1908’de Japon kimyager Kikunae Ikeda bildiklerimizin dışında başka bir tadın varlığını  keşfetti ve buna Japonca lezzetli ve tat anlamlarındaki kelimelerin birleşimi olan umami  adını verdi. Bu tat ilk olarak da glutamatların ve nükleotidlerin tadını açıklarken kullanıldı.

Doğal bir biçimde glutamat içeren besinleri (örneğin balıkta, peynirde) tüketmek zararlı değildir ama bunu sürekli hale getirmek bağımlılık yapabiliyor, tatma duyusunu zayıflatabiliyor.


Bağımlılık yaştığı söylenen Çin yemeklerinden dolayı bir diğer adı da Çin Tuzu olan glutamik asit ya da Monosodyum Glutamat(MSG) içeren besin ilk yenildiği an dil üzerindeki tat almaçlarını etkileyip algılanan tadın beyine daha yavaş iletilmesini sağlıyor ve böylece yediğiniz en kötü besin bile size daha lezzetli geliyor. Sinirlerdeki bu yavaşlamayla beyin bu tada alışıyor ve sürekli arzuluyor.

27 Mar 2008, Garnerville, New York, USA — Assorted Junk Food — Image by © Envision/Corbis

Bir iddiaya göre yedikçe yemek istediğimiz bağımlılık yapıcı bu besinlerin her gün astronomik sayılarda tüketimi ve satışıyla milyarlar kazanan gıda sanayicilerinin kimyager ve bilim insanlarının para ile kendilerinden taraf olmalarını sağlayıp zararsız olduğu söylemlerini desteklettiriyor.

MSG’yle ilgili bir diğer şaşırtıcı durumsa, bu maddeyi içeren besinlerin ilk yenildiği ve son yenildiği an da alınan tatların birbiriyle aynı olmaması.

İddianın doğruluğu sorgulanır ama MSG’nin zararsız olup olmadığı konusunda bilim insanları ikiye ayrılmış durumda. Karar sizin.