Nörotransmitterler, nöronlar ve vücuttaki diğer hücreler arasında sinyal taşıyan, bu sinyali yükselten ve sinyalleri dengeleyen kimyasal taşıyıcılardır. Nörotransmitterlerin çoğu küçük amin moleküllerinden veya amino asitlerden oluşur. Bazıları da nöropeptitlerden meydana gelir. Bu kimyasal taşıyıcılar kalp hızı, uyku, iştah, mod ve korku gibi çok geniş çapta fiziksel ve psikolojik fonksiyonları etkileyebilirler.

Milyarlarca nörotransmitter molekülü, beynimizin sürekli olarak fonksiyonel kalması, nefes alıp vermeden kalp ritmi düzenlenmesi, öğrenme ve konsantrasyona kadar her şeyi yönetmek için sürekli olarak çalışırlar.

Nöronların vucuda sinyal gönderebilmesi, bir nöronun bir diğer nöronla sinyallerini iletmek için iletişimde olmaları gerekir. 
Malesef ki nöronlar birbirlerine basitce bağlı değillerdir. Bütün nöronların sonunda sinaps adı verilen küçük boşluklar bulunur ve bir nöronun diğer bir nöronla iletişim kurmak için bu küçük boşluğu geçebilmesi gerekir. 
İşte tamda burada nörotransmitterler devreye girer, sinyallerin sinaps boşluğundan karşıdan karşıya geçmelerini sağlar ve bu sayede sinyal diğer hücreye iletilmiş olur, bu işleme nörotransmisyon denir.

Fotoğraf @iso.form
Kaynak: Britannica
Queensland Brain İnstitute

Hazırlayan: Tuğçe Hasdemir