Mercanlar, dışarıdan bakıldığında büyük bir kaya ya da renkli su bitkileri olarak görülen canlılardır ve Cnidaria şubesinin denizlerde yaşayan bir sınıfıdır.


Mercanlar polip vücutlu canlılardır. Milyonlarca polipin minerallerle karışmış boynuzsu iskeletlerine Mercan, Anthozoa denir. Her bir mercan topluluğu kalkerli bir kabuk içinde birbirine sıkıca bağlanmış mercan hayvancıkları içerir. Mercanların vücut yapıları sütun şeklindedir. Bu sütunun alt kısmında bulundukları zemine yapışmalarını sağlayan organlar bulunur. Sütunun üst kısmında ise kavrama uzuvları ve merkezi ağzı bulunduran düz, diske benzer bir yapı vardır.

Mercanlar bulundukları kabuğun içerisinde büzülebilirler fakat kabuğu terk edemezler. Kalkerli yapıdan meydana gelen kabuk sürgün şeklindeki üreme sayesinde devamlı olarak büyür. Bu büyüme sırasında kabuğun yüzeyinde bulunan mercanlar canlı kalırlar. Eşeyli çoğalabildikleri gibi, bölünme ve tomurcuklanma ile de eşeysiz çoğalabilirler. Çoğu ayrı eşeyli üreyebilir, çoğu da eşeysiz üreyerek ana koloniye bağlı kalır. Üreme hücrelerinin döllenmesi ana canlının içerisinde veya suda serbest gerçekleşir. Döllenme sonucunda meydana gelen larva sahip olduğu kirpikleriyle bir süre suda serbest yüzdükten sonra kendini uygun bir kayaya sabitler. Gelişimini tamamlayarak polip haline gelir. Devamında tomurcuklanma ile çok sayıda yeni polip oluşur ve koloni halini alır. Dış derisinin kalkerli salgılarıyla iskelet oluşur ve mercan hareket edemez hale gelir.

Mercanlar sahip oldukları kalkerli maddelere göre sert ve yumuşak olmak üzere ikiye ayrılır. Sert mercanlar da kalkerli maddeler bulunurken, yumuşak mercanlar da bu maddeler bulunmaz. Küçük kolonilerde sağlamlık, kalsiyum, karbonat ve magnezyum gibi maddelerin dış iskeletten çok miktarda salgılanmasıyla sağlanır. Mercanlar, insanları ve çevrelerinde yaşayan canlıları etkileyen renklere sahiptir. Bu renkler vücutlarında bulunan renk hücrelerinden ve beraber yaşadığı mikroskobik tek hücreli bir canlı olan Zooxanthellae ‘den kaynaklanır.

Mercanlar beslenmelerini silindirik vücutlarının üst kısmındaki dokunaçlarla sağlarlar. Hayvansal tek hücrelilerle beslenen bu canlılar, avlarını nematosist olarak adlandırılan yakıcı hücrelere sahip uzantılarla ya da yapışkan bir madde salgılama özellikleri ile avlarlar. Ağız çevrelerindeki dokunaçlarla avlarını uyuştururlar ve ağızların götürürler. Bazı türler ise yapışkan bir madde salgılarlar ve avlarının buraya yapışmasını beklerler. Suyun akıntısıyla sürüklenen hayvansal tek hücreliler bu maddeye yapışır ve tuzağa düşerler.

Mercanlar genel olarak gece beslenen canlılardır. Bunun sebebi, hayvansal tek hücrelilerin geceleri dipten su yüzeyine doğru göç etmesidir. Gece beslenmeleri, gündüz kapalı olan dokunaçlarını mor ötesi ışınların zararlı etkilerinden korur. Bazı mercan türleri de birlikte yaşadıkları deniz yosunları sayesinde besinlerini elde ederler. Bu yosunlar, poliplerin üst deri (epidermis) dokusunun alt tarafına sıralı olarak dizilirler. Deri altında olmalarına rağmen güneş ışığı alabilirler ve fotosentez yapabilirler. Bu yosunlar fotosentez için gereksinim duyduğu karbonu mercanın solunumundan açığa çıkan karbondioksitten karşılar. Azot ve fosfor ihtiyacını ise mercanların sindirim ürünü olan amonyaktan karşılar. Deniz yosunları bu maddeleri kullanarak oksijen, karbonhidrat ve protein gibi maddeleri üretir.

Elde edilen bu ürünlerin büyük bir kısmını mercanlar, bir kısmını da kendileri tüketirler. Mercanlarla bu deniz yosunları arasında Mutualist uyum vardır. Mercanlar yosunlar için güvenli bir yaşam alanı sunarken, yosunlar da mercanlara sürekli besin sağlarlar.

Kaynak:

https://www.sciencedirect.com

https://www.nationalgeographic.com/

Yazı Sahibi

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü 2. Sınıf lisans öğrencisiyim. Lisans hayatım süresince ve sonrasında birçok çalışmada yer almak ve bilime katkıda bulunmak en büyük isteğim. Belgesel izlemeyi severim. Özellikle su altı belgeselleri ilgi alanım içerisinde. Moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, zooloji, hidroloji ilgimi çeken başlıklar arasında.