir fonksiyona sahiplerdir, çoğunlukla onlarla birlikte resmedilirler, çeşitli seremoni ve ritüel objelerinde görsel olarak yer alırlar.

Baykuş derin bilgeliği ve sezgisel bilişi temsil eder. Gece avcısı olan bu kuş, karanlıkta hislerle ve sezgilerle yol alma kabiliyeti verir. Gizli olanı farketme ve görünenin ardını görme yeteneğini temsil eder.

Geyik sevgiyi, lütufu, güzelliği, doğurganlığı, kıvrak hareket kabiliyetini, iyiliği, sezgisel farkındalığı, ruhsallığı temsil eder.

ANTİK MISIR KÜLTÜRÜ

Antik Mısır uygarlığı, coğrafi yapısı sebebiyle dış kültürlerle çok fazla alışverişte bulunulmamış olan, daha rafine ve kendine özgü öğreti uygulamalarına sahiptir, yine Atlantis gibi kadim uygarlıklara uzanan köklere sahip olduğu görüşü hakimdir. İnanç sistemlerinin temelini oluşturan Tanrılar ve Tanrıçalar çoğunlukla hayvan başlı olarak resmedilmişlerdir. Örn. Hathor ~ İnek, Bast ~ Kedi


Yılan derin şifayı, ezoterik bilgilerin aktarımını, Şamanik çağrıyı, dönüşümü ve yeniden doğmayı temsil eder.

Kedi bağımsızlığı, sabrı, doğru yer ve zamanda hareket etme bilgeliğini, içten dışa şifa aktarımını, merakı ve bilinmeyen dünyaları bilme yeteneğini temsil eder.

Scarab böceği Kozmik Evrenin rehberidir, sonsuzluğun kendisinin  ve yaşam döngüsünün sembolüdür.

Sona geldiğimizde sanatçı Can Ramazan’ın “Yaşamın en büyük tehlikesi, tümüyle canlılardan ibaret olan insan besini olgusunda yatmaktadır” sözleriyle bu erk düşüncesinin, ritüellerin ve benzerlerinin amacının tüm hayvanları bir hayvandan korumak, diğerlerininde en az onun kadar değerli olduğunu farklı bir yöntemle anlatmak olduğunu anlıyoruz.