TAHMİN TESTİ

Kan: Kan varlığını tespit etmeye yönelik uygulanan varsayımsal testler, kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobin molekülünün bir parçası olup oldukça fazla olan heme grubunun peroksidaz aktivitesinden yararlanır. Luminole ek olarak iki tahmini test yöntemi vardır ve ikisi de benzer şekilde işler. Heme grubu, renksiz ve indirgenmiş boyalar olan Kastle-Meyer ve löko-malakit yeşili (LMG) kullanılarak tespit edilebilir. Eğer heme grubu varsa renksiz substratlar, hidrojen peroksidin varlığı ile oksitlenir ve renkli hale gelir. KM kullanıldığında mor renk, LMG kullanıldığında yeşil renk oluşur. Kan için uygulanan her test, tahmini test olarak değerlendirilmelidir ve kanın varlığını doğrulamamalıdır, çünkü; bitki özleri, kahve ve bazı temizleme sıvıları gibi diğer doğal olarak oluşan bileşikler, aynı renk değişikliğini veya hafif reaksiyonu üretebilir, böylece reaksiyonun özgüllüğü azalır.

Meni: Pozitif sonuçlanan meni tanımlanması, cinsel saldırı iddialarını desteklemede çok önemli bir kanıttır ve hem tahmini hem de kesinlik belirten testler kullanılır. Basit bir test, seminal sıvıda yüksek konsantrasyonlarda bulunan seminal asit fosfataz enziminin test edilmesini içerir. Tükürük ve vajinal salgı gibi diğer vücut sıvıları, her ne kadar daha az konsantrasyonlarda olsa da, enzimi içerir ve bu sayede pozitif sonuç verebilir. Meni tanımlanmasında bir başka belirteç de, prostat için spesifik bir antijen (prostate specific antigen –PSA) olan protein P30’dur. PSA kullanımının asit fosfataz içeren reaksiyona kıyasla daha avantajlı olmasının nedeni, PSA’nın sperm oluşumundan bağımsız üretilmesi ve bunun sonucunda hem spermik hem de azospermik numuneler için kullanılabilmesidir. Sperma için kesin bir test, spematozoayı lekeyen ve yüksek güçlü bir mikroskop kullanılarak görselleştirilmelerini sağlayan boyalarla muamelesini içerip yaygın olarak hematoksilen-eozin ve Noel ağacı lekesi kullanılır.

Tükürük: Tükürük, yutmaya ve sindirimin ilk aşamasına yardımcı olan ve ağızda üretilen bir sıvıdır. Bir kişi tükürüğünü, yanak boşluğundan çıkan epitel hücreleri ile çeşitli şekillerde aktarabilir. Transfer, yemek yeme, içecek kapları, sigara izmaritleri, zarflar veya oral cinsel saldırılar gibi etkileşim yollarıyla olabilir. Transfer, bir maske takıldığında maskenin ön tarafına tükürük bulaşması veya telefonla konuşurken ağız kısmına salya bulaşmasına sebebiyet veren havadan biriktirme yolu ile de olabilir.

 Tükürük için yapılan tahmin testleri, yüksek konsantrasyonlarda olan ve nişasta ile kompleks şekerleri sindiren ɑ-amilaz enzimini kullanır. Boyanın serbest bırakılması, kolaylıkla tespit edilen bir renk değişimine sebep olur. Amilaz, ter, vajinal sıvı, göğüs sütü ve pankreatik salgı gibi diğer vücut sıvılarında da bulunur; yine de tükürükteki amilaz miktarı, diğer sıvılardaki miktarına göre 50 kat daha fazladır.

Epitel Hücreleri: Bir objeye dokunulduğu zaman epitel hücreleri bırakılabilir. Transfer edilen materyalin miktarı, etkileşim süresine, uygulanan basınca, ter gibi sıvıların transfere aracılık edişine bağlıdır. Bazı insanlar hücrelerini, diğer bireylere göre daha kolay bırakır ve bu insanlar, “iyi dökücü” olarak adlandırılır. Bu materyal, silme ya da bant kaldırma yöntemi ile delilsel materyalden toplababilir. Pek çok vakada hücre sayısı azdır ve DNA profillenmesinin başarı oranı kısıtlıdır. Örneğin, amino asitlerin varlığını tespit eden (ve gizli parmak izlerini geliştirmek için kullanılan) ayıracı kullanılarak yapılan tarama yöntemleri, epitel hücreleri içermesi olası örneklerin tanımlanmasında yardımcı olabilmektedir.

BİYOLOJİK MATERYALLERİN DEPOLANMASI

DNA analizi için toplanan biyolojik materyal, düşük sıcaklık ve düşük nem gibi, DNA’nın bozunmasını önleyecek koşullarda depolanmalıdır. Serin ve kuru bir ortam, biyolojik materyali zengin bir besin kaynağı olarak gören ve bu materyali bozabilecek bakteriler ile mantarların etkinliğini sınırlar.

Aynı koşullar, numunelerin doğasına ve depolandıkları çevreye bağlıdır. Suç mahallinde malzeme toplamak için kullanılan bukkal (yanağa ait) çubuklar ve ucu pamuklu çubuklar kısa süre boyunca soğutma altında saklanabilir ve doğrudan dondurulur veya kurutulur ve daha sonra uzun süreli depolama için −20 °C’de saklanır. Kan örnekleri normal koşullarda -20 °C ile -70 °C arasında saklanır.  FTAR kartları ile toplanan bukkal numuneleri ve kan numuneleri oda sıcaklığında yıllarca saklanabilir. Giysi gibi bazı kanıtlar, serin ve kuru bir odada saklanabilir; ılıman bölgelerde DNA, birkaç yıl boyunca oda sıcaklığında depolanan materyalden geri kazanılmıştır.  Giysi kanıtlarının olduğu durumlar gibi durumlarda kanıt dondurulmadığı zaman, nem birikimini en aza indirgemek için plastik torbalar yerine asit içermeyen kağıtlarda depolanırlar. DNA numuneden özütlendikten sonra, kısa dönemde 4 °C’de, uzun dönemde ise -20 °C ile -70 °C arasında saklanabilir.

FTAR kartı, hücresel materyalin açılmasına neden olan, kimyasallarla emprenye edilmiş (emdirilmiş) selüloz bazlı bir karttır. DNA serbest kalarak karta bağlanır. Ayrıca karttaki kimyasallar, herhangi bir bakteri veya mantar oluşumunu engeller ve DNA, kart kuru kaldığı müddetçe oda sıcaklığında FTAR kartında yıllarca stabil şekilde saklanabilir.

Adli Genetik 5 başlıklı yazımız gelse mi?

Kaynaklar:
Making Sense of Forensic Genetics, Sense about Science, EuroForGen ile birlikte


An Introduction To Forensic Genetics, William Goodwin; Adrian Linacre; Sibte Hadi


An Introduction To Forensic Genetics, William Goodwin; Adrian Linacre; Sibte Hadi



An Introduction to PCR Inhibitors, Joseph Bessetti, Promega Corporation


Evidence Collection, Deborah A. Kleypas; William G. Gossman


sciencelearn.org.nz


laboratoryinfo.com


exploredna.co.uk