14 Aralık 2019 Cumartesi günü Beynam Ormanları’nda Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği kurucularından Orman Mühendisi Ahmet Demirtaş ile hem Anadolu’nun doğası hakkında çok değerli sohbetler ettim, hem de ormanı yakından, görerek tanıma ve keşfetme fırsatı buldum.

Araziye çıkmadan önce, çantamı hazırladım; çantama yiyecek, yardımcı el kitapları, kalem, not defteri ve fotoğraf makinesi koydum. Sabah saat 11 gibi Ahmet Bey ile Gölbaşı’nda buluştum ve oradan yola devam ederek saat 11 buçuğu biraz geçe Beynam Ormanları’na ulaştık. Ankara’ya yaklaşık 40 kilometre mesafede bulunan Beynam Ormanları’na ulaşmanın en kolay yolu Konya Yolu’nu Gölbaşı’nı geçene kadar takip etmek ve daha ilerideki kavşaktan Bala yönüne dönmek. Bala yönüne dönüldükten kısa bir süre sonra Beynam Köyü’ne, Beynam Köyü Mevkii’nden orman yoluna dönüldükten sonraysa ormanlara ulaşılıyor.

Bazen asfalt, bazense çamur olan orman yolundan yukarı çıktıkça karşımıza ilk olarak katran ardıçları çıktı, daha sonra ise Karaçam’ların başladığı noktaya geldik ve Gölbaşı Ovası’nın, Ankara’nın binalarının ve Karaçam ağaçlarının bir arada görülebildiği noktada ormanın geçmişi ve önemi hakkında Ahmet Bey’den değerli bilgiler aldım. Ahmet Bey’in aktardığına göre yaklaşık 1600 hektar alana sahip bu orman 1947 yılında ormanların devletleştirilmesine kadar Kuyrukçu ailesine aitmiş. Aile, ormanı çok eski yıllarda bölgede yaşayan bir zenginden satın almış. Ankara’daki hamamlara ve bazı inşaatlara bu bölgeden odun gittiğine dair bazı tarihsel kaynaklar varmış. Ayrıca, bazı araştırmalara göre Beynam Ormanları 1402 yılındaki Ankara Savaşı’nda Timur ordularının fillerini sakladığı orman olma özelliğine de sahip olduğu da iddia edilmekte.
Ormanın geçmişi hakkında bilgi aldıktan sonra, Ahmet Bey, Beynam Ormanları’nın öneminden de bahsetti: “Bu orman, Karaçam’ın baskın olduğu bir orman; ama alanın şartları Karaçam için son derece zorlayıcı. Alan hem diğer Karaçam ormanlarına göre kurak, doğal bozkır sınırında, hem de toprak şartları zorlayıcı, serpantin (yılan taşı) içerikli kayalar bitki büyümesi için olumsuz etkiye sahip ve ayrıca bazı yerlerde toprak çok sığ. Ayrıca, Beynam Ormanları zaman içerisinde, insan etkisiyle çevredeki diğer ormanlardan izole olarak kalmış bir kalıntı orman alanı.”

Ormanın başladığı bölgede Ahmet Bey’in dikkatini Toros Sediri ile yapılan ağaçlandırma çalışmaları çekti. Bilinçsizce yapılan bu tarz ağaçlandırma çalışmalarının zarar getirebileceğini vurgulayarak, bölgede ağaçlandırmaların Beynam Ormanı’ndaki Karaçam’ların tohumları ve o tohumlardan üretilmiş fidanlarla yapılması gerektiğini belirtti. Ormanın içerilerindeki bir sonraki inceleme noktasına geçmeden önce, alanda eskiden otlatma baskısı olduğunu ve alanda hayvan otlatma yasaklandıktan sonra orman alanının daha aşağılara doğru genişlediğinden bahsetti ve son olarak öncü tür olan Katran Ardıçları ile yakınlarındaki endemik Ankara Yaranı Otu’nu inceledik.


Alanda Toros sediri (Cedrus libani) ağaçlandırması
Orman sınırında katran ardıcı (Juniperus oxycedrus)

İkinci inceleme noktası olan terk edilmiş kır gazinosuna giderken orman yolu kenarında, ağaçlandırma için bölgeye getirilmiş, kökeni belirsiz ağaçlardan kozalak toplayan orman işçilerine rastladık. Orman işçileri, kozalak toplarken ağaçlardan hem çok fazla miktarda dalı, hem de ağaçların kesilmemesi gereken tepe sürgünlerini kesiyorlardı. Orman işçilerini bu konuda uyardıktan sonra yola devam ettik.

Tepe sürgünü kesilmiş karaçam (Pinus nigra)

Terk edilmiş kır gazinosunda, ormanın çevresi ve ormanın diğer kısımları uzaktan, genel bir şekilde inceledik. Ayrıca, önceden aktif olan kır gazinosunun ormanın işletmesinin el değiştirmesi sebebiyle kapanması konuşuldu.

Ormanın genel görünümü

Kır gazinosundaki incelemelerden sonra, bir sonraki inceleme noktasına geçildi. Bu bölgede rakım 1475 metre civarındaydı. Araba bırakılarak ormanın iç kesimlerine doğru inceleme amaçlı yüründü. Ağaçların formları, ağaçlardaki liken, ökse otu gibi oluşumlar gözlemlendi. Karaçam, Katran Ardıcı ve Kasnak Meşesi türlerinden kozalak ve yaprak örnekleri topladım. Toplanan örneklerin, toplandıkları yaklaşık rakım, toprak yapısı ve bakı yönü not ettim. Bu gezide kuşlara çok odaklanmasam da fark edebildiğim kadarıyla Ardıç kuşu ve Şahin türünden kuşlar gördüm; ama ne yazık ki bu kuşların fotoğraflarını çekemedim.

Kasnak meşesi (Quercus vulcanica)
Karaçam üzerinde ökse otu tohumları
Karaçam (Pinus nigra) ağaçları

Ormanda örnek toplama ve inceleme yürüyüşü sonrasında ormanın en yüksek yerine, yaklaşık 1520 metre rakımdaki ormanın en tepe noktasına çıktık. Amacımız,gözetleme kulesine çıkıp tüm ormanı kuş bakışı seyretmekti; ama kule kapalıydı. Kuleye çıkıp manzarayı seyredemesek de o bölgedeki ormanı inceledik.

Geri dönüş yolundaysa Ahmet Bey ile röportaj yapma fırsatım oldu. Bu röportaj esnasında da kendisinden çok değerli bilgiler aldım.

  • Soru: Görev aldığınız kayda değer projeleri kısaca anlatabilir misiniz?
  • Cevap: Şahsen, uzun zamandır Türkiye’de ormancılık ve karşılaştığı sorunlar üzerine araştırmalar ve çalışmalar yapmaktayım. Ayrıca, Türkiye’de ormanlar ve ormanların tarihi üzerine de kayda değer çalışmalarım mevcut. Mesela, birkaç yıl önce İç Anadolu’daki kalıntı ormanlar üzerine, Kırsal Çevre Derneği’nden 34 gönüllünün de desteğiyle çalışmalar yaptım ve birçok yeri gezdim ve kalıntı ormanlar hakkındaki çalışmaları bir kitap haline getirdik. Bu çalışmada tarihi kaynaklardan da yoğun biçimde yararlandık. Görev aldığım diğer bir proje ise “Ankara’nın Ağaç, Ağaçcık ve Çalıları” kitabı. Bu kitabı yazarken Ankara ilindeki ormanlar, park ve bahçeler gibi yerleri gezdim. Hatta, bazen apartmanların bahçelerinde bile Ankara’da yetişmesi şaşırtıcı olan ve bölgemizde çok nadir bulunan türlere rastladığım oldu.
  • Soru: Ülkemizde doğal bitki örtüsünün zaman içinde tahribi hakkında bilgi verebilir misiniz?
  • Cevap: Anadolu, doğal bitki örtüsünün yoğun bir biçimde tahribe uğradığı bir coğrafya. Hem bozkırlar, hem de ormanlar zaman içinde tarla açma, yakacak odun ihtiyacı, hayvan otlatma gibi çeşitli nedenlerle tahribe uğramış. Kalıntı ormanlar çalışmamızda da bu tahripten arta kalan Beynam Ormanları gibi kalıntı ormanları tespit etmeyi, tür yapılarını ve ekolojik özelliklerini gözlemleyerek biyolojik çeşitliliğe zarar vermeyecek şekilde ağaçlandırma yapılması için bir yol haritası oluşturmayı amaçladık.
  • Soru: Her ağaçlandırma çalışması doğru mudur? Doğru değilse neden doğru değildir?
  • Cevap: Her ağaçlandırma çalışması tabii ki doğru değildir. En önemlisi, bölgenin yapısına uygun türler seçilmelidir. Mesela, en basitinden, mevsimsel kuraklığın yaşandığı iklimlere her mevsim yağış isteyen türler dikilmemelidir. Ayrıca, bozkırlar da zengin canlı türlerine sahiptir ve doğal olarak bozkır olan alanların ağaçlandırılması kesinlikle doğru değildir. Zaten doğal olarak bozkır olan alanlarda ağaç yetişmesi çok zordur, dikilen ağaçların çoğu yaşamaz, yaşasa bile sağlıklı gelişim gösteremez. Yani, doğal bozkırları ağaçlandırmaya çalışmak bir nevi ağaç cinayetidir. Şunu da biliyoruz ki Anadolu, hem ormanlarını hem de bozkırlarını çeşitli sebeplerle kaybetti ne yazık ki. Ağaçlandırma çalışmalarında ormanların kesimiyle oluşmuş alanların tespiti ve bölgeye uygun türlerle, yakındaki, benzer şartlara sahip bölgelerden gelen tohum veya o tohumlardan üretilen fidanlarla ağaçlandırılması en doğru yaklaşımdır.
  • Soru: Ülkemizde sıkça orman yangınları çıkmakta, bu orman yangınları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
  • Cevap: Bu konuda iki farklı fikir akımı var, bunlara iki farklı ekol diyebiliriz. Bir ekol, yanan orman alanlarının hemen ağaçlandırılması gerektiğini düşünürken, diğer ekol ise yanan orman alanlarının kendi kendini yenileyebileceğini düşünüyor. Şahsen, ben olayı siyah-beyaz olarak görmek taraftarı değilim, iki ekolün de çeşitli yanlarını destekliyorum. Bazı alanlar, Kızılçam kozalaklarının yaydığı tohumlarla kendisini yenileyebilirken, bazı alanlarda, özellikle rüzgara açık ve/veya eğimli sahalarda toprağın üst tabakası erozyonla uçup gidebiliyor ve kozalaklar tohum yaymış olsa bile bu tohumlar taşındığı için ormanın kendini yenilemesi imkansız oluyor. Bana göre, ormanın kendini yenilemesinin zor olduğu sahalarda yakın bölgedeki, benzer şartlardaki ormanlardan temin edilen tohumlar veya o tohumlardan üretilen fidanlarla bilinçli bir şekilde ağaçlandırma yapılabilir.
  • Soru: Orman yangınlarının sık yaşandığı bölgelerde yetişen ağaç türlerinde yangına karşı adaptasyonlar var mı?
  • Cevap: Orman yangınlarının sık yaşandığı bölgelerdeki ağaçlarda bir takım adaptasyonlar mevcut. Mesela, Akdeniz ikliminde yetişen Kızılçam ağaçlarında geçen yılların bazı kozalakları ağaç üzerinde kalır, bu kozalaklar yangın esnasında açılarak tohumları etrafa saçar. Bu ormanda yetişen Karaçam türündeyse bu tarz bir adaptasyon mevcut değildir, geçen yılların kozalakları ağaç üstünde kalmaz. Ayrıca, kızılçam ağaçları diğer yerli çam türlerimizden çok daha genç yaşlarda kozalak vermeye başlar.

Ahmet Bey’e arazi incelemesine vakit ayırdığı için ve bu röportaj için çok teşekkür ediyorum.