Dünyanın en dikkat çekici hayvanlarından birisiyle sizlerleyiz.

Platypuslar veya bir diğer isimleriyle Ornitorenkler; kürek şeklindeki kuyrukları, su samuru gibi düz, tüylü bir vücutları ve bir ördek gibi perdeli ayaklarıyla tanınan bir yarı-deniz memelisidir. Platypuslar ön ayaklarıyla yüzerler, kuyrukları ve arka ayaklarıyla kendilerini yönlendirirler.

Bu yarı-deniz memelileri az sayıda ki zehirli memeli arasındadır. Erkeklerin arka ayaklarının arkasında, zehir salgılayan bir bezle bağlanan mahmuzları vardır. 

Platypuslar, su altında ılık kalmalarına yardımcı olan yoğun ve kalın kürklere sahiptir. Kürkün çoğu, koyu kahverengi renktedir.

Ornitorenklerin en ilginç özelliklerinden birisi de, doğum yapmak yerine yumurtlayan iki memeliden biridir. (Diğer memeli grubu, Platypus’ların da içinde bulunduğu tek delikliler takımından Echidna familyasıdır.)

Dişileri genellikle 11 mm çapında kuş yumurtasından daha yuvarlak ve sürüngen yumurtasına benzeyen bir veya iki yumurta üretir. Yumurtalarını vücudu ile kuyruğu arasında tutarak sıcak kalmasını sağlar. Yaklaşık on günlük kuluçka süresinden çıkan tüysüz yavrular, anne sütü ile beslenirler. Ornitorenklerin memeleri olmasına rağmen meme uçları yoktur. Süt, göğüste deri altındaki bezlerden salgılanır. Göğüslerinde sütün biriktiği oluklar bulunur ve yavrular buradan süt içerler.

Yaşam alanları neresi diye soracak olursanız, dünyanın sadece küçük bir bölgesinde yaşıyorlar. Platypuslar evlerini Tazmanya adası boyunca akan tatlı su alanlarında ve Avustralya’nın doğu ve güneydoğu kıyılarına inşa ediyorlar.

Bilim insanları, ornitorenklerin ağzın çatısında bulunan vomeronasal (veya Jacobsons) organ eşli kese benzeri yapılardaki özel koku alıcılarını kodlayan son derece büyük sayıda gen olduğunu keşfetmişlerdir. Vomeronasal organlar hem sürüngenlerde hem de memelilerde bulunur ve aynı türden diğer kişiler tarafından üretilen kokuları tespit etmede, sosyal iletişimlerinde önemlidir.

Aynı zamanda Ornitorenkler, pelvik bölgelerinde ki küçük iç içe damarlar ve arterlerden oluşan özel bir ağa sahiptir. Ağ, bir karşı akım-ısı değişim sistemi olarak çalışır. Hayvanın bacaklarından kalbe dönen soğutulmuş kan, göğüsten pompalanan kandan bir miktar sıcaklık emerek, çevreye yayılan toplam vücut ısısı kaybını azaltır.

Yazı Sahibi

İlkokul birinci sınıftan beri bilim insanı olma hedefime Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nde lisans eğitimi alarak başladım. 2020 mezunu bir biyolog olarak yeni yapılan çalışmalarda görev alıp bilime katkı sağlamayı hedefliyorum. Bilim ve doğanın içerisinde olmayı çok seviyorum 🙂