“Yürüyen Yapraklar” (Phylliidae) ya da “Yaprak Böcekleri”, “Değnek Çekirgeleri” (Phasmida) takımının bir alt sınıfıdır ve 50’den fazla türe sahiptir. Bu böcekler, gelişmiş kamuflaj yetenekleri ile ünlüdürler. Phylliidae üyeleri tıpkı bir yaprak gibi; incelerdir, yassılardır ve içinde evrildikleri ortamın genel flora renklerine uygundurlar.

Genel Bilgiler:

Dişi yaprak böceği.

  Otçul bir diyete tabidirler. Bu yüzden çoğunlukla bol yeşillikli alanlarda bulunurlar. Doğal olarak bulunabilecekleri bölgeler; Hint Okyanusu adaları; Güney Asya, Güneydoğu Asya, Papua Yeni Gine, Avusturalya ve Pasifik’in batısındaki anakaralardır.

  Vücut uzunlukları, 6~7cm arasındadır. Phyllium giganteum -bilinen en büyük türlerinin- dişileri 7cm’yi geçebilir. Genellikle, dişilerinin “elitron”  adı verilen, çoğunlukla kitin yapılı “üst kanatları” vardır, fakat arka kanatları yoktur; zıttı olarak, erillerin işlevsel arka kanatları vardır.

  Dişileri, ortamda eril birey bulunmayan bir durumda partenogenez  yolu ile üremeye başvurabilirler. Bunun gerçekleşmesi için dişinin öncelikle yumurtalarını zemine bırakması gerekir. Yeni doğan nimfler, kırmızı/kahverengi tonlarında ve kanatsızlardır. Yapraklarla beslenmeye devam ettikçe yeşil renklerine kavuşurlar.*

Doğal Seçilim, Evrim; Mimikri ve Mimesis:

  Phylliidae üyelerinin günümüze kadar gelmeleri ve gelirken bu müthiş görünüşlerini beraberinde getirmeleri, bir tesadüf değildir. Biyolojik evrim konusu dahilinde, birçok evrimsel basamağı başarı ile çıkarak şu anki muntazam görünümlerine kavuşmuşlardır. Bu basamaklara sırası ile göz atalım:

  • Doğal Seçilim, Evrim ve Değişime Açıklık:

  Evrimin temellerinden biri olan doğal seçilim, bir bireyin genlerinde meydana gelen mutasyonun, o bireyin gelecek jenerasyonlarına hayatta kalma şansını arttıran veya azaltan özellikleri bahşetmesi prensibi üzerine kuruludur. Bahsi geçen mutasyonlar iki ucu keskin bir kılıç gibidir. Bu özellikler, gelecek nesil bireylerin yaşam kalitelerini olumlu veya olumsuz  yönde (besin türüne uygun bir gaga, bulunduğu alana uygun bir ayak; kardiyovasküler hastalıklar, tümörler  vb.) değiştirebilir. Aynı zamanda bu bireylerin ortam ve hayat şartlarına daha uygun hale gelmesini sağlayabilir ya da bir nevi hayata 1-0 geriden başlamalarına sebep olabilir. Bu yüzden sadece yaşam kalitelerini arttıran mutasyonlara sahip olan türlerin devamlılığı söz konusudur.

  Değişime açıklık kavramı ise yukarıda bahsi geçen temelden doğmuştur. Mantık dahilinde hiçbir biyolojik bölge, dışa (dış etkenlere) kapalı değildir. “Kendi kendini idare edebilen” popülasyonlar da sonsuza kadar bu statüyü koruyamazlar. Çünkü eninde sonunda bir doğal afet, istilacı tür, jeolojik değişim, meteor çarpması ve nicesi patlak verecektir. Bunlar gibi olaylar meydana geldikçe biyolojik bölgenin bütünlüğü ve kendine yeterliliği bozulacak, içindeki popülasyonlar sığınacak ve yaşamlarını devam ettirebilecek bir yer arayacaktır. Bu yeni yere uyum sağlayabilenler, yani değişime açık olanlar  popülasyon içinde çoktan belli başlı olumlu yönde değişikliklere sahip olanlar olacaktır. Bu bireylerin dölleri ise bu yeni bölgede hayatta kalabileceklerdir ve doğal seçilimin “adaptasyon” basamağını atlatmış olacaklardır.

  • Mimikri ve Mimesis:

  Sinyaller, alıcılar ve türlerden meydana gelen kompleks bir sistemi tanımlamaya girişelim: Mimikri  olarak adlandırılan olay, bireylerin birbirlerini taklit etmeleri temelli bir uyarı sistemidir. Max Plack Ornitoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Wolfgang Wickler (Alman zoolog, davranışsal bilimler araştırmacısı, yazar), mimikriye şu şekilde örnek veriyor:

  “Elimizde, avcı türlerin ne verimle negatif uyarılardan kaçınmayı öğrendikleri hakkında dikkate alınacak bollukta deneysel kanıt var. Koyu yeşil sudan içmemeleri yolunda elektrik şoku verilen tavuklar, büyük oranda daha açık tondaki çözeltilerden içmeye başladı. Bu deneyden çıkarılacak sonuç, bütün olmayan bir uyarı sisteminin bile küçük oranda koruma sağladığıdır.”  **

  Bu örnek, bir çeşit uyarının algılanması ile bireylerin bu duruma tepki göstermesinden elde ettiği koruma ile alakalıdır. Mimesis ise av bir bireyin, avcı bir bireyde hiçbir tepkiye neden olmamasından kazandığı koruma ile alakalıdır. Yürüyen yaprakların durumu da bundan ibarettir. Ortama o kadar iyi kamufle olmuşlardır ki, genellikle avcılarda herhangi bir uyarıya sebep olmazlar. Bu da avcının kendilerini fark etmemesine sebep olur ve hayatta kalma şanslarını arttırır.

Eril Varlığının Keşfi:

Bir Phyllium giganteum yumurtası.

Yakın geçmişte, esaret altında yetişen Phyllium giganteum  türünde eril bireylerin varlığı bir tartışma konusuydu. Bu dönemlerde, Kuzey Carolina Doğal Bilimler Müzesi’nin Eklem Bacaklılar Hayvanat Bahçesi’ne (The Arthropod Zoo), yıllık Böcek Festivali (Bugfest) için 3 adet Phyllium giganteum yumurtası getiriliyor. Bu hayvanat bahçesinin koordinatörü ve küratörü Bill Reynolds, olayı şöyle anlatıyor:

“Birkaç sene önce, yıllık Böcek Festivali etkinliğimiz için Eklem Bacaklılar Bahçesi’ne 3 adet Phyllium giganteum getirildi. Bu böceklerin partenogenez yapan bir canlı olduğunu bildiğimizden (hepsi dişi ve aseksüel), yumurtaları sakladık ve 2 sene sonra yumurtadan çıktılar!  Kontrol altında büyüyen birkaç nesilden sonra bu böceklerle başarı elde ettik; ve beklediğimiz gibi, hepsi annelerinin birer kopyası olarak büyüdüler. Ta ki 28 Temmuz 2014’e kadar! Rutin koloni bakımını yaparken, tuhaf tipli bir böcek bir stajyer tarafından yakalandı. “Bak!” dedi. “Eril bir Phyllium var!”. İlk düşüncem kızın yanıldığı yönündeydi, fakat HAKLIYDI!

Üstte, Phyllium giganteum dişisi; altta, Phyllium giganteum erili.

  Bu türde erillerin varlığı 1994’e kadar kanıtlanamamıştı. Eriller incedirler; uzun antenlere, şeffaf yeşil uçuş kanatlarına ve kahverengi bacaklara sahiptirler. Bu tür dahilinde eril bireylerin üremedeki rolü hala tartışmalı, fakat kim ne derse desin, bu çok özel bir böcek.”  ***

Bu keşif özel, çünkü Phyllium giganteum erillerinin -1994’te varlıkları kanıtlandıktan bu yana- sadece iki tanesi prezerve edildi. Malezya’da bulunan bu türün üyeleri tamamı ile dişi, bu yüzden eril bireylerin bir popülasyonda var olması -özellikle de esaret altındaki popülasyonlarda- çok nadir bir olay. İşte tam da bu yüzden eril bireyler hakkında daha fazla araştırma yapmak mümkün olmuyor.

Yaprak Böceği Bakım Kılavuzu:

  Eğer siz de bir yaprak böceği edinmeyi düşünüyorsanız, ihtiyacınız olan çoğu bilgiyi aşağıdan temin edebiliriniz:

  • Yaprak böceklerinin ömürleri genellikle 1 yıldır. Çoğu türü partenogenez ile ürer, fakat erillerin ve dişilerin benzer sayıda olduğu türler de mevcuttur.
  • Genellikle vahşi doğada okaliptüs yaprakları yemeyi tercih ederler. Esaret altında tutulduklarında ahududu ve böğürtlen yaprakları yiyerek yaşayabilirler.
  • Sizi ısıramaz veya sokamazlar; çoğu zaman size zarar veremezler. Fakat kimi dişilerin arka kısımlarında dikene benzer çıkıntılar mevcuttur. Yine de dikkat edilmeli.
  • Zehirleri yoktur. Bazı türlerin bacaklarında savunma amaçlı çıkıntılar bulunur ve bu çıkıntıların saplandığı bir delikten kan akabilir. Ama tek yapacağı şey bu olacaktır.
  • Savunma pozisyonları, olabildiğince sabit durmaktan oluşur. Kimi zaman tıpkı rüzgardaki bir yaprak gibi bir oraya bir buraya hareket ettikleri de görülmüştür.
  • Yedikleri yaprakların nemli tutulması çok önemlidir, çünkü nimf formunda iken bütün besin ihtiyaçlarını sadece yedikleri yapraktan karşılayacaklardır.
  • Kimi türlerinin antenlerinde çıngırağa benzer yumrular (tüberkül) bulunur ve bu yumruları birbirine sürterek ses çıkartabilirler.

  Yürüyen yaprakları günlük yaşamımızda görmesek de, böylesine kompleks süreçlerden geçmiş canlıların varlığı bizde fazlasına dair merak ve heves uyandırmalı.


Kaynakça:
Fotoğraflar:
1: http://www.britannica.com
2 ve 3: http://www.naturalscienceseducation.wordpress.com

Araştırma:
http://www.britannica.com
http://www.amentsoc.org
http://acikarsiv.ankara.edu.tr
http://www.phasmidstudygroup.org
http://www.entsoc.org
http://www.royensoc.co.uk
https://www.jstor.org/stable/3503696?seq=1#page_scan_tab_contents

Alıntılar:
*: http://www.britannica.com/animal/leaf-insect
**: www.britannica.com/science/mimicry/The-evolution-of-mimicry
***: http://www.naturalscienceseducation.wordpress.com/2014/07/30/odd-bug-out-a-male-leaf-insect-discovery/

Yazı Sahibi

Selamlar,
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nde ikinci sınıf öğrencisiyim - bir şeyler deniyorum.
İyi günler.

2 YORUMLAR