Evlerimizde beslediğimiz ve sokağımızda karşılaştığımız evcil kedilerin, görünüş olarak pek farkı olmayan ve aynı sayıda kromozoma sahip Afrika yaban kedisinden (Felis silvestris lybica) türediği düşünülüyor. İnsanlar tarafından evcilleştirilememiş yabani kediler (Felis catus), Antarktika hariç her kıtada yaygınlık gösteriyor.

Gün içinde onlarca kuş, sürüngen ve amfibileri avlayarak yaşamını devam ettiren yabani kediler insan yerleşimlerinin yakınlarındayken korkuya sebep olup, ekonomik zararlar verirken aynı zamanda ait olmadıkları habitatlara salınarak ekolojik dengeyi de bozmakta. Öyle ki 200 yıl önce Avrupalı yerleşimciler tarafından Avustralya’ya getirilen kediler, şimdi bu kıtayı adeta ele geçirmiş durumda ve Avustralya’ya özgü 20’den fazla türün neslinin sona ermesine neden oldu.

Avustralya’dan 2 Milyon Kediyi Öldürme Kararı

Avustralya Hükümeti, dışarıdan gelen yerleşimciler tarafından getirilmiş ve Batı Avustralya’da birçok türü tehdit eden baskın tilki popülasyonunu azaltmak için 90’lı yıllardan bu yana her yıl havadan bir milyon zehirli yiyecek atarak biyoçeşitliliği sürdürüyor. Bu projenin ismi “Western Shield”. Ancak tilki nüfusunun azalması, tilkilerle rekabet halindeki bir diğer tehdit olan yabani kedilerin hızla üremesine neden oluyor.

Yapılan araştırma ve tahminlere göre Avustralya sınırları içerisinde metrekareye 100 başıboş yabani kedi düşüyor ve nüfusları 2 ila 6 milyon arasında. Avustralya’nın radyo programlarında söylendiğine göre vahşi kediler her gece 75 milyon yerli hayvanı öldürüyor. Bir yılda öldürülen kuş, memeli, sürüngen ve böcek sayısı yirmi milyarı buluyor. Avustralya’ya özgü sayıları 20’yi geçen yerli hayvan türünün nesli, istilacı kediler yüzünden yok oldu. Nesli tükenme tehlikesi altındaki daha birçok tür de aynı tehlike içerisinde. İnsanlarla ilişkisi olmayan yabani kediler yirmi yıldır Avustralya’nın ekolojik tarihine zarar vermekte. Bu yüzden hükümetin 2015 yılında ileri sürdüğü 2 milyon kediyi öldürme planlaması 2020 yılına kadar sürecek.

Biyolog Dr. John Woinarski’ye göre bilim insanları uzun yıllar Avustralya coğrafyasını anlamaya çalıştıkları için kedilerin büyük bir tehdit olacağı düşünülmedi. Araştırmalar biyolojik çeşitlilik ve habitat üzerindeki değişimlere doğal afet, orman yangını ve diğer çevresel faktörlerin etki ettiği üzerineydi. Avustralya’nın kuzeyindeki çeşitliliğin yirmi yılda ortadan kalkması ise, asıl tehdidin kedilerden geldiği gerçeğini anlamalarını sağladı.

Avustralya’nın Kuzey bölgelerinden Arnhem Land’da yaşayan Aborjin Warddeken kabileleri, yerli hayvan sayısının kediler yüzünden düştüğünün farkında. Öldürdükleri bir vahşi kedinin karnından kuş, sıçan, kertenkele ve çok sayıda böcek bulduklarını söylüyorlar. Bu yalnızca bir kedinin bir günlük yiyeceği. Başka kaynaklarda ise bir kedinin midesinden tek seferde 40 kertenkele çıkardığı yazılı. Ekolog Dr. John Read, Güney Avustralya’da tuzak kurarak yakaladığı binden fazla kediyi kısırlaştırmış. Vurduğu bazı kedilerin ise karnından bir metre boyunda yılan, Avustralya’nın en büyük kertenkelesi olan goanna, kartal, papağan, yarasa, akrep, çıyan çıkarılmış. Read, “Vahşi kediler timsah, büyük kanguru ve devekuşu dışında her şeyi yiyor.” diyor, gördüğümüz kadarıyla çok doğru.

Tazmanya Üniversitesi’nde profesör olan ekolog Chris Johnson’ın fikrine göre kedi sorununa bulunan bir diğer alternatif çözüm Avustralya’ya özgü bir köpek olan dingonun (Canis familiaris dingo) sayısının artırılması, ancak düşündüğümüzde bu çözüm kısa süreçte iyi sonuçlar verebilse bile ileride yeni ekolojik sorunların doğmasına neden olabilir.

Hükümet görevlileri planın yürürlüğe geçtiği 2015 yılında hedef 150.000 kedi olmasına rağmen yaklaşık 211.000 kedinin öldüğünü tahmin etti. Öldürülen kedilerin %75’i çiftçi ve avcılar tarafından vurulmaya bağlandı. Kalan oran ise yendiğinde 15 dakika içerisinde öldüren 1080 isimli zehrin enjekte edildiği kanguru eti, tavuk yağı, sosis, ot ve baharatları havadan karaya atarak oldu. Queensland eyaleti ise uygulamayı daha vahşice bir hale getirerek bir kedinin yüzülmüş derisini getirene 10 Avustralya doları (7 Amerikan Doları) ödül vermeye başladı. Buna rağmen azalan kedi nüfusunun, asıl hedef olan tehdit altındaki türlerin korunma çabasına ne kadar fayda sağladığını bilmiyoruz çünkü öldürülen kediler tehdit altındaki türlerin bulunduğu alanda yaşamıyor olabilir. Ayrıca havadan atılan zehirli besinlerle beslenecek tek hayvan kediler olmayacaktır. Sonuçta tehdit altındaki türler de zehir tehlikesine karşı mücadele edecektir.

Bu planlamaya karşı bütün dünya ayaklanmış, hayvan hakları örgütü PETA kedi soykırımına şiddetle karşı çıkmış olmasına rağmen üzerine düşünüldüğünde bu planlamanın gerekli olduğunu görüyoruz. Normal şartlar altında insanın doğaya müdahale etmesi yanlıştır, doğal yaşamdaki istilacı türlere dahi karışmaması gerekir. Ancak kedi, tilki gibi yerli olmayan (ve yine insan tarafından getirilmiş) hayvanların doğaya bırakılıp ekolojik dengeyi değiştirmeye başlaması karşısında bilinçli insanlar doğrultusunda buna müdahale etmek en doğrusudur. Havadan zehirli yiyecek atmak yerine kapan ve tuzaklarla yakalanan kedileri kısırlaştırarak üremelerini durdurmak zahmetli ancak en doğru şeydir. Böyle bir kedi katliamı kabul edilmemeli, ne olursa olsun kedilerin de başka şansı olmadığını, yaşamak için öldürmek zorunda olduğunu unutmamak gerekiyor.

KAYNAK:

  • https://animaldiversity.org/accounts/Felis_catus/
  • https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/j.1365-2907.2005.00071.x
  • http://www.publish.csiro.au/wr/WR9960387
  • https://www.peta.org.au/issues/feral-cats/
  • https://theconversation.com/feral-cat-cull-why-the-2-million-target-is-on-scientifically-shaky-ground-111824