Yunanca miso kelimesi ile ses anlamındaki phonia kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor. [1] İlk kez 2001 yılında Jastreboff  tarafından tanımlanmıştır. Hala nedeni tam olarak belirlenmemiştir. Bilim insanları arasında psikiyatrik ya da nörolojik bir sorun olduğu tartışılıyor.


Aslında hepimiz belli aralıklarda misophoniayız. Yani belli seslere karşı çok fazla tepki gösterebiliyoruz. Örneğin birinin yemek yemesinden hapşurmasından, nefes alıp vermesinden ya da dışarıda ki korna sesine, bağırtı seslerine aşırı tepki verip öfkeleniyorsak bu rahatsızlığa sahip olabiliriz.

Genellikle çocuk yaşlarda içine kapanık bireylerde, kaygı ve davranış bozukluğu olan ya da travma geçirmiş kişilerde görülme olasılığının yüksek olduğu belirtilmiştir. Yapılan araştırmalarda her 10 insanın 2′ sinde rastlanabilmektedir. Araştırmaların ilginç bir özelliği ise kadınlarda görülme olasılığının erkeklere göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.

Misophoniayanın neden kaynaklandığı dediğimiz gibi tam olarak bilinmiyor. Ortaya atılan bir çok iddia var. Hastalığın işitme ve algı bozukluğu ile ilgili olduğu düşünülüyor. Ancak daha sonra yapılan araştırmalarda psikolojik bir semptom olduğu da ileri sürülmüştür. Misophonia hastalarında yapılan beyin görüntüleme araştırmaları, anterior insular kortekste anormal aktivitelerin oluştuğunu saptamıştır ve hastaların çevresel seslere verdiği yanıtlar ve işleme süreçlerinde farklılık gözlenmiştir. [2]

Şimdi bu hastalığın belirtilerine göz atalım.



Genellikle bu hastalar da yemek yerken çatal bıçağın birbirine değmesinden, içecek içerken çıkartılan sesten , derin nefes alırken çıkan hırıltıdan, hapşırma, esneme, horlama, ıslık, öksürük gibi seslerden aşırı rahatsız olurlar. Bu rahatsızlıklarını karşı tarafa öfke patlamalarıyla , sözlü ve ya fiziksel şiddet göstererek belirtebilirler. Hatta bazen ortamdan uzaklaşarak iletişimi tamamen kesebilirler.

Genellikle ergenlik yaşlarından başlasa da ileri ki yaşlarda bu hastalığın teşhisi konuluyor. Hatta bazen hastalar bu hastalığın farkında değillerdir. Kendi başlarına çözüm yolu ararlar.

Hastalar bu seslerden dolayı sosyal hayatları zor durumdadır. Ortamdan kendini uzaklaştırmaya çalışır ve yalnızlaşır. Bu hastalar sadece yüksek seslere karşı hassasiyetleri yoktur. Bazı hafif seslere karşı da hassaslardır.

Ek olarak obsesif -kompulsif bozukluğu, anksiyete bozukluğu, tourette sendromu olan kişilerde de misophonia ortaya çıktığı gözlenmiştir. Ayrıca mide, bağırsak sorunları yaşayan, idrar problemleri bulunan ve cinsel hayatı sorunlu olan bireylerde de bu hastalığa yakalanma riski yüksektir.

Çoğu kişi bu rahatsızlığı halk arasında kulak çınlaması olarak bilinen tinnitusla karıştırır. Tinnitus da kişiler hayali sesler ve ya uğultular duyarlar. Misophonide ise belli seslere karşı tetiklenme olur. Hatta bazı doktorlar bu iki rahatsızlığının birbirini tetiklemediğini belirtirler.

Misophonianın tedavisi henüz yoktur. Ama bu hastalığın tedavisinde bazı yöntemleri kullanılmaktadır. Bu yöntemden bazıları şunlardır:

  1. Beyaz ve pembe ses dediğimiz ( Beyaz ses , bir çok sesin aynı ortamda olmasıdır; pembe ses de sabit bir şekilde yağan yağmur ya da rüzgar sesine benzetebiliriz.) sesleri bastırmasını sağlayan işitme cihazların kullanılabilir.
  2. Ses terapisi dediğimiz yöntemin kullanılması. Bu yöntemde hastanın rahatsız olduğu sesler belirlenir ve o sese odaklanmamalarıyla ilgili terapi yöntemi kullanılabilir.
  3. Seslerden uzak durmak için müzik dinlenebilir ya da kulak içi tıpa kullanılabilir.
  4. Bu rahatsızlıktan dolayı stres yaşanmışsa rahatlamak için meditasyon yapılabilir.
  5. Son olarak rahatsız olunan sesleri sevdiklerimizle paylaşarak onlardan bu konuda yardımcı olmalarını isteyebilirsiniz.




Kaynakça ;

A) [1] Hadjipavlou, G. ve ark., “Selective sound intolerance and emotional distress: what every clinician should hear.”, Psychosom Med, Cilt 70, s. 739-740, 2008. (23.04.2020 tarihinde ulaşılmıştır.)
Schwartz, P., Leyendecker, J., Conlon, M., “Hyperacusis and misophonia: the lesser-known siblings of tinnitus.”, Minnesota Medicine, Cilt, 94, Sayı 11, s. 42-43, 2011. (23.04.2020 tarihinde ulaşılmıştır.)

B)[2] Jastreboff PJ. Tinnitus habituation therapy (THT) and tinnitus retraining therapy (TRT) In: Tyler RS, editor. Tinnitus Handbook. San Diego: Singular, Thomson Learning; 2000. pp. 357–376. (24.04.2020 tarihinde ulaşılmıştır.)

C) Edelstein M., Brang D., Rouw R., Ramachandran V. S. (2013). Misophonia: physiological investigations and case descriptions. Front. Hum. Neurosci. 7:296. 10.3389/fnhum.2013.00296. (22.04.2020 tarihinde ulaşılmıştır.)

D) Moller A. R. (2011). “Misophonia, phonophobia, and “exploding head” syndrome,” in Textbook of Tinnitus, eds Moller A. R., Langguth B., De Ridder D., Kleinjung T. (New York, NY: Springer; ), 25–26. 10.1007/978-1-60761-145-5_4. (22.04.2020 tarihinde ulaşılmıştır.)

E) Vulink, NC, van Loon, AJ, & Denys, DA. (2017). Cognitive behavioral therapy is effective in misophonia: An open trial. J Affect Disord, 217, 289-294. (22.04.2020 tarihinde ulaşılmıştır.)