Küçük Bir Giriş

90’lı yılların çocukları,televizyonla yeni tanışmış bir neslin çocukları olarak renkli ekran ve –dönemince hissedilen- sayısız içerik ile karşılaşmış,ebeveynlerine göre şımarmaya müsait ama aşırı zeki bir nesildi. Özellikle bu dönemde çocukluğunu geçirmiş nesil  tasolarla oynamış, “9999999999 In 1” yazısını sayısız kez görmüş,sokak oyunlarının tadına son kez bakmış ; televizyon açıldığı zaman da animeler ile içli dışlı olabilmiş demektir : One Piece,Dragon Ball,Slam Dunk,Sailor Moon,Kaptan Tsubasa gibi…
Sizleri bu yazımızda -inanmak zor olsa da- 25 yıl öncesinde yayınlanmış olan bir animeden bahsedeceğiz. Tabi sadece animeden bahsetmeyeceğiz,gizli dünyasını da birlikte keşfedeceğiz. Karşınızda yıllara meydan okuyan bir kült eser ve biyoloji penceresinden incelemesi: Pokémon.

Pokémon’un Tarihçesi

Öncelikle Pokémon’un tarihçesine değinelim. İlk olarak 1996 yılında Japonya’da RPG(Role Play Gaming) türünde bir oyun olarak satışa çıkarılmıştır.Ardından film ve manga olarak piyasaya sürülmüş ve milyonlarca insanın sevdiği bir ürün halini almıştır. Şimdiye kadar 22 sinema filmi, 9 kısa film, 12 seride 31 oyun ve 122’den fazla yan oyun ile piyasada yerini Nintendo şirektinin kurduğu “Pokémon Company” ismiyle almaktadır. [1]. Yıllara dağılmış ürünlerin ardından 6 Temmuz 2016 yılında “Pokémon GO” adıyla çıkan bir telefon uygulamasıyla birlikte hatırlanarak hayranlarınca yaşatılan bir kültür haline gelmiştir.Aslen anlamı  “Pocket Monster” yani “Cep Canavarı”[2] anlamına gelen Pokémon; az çok hatırlanacağı üzere oyuncu karakterlerce kullanılan “Pokéball” adındaki canavar tutucu toplarda saklanıyor ve mücadele anında sahaya sürülüyor.Canlıların kendi içlerindeki rekabeti,öne çıkan özelliklerinin yer ve duruma göre baskınlığı ile de zafer yahut malubiyetleri ile sonuçlanabiliyor.Hadi diyelim ki bu rekabet düzeni basit bir şekilde zihinde kurgulanabilir,peki ya kilit taşı olan karakterler?

Pokémon’un Ortaya Çıkışı

İşte şimdi başlıyoruz.Yapımcısı ve karakterlerin tasarımcısı olan Satoshi Tajiri,doğada gezintiler yapmayı ve doğayla içli dışlı olmayı seven birisidir.Bunun yanı sıra böcek koleksiyonu yapmayı da çok sevdiği biliniyor. Bilinen ile paralel olarak Satoshi Tajiri, ortaya koyduğu bu kült eserin temellerini,Japonya’nın da o dönemlerde önemle benimsediği bir ideoloji olan “doğanın hem korunması,hem de doğadan ürünlerin tüketimini aynı anda uygulamaya çalışılması” gibi bir ideolojiyi benimsemiş.[3]


İşte bundan olsa gerek ki Pokémon’un karakterleri de bir bir doğadan seçilmiş.Elbet ki hayal gücü ve yaratıcılığın doğada göremeyeceğiniz tipte canlıları oluşturması kaçınılmazdır.Buna karşılık aynı doğal süreçlerde olduğu gibi buradaki karakterlerde de bir evrimsel sürecin varlığından ve bir filogeniden bahsedebileceğimizi söyleyecek olursam zannediyorum ki doğa ile bağından daha kuvvetli bir şekilde bahsetmiş olacağım.







Evrim ve Pokémon

Pokémon’ların türleşmesindeki sürece gönderme amacıyla yapılmış illüstrasyon.[4]

Öncelikli olarak evrimsel süreçlerinden bahsedelim. Yazının ilerleyen kısımlarında kendi içlerinde de bir evrim yaşanmasından bahsedeceğiz bu yüzden karışmaması adına belirtmek isterim ki süreç dışı gerçekleşen evrim;başkalaşım,gelişim veya modifikasyon olarak tanımlanabilir.Şu an bahsedeceğimiz evrim terimi ise bundan tamamen farklıdır.
Pokémon evreni için hayatın suda başladığını söyleyebiliriz.Hatta kemikli balıklara benzer Pokémonlar, şimdiki durumlarına en erken ulaşanlar arasında olduğunu söylemek de mümkün.
Süreç dahilinde denizden karaya çıkışın ardından,karasal hayvanlarda gerçekleşmiş 3 farklı evrimsel süreci görüyoruz. Dewgong’dan başlayarak Buzcul türler, Denizkuşu Pelipper’den başlayarak Kuşsular ve Xatu ile başlayıp uçma yeteneği körelmiş monofitik bir gruptan söz edebiliriz.Bu süreci deterministik bir evrim görüşünden kurtularak düşünmeyi tavsiye etsem zannediyorum daha da meraklandıracağım.
Ayrıca monofitik gruptan gelişmiş olup sahip olduğu özellikler bakımından insansılara çok benzetilen Mr.Mimme ve özellikleri nedeniyle çoğu vakit Mr.Mimme’den üstün tutulan Mewtwo ve Arceus gibi karakterler de gelişmiştir.[4]

Mewtwo ve Arceus.
Görsel ilgili siteden 24.03.2020 tarihinde alınmıştır.

Tabi burada küçük bir parantez açmış olalım,Mewtwo ve Arceus’un “üstün” dediğimiz özellikleri insan üstü özellikler olduğundan ötürü “tanrıların kökeni” gibi yorumlamalara da açık bir halde durmaktadır.Haricinde bir çok teolojik yoruma da varılabilir fakat bunların hepsi söylenti ve yorumlamalarla sabittir.Parantezi burada kapatarak evrimsel süreçlerine devam etmek istiyorum.
Karacıl Pokémonlar son bir evrimsel süreçten daha geçer ve sonunda popüler olarak bildiğimiz karakterlerin atalarını oluşturacak grubu var ederler.[4] Tabi bu oluşan grupların kendi içerisinde,sahip olduğu özelliklere göre ayrımları mevcuttur: Normal, Çimen, Ateş, Su, Elektrik, Zemin, Kaya, Uçan, Dövüş, Medyum, Ejderha, Zehir, Hayalet, Buz, Karanlık, Çelik, Peri şeklindedir.[4,5]

Tamam,kurgu kısmını bir kenara bırakırsak gayet Darwinist bir evrim anlayışına sahip sistem ile karşı karşıya olduğumuz aşikar.Gerçek ile örtüşen yanların olması fazlasıyla dikkat çekici değil mi? Fakat sabredin,daha bitmedi.Sizlere bu Pokémon karakterlerinin içerisinde doğada karşılaşabilme ihtimaliniz olduğunu söyleyerek örneklerini kısaca göstermeyi istiyorum.


Pokémon karakterlerinin filogenisini gösteren tablodur.[4]

Pokémon ve Gerçeklik


Başlangıçta da dediğimiz gibi Pokémon’un yapımcısı ve tasarımcısı olan Satoshi Tajiri,böcek koleksiyonu yapmayı çok seven birisidir.Bunun,Pokémon karakterlerinin tasarlanmasında aslında çok büyük bir payı olduğunu söyleyebiliriz zira tasarım bazında baktığımız zaman en verimli şekilde değerlendirdiği alan Arthropod’lar yani Eklmebacaklılar olmuştur.Verim konusunu, ilerleyen kısımlarda görsellerle örneklendirerek yapacağımız karşılaştırmalar ile destekleyeceğim.
Doğa ile içli dışlı olmuş bir yapımcı ve tasarımcının sadece eklembacaklılardan değil diğer canlı türlerinden yararlanmamış olmasını düşünmek pek mantıklı olmaz değil mi? Öyle ki karakterlerden kuş olarak sınıflandırabileceğimiz 78,memeli olarak 249,sürüngen 74,amfibi 40 ve balık olarak 56 tane karakter mevcut[6].Bunun haricinde Pokémon türlerinden de birisi olan böceklerin ve böcekler kadar dahil olabilmiş Arthropod’ların karakter olarak varlıkları,anime olarak yayınlanan ilk serilerde oldukça fazla miktarda olduğunu söyleyebiliriz. Zaman ilerledikçe yeni Pokémon serileri yayınlanmış ve bunlar “nesil” tabiri ile evrimsel hikaye bazından kısmen ayrılmıştır,buna rağmen tüm zamanların karakterlerinin %10’u “Bug” yani “böcek” ismiyle sınıflandırılmaktadır.[5]

Pokémon karakterleri içerisinde takımlar halinde gösterilmiş Insecta üyeleri ve Pokémon dünyasındaki güç seviyeleri karşılaştırmasını belirten tablodur. Buradan yola çıkarak böcek olmayan arthropod’ların %25’lik dilimi kapsadığını söylemek mümkündür.[5]

Pokémonlar ve Gerçekleri

Şimdi verisel dökümleri bir kenara bırakıp sizlerle benzerlikleri görsel olarak da doğrulayalım.Öncelikle Scarabaeidae familyasından bir üye olan Allomyrina dichotoma ile tanışalım.Kendisi baş kısmında ucu çarpı şekline benzer bir boynuz ile rahatça tanınabilecek bir böcek. Benzerini Pokémon’da “Heracross” karakteri ile görmekteyiz.Zannediyorum ki gördüğünüz zaman tek farklarının yalnızca aynı renge sahip olmamaları olduğunu farkedeceksiniz.(Kittel,2018)

Solda Allomyrina dichotoma,sağda ise Heracross yer almaktadır.
A. dichotoma fotoğrafı için [6] ve Heracross için [7]


Gördüğünüz gibi karakterin gerçeğine benzerliği tartışılmaz derecede ortada.Aynı bu şekilde Caterpie,Metapod ve Butterfree isimli karakterleri de örnek verebiliriz.Kendileri Lepidoptera takımının Papilionidae familyasında yer alan canlılardandır.Pokémon dünyasında bu canlının akıbeti önce Caterpie,ardından Metapod ve son olarak Butterfree isimli karakterlere evrilmesi ile görülür.Bu durum aynı tırtıldan kelebek oluşumuna benzediğini söyleyebiliriz.Bu benzerliği Papilio xuthus’u temsilen Caterpie, Metapod’u temsilen Battus philenor ve Butterffree’yi temsilen Aporia crataegi ile göstermek isterim.(Kittel,2018)


Sol kısımda;üstte Caterpie[8],altta Papilio xuthus[9]
Ortada;üstte Metapod[10] altta Battus philenor
Sağ kısımda;üstte Butterfree[11],altta Aporia crataegi
yer almaktadır.

Bunun dışında Phasmatodea takımının Phylliidae familyasında bulunan canlılara benzeyen Leavanny’yi örnek verebiliriz.

Sol tarafta Phylliidae familyasının bir üyesini[12] görmektesiniz.Sağ tarafta ise Leavanny[13] karakteri yer almaktadır.

Ayrıca,Yiğit Efe Sevinçli’nin sitemizde kaleme aldığı o güzel yazısını da burada hatırlatmak isterim.Eğer hala okumadıysanız aşağıdaki uzantıdan ziyaret edebilirsiniz:

Nothomyrmecia macrops türü Hymenopter’in Durant’a benzerliğine ne demeli? Yoksa tam tersini mi söylemeliydim?

Sol tarafta Nothomyremcia macrops[14] türü karınca,sağ tarafta Durat [15] isimli karakter yer almaktadır.

Örneklerimizin tamamını Arthropoda üzerinden vermiş olmak istemediğimden başka bir örnek daha sunmak istiyorum:Charmander.
Charmander aslında adından da anlaşılacağı üzere bir Semender(Salamandar) benzeri karakterdir.Tam bir çeviri yapmak gerekirse karakterin adı “Yanan Semender” anlamına geliyor da diyebiliriz.Koyu renk ve göz rengi farkından başka bir fark olmadığını göreceksiniz,tabi yanan kuyruktan bahsetmiyorum bile.

Sol tarafta Jefferson Semenderi diye de bilinen Ambystoma jeffersonianum[16],sağ tarafta Charmander[17] karakteri yer almaktadır.

Görüldüğü üzere benzerlik konusunda tartışılacak pek de bir şey yok.Öyle ki Satoshi Tajiri,koleksiyonu için arazi çalışması yaparken sadece toplamakla yetinmemiş,detaylıca incelemiş ve fiziki yapılarını modelleyebilecek kadar bilgi sahibi olmuş.İlk dönemler kendisi,ilerleyen dönemlerde de ekibiyle ortaya koyduğu nesillerce Pokémon karakterinin gerçek dünyadaki kökenini böylece anlamış olduk.

Son olarak…

Bu yazımda -özellikle çocukluğu 90’lı yıllara denk gelen okurlarımızın- “Ben Pikachu’yum,sen de Bulbasaur’sın tamam mı?” diyerek kurdukları çocukluk oyunları ile anıları yâd etmelerini,kimilerince basit bir animasyon olarak görülebilecek Pokémon’un aslında doğa ile ne kadar büyük bir alışveriş içerisinde bulunduğunu ve ilhamını tam anlamıyla doğadan aldığına hep birlikte şahit olmayı istedim.
İster gerçek dünyanın içerisinde sıkışıp kalalım,istersek hayal dünyasının deryasına dalalım.Unutmayalım ki doğa bizi her zaman kucaklayacaktır,en çok tahrip etmiş canlı olsak bile.


Son olarak bu yazıyı yazmamda bana ilham verem Ahmet Akkoç’a teşekkürlerimi sunarım.

Billim ile kal,sevgili okur!


Kaynakça:
[1] BnF Catalouge général,15.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[2] Dictionary.com , 24.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[3] Bainbridge, J. (2014). ‘It is a Pokémon world’: The Pokémon franchise and the environment. International Journal of Cultural Studies, 17(4), 399–414.
[4] Shelomi,M. ve ark.,(2012),A Phylogeny and Evolutionary History of the Pokémon,Annals of Improbable Research,18(4),15
[5] R.A.Schmidt-Jeffris, J.C.Nelson, Gotta Catch ’Em All! Communicating Entomology with Pokémon, American Entomologist, Volume 64, Issue 3, Fall 2018, Pages 159–164
[6] Kittel,R.(2018) The entomological diversity of Pokémon,Journal of Geek Studies, 5(2): 19–40.
[7] Pokémon Database,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[8] Pokémon Pokedex,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[9] Wikiwand,25.03.2020 tarihinde alınmıştır.
[10] Pokémon Database,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[11] Pokémon Pokedex,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[12] Pinterest,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[13] Pokémon Pokedex,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[14] Myrmecos,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[15] Pokémon Pokedex,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[16] Ontario,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.
[17] Pokémon Database,20.03.2020 tarihinde erişilmiştir.