Günlük hayatımızda yaşadığımız strese kıyasla; 1793 yılında tahtından indirilen ve giyotine kurban gideceğini öğrenen Marie Antoinette, böylesi bir travmanın etrafında, ne tür bir strese gebe kalmıştır? Yaşadığı muazzam stresin etkisi; o gece saçını tamamıyla gri-beyaza çalacak kadar büyüktü!

Marie Antoinette idam cezası için alınırken, William Hamilton, 1794.[*]

Marie Antoinette sendromu, birinin saçlarının aniden beyazlaştığı (Saçlardaki pigmentin azalması, normalden beyaza kadar gri olarak algılanan bir dizi renk üretir.) bir durumu ifade eder. Bu durumun adı, 1793’te idam edilmeden önce saçları aniden beyaza dönüşen Fransız Kraliçesi Marie Antoinette’ten gelir.[1]

Nadir bir olay olmasına rağmen ilginçtir ki, talihsiz Fransız Kraliçesi böyle bir iddiada bulunan tek tanınmış tarihsel figür değildir. İskoç Mary Kraliçesi’nin de buna benzer bir sonla saçlarının bir gece içerisinde beyaza dönüştüğü bilinmekle beraber, bu tür tarih içerisinde gerçekleşen vakaların olması, günümüz tıp literatürü içerisinde; doktorların ve araştırmacıların merakını tutuşturmaya yetmiştir.

Ancak çoğu zaman, araştırmacıların bir kısmı bunun muazzam bir psikolojik stresin oluşturduğu baskının bir ürünü olduğunu söylerken; bir kısmı da yukarıda bahsedilen iki tarihsel durumun, infaz cezasına bir tepki olduğunu düşünmektedir.[2]


Portrait of Queen Marie-Antoinette and her children.[*]

Sir Thomas More (1478-1535) is a painting by
Charles Henry Granger. [*]

Aynı zamanda rönesans döneminin ünlü hümanist yazarı, İngiliz avukat Thomas More’un da 1535’te idamından hemen önce saçlarının ağardığı rivayet edilir.[3] Saçın grileşmesi yaşla birlikte doğaldır. Yaşlandıkça, saç renginden sorumlu olan melanin pigmentleri azalmaya başlar. Ancak bu durumun kökeni yaşla ilgili değil, Alopesi areata adı verilen bir tür ani saç dökülmesi ile ilgilidir.[3] (Hikayelerin doğru olup olmadığına bakılmaksızın, Marie Antoinette’in ölümü sırasında sadece 38 yaşında olduğunu da belirtmek önemlidir.)

Stres hormonlarından serbest radikallere kadar her şey, potansiyel olarak saçın ağarma sürecini hızlandıracak etkiyi tetikleme görevinde yer alacaktır. Bir kişinin kafasında görünen saç telleri herhangi bir canlı hücre içermez. Bu nedenle, başın üzerindeki saçlar fizyolojik stresin doğrudan etkilerine karşı savunmasız olarak kabul edilir.[4]

Bu stres, kıllar ortaya çıkmadan önceki (saç büyüme döngüsünün ampul/folikül kısmı sırasında) süreçte değişiklik yapabilirken, Marie Antoinette sendromundaki saç değişikliklerinin arkasındaki mekanizmayı tam olarak açıklamıyor gibi görünmektedir.[5]

Ancak yapılan güncel araştırmalarla kronik stresin neden olduğu DNA hasarının, birinin saçının griye çalma ihtimali üzerinde bir etkisi olabileceğini öne süren bir fare çalışmasının sonuçları yayınlanmıştır. Yapılan diğer araştırmaların da neticesinde, yalnızca pigmentli saçların durumdan etkilendiğini, beyaz kılların ise korunduğu gözlemlenmiştir.[6]

Saçınızın rengi koyu ise, saç renginizdeki en ufak bir değişiklik bile fark edilir, bu da insanların Marie Antoinette Sendromu olarak yanlış anlaşılmasını sağlayabilir. Bunlardan biri de son yirmi yıllık süre zarfında artan ilaç kullanımının yarattığı hormonal anormalliklerin bir sonucu olarak; saçlarının gri-beyaza çalması örnek verilebilir.[7]

Benzer bir şekilde; vücut kalsiyum veya vitamin gibi yeterli besinleri almıyorsa, bu da Marie Antoinette Sendromu’na neden olabilir. Bu vakaların hepsi Marie Antoinette Sendromu’yla ilgili olabilecek bazı tıbbi durumlardır. Ancak bu koşullardan hangisinin Marie Antoinette Sendromu’nun anormalliğiyle %100 eşleşeceği hala doğrulanmamıştır.

Hikayeler yanlış olarak kabul edilse bile, menenjal kanama geçiren bir adamın bıyık ve sakal kıllarının yarısının üç gün içinde tamamen beyazladığına veyahut sol gözü çıkan dokuz yaşındaki bir çocuğun saçlarının iki gün içerisinde beyazladığına dair çeşitli raporlar vardır.[8]

Yine de bu konuda yanlış nitelendirilebilecek vakalar ortaya çıkabilir. Bunun sebeplerinden biri de erken ağaran veya saçın aniden beyazlaması sonucunu doğurabilecek çeşitli nedenlerdir.[9] Bu yüzden öncesinde aşağıda yer alan koşullar göz önünde bulundurulmalıdır:

Alopecia areata: Halk arasındaki adıyla saçkıran ya da kılkıran hastalığı, saçlı deri, sakal bölgesi, kaşlar, kirpikler ve diğer vücut kıllarının, belli bir belirti olmaksızın, tüm vücuda yayılmış bir biçimde dökülmesiyle kendini gösteren bir hastalıktır. Saç köklerinin yeni saç oluşturma eğilimini durdurmasına neden olur. Buna karşılık, mevcut saçlar da düşebilir. Halihazırda bazı gri veya beyaz saç tellerine sahipseniz, bu durumdan kaynaklanan kel yamalar bu tür pigment kayıplarını daha belirgin hale getirebilir. Bu, aslında artık daha belirgin olduğunda, yeni pigment kaybınız olduğu izlenimini de yaratabilir. Uygun tedavi ile yeni saç büyümesi gri tüyleri maskelemeye yardımcı olabilir ancak saçınızın kademeli olarak griye dönmesini engelleyemez.

Genlerimiz: Eğer erken ağaran saçlara dair bir aile öykünüz varsa, bu sizin de risk altında olabileceğinize dair bir ihtimal taşıyacaktır. Mayo Clinic’e göre, IRF4 adında, bu konuda rol oynayabilecek bir gen vardır. Gri saçlara genetik bir yatkınlık, saç rengi değişikliklerini tersine çevirmeyi zorlaştırabilir.

Hormonal değişiklikler: Bunlar arasında tiroid hastalığı, menopoz ve testosteron seviyelerinde oluşabilecek değişiklikler bulunabilir. Gösterildiği takdirde, doktor hormon seviyelerinere bağlı olarak yardımcı olabilecek ilaçlar yazabilir ve belki de daha erken ağarmayı durdurabilir.

Doğal olarak daha koyu saçlar: Doğal olarak koyu ve açık saç renklerinin her ikisi de grileşmeye eğilimlidir. Bununla birlikte, koyu renk saçlarınız varsa, herhangi bir saç beyazlatma şekli daha belirgin görünür. Bu gibi durumlarda geri dönüşümlü değildir. Nemours Vakfı’na göre, tüm kılların griye dönmesi on yıldan fazla sürebilir, bu yüzden bu ani bir olay değildir.

Beslenme eksiklikleri: B-12 vitamini eksikliği özellikle temel noktalarından biridir. Eğer eksik beslenmeye karşı yeterince dengeli bir şekilde beslenildiği sürece ters beslenme mekanizması ile ağaran saçları yavaşlatmak mümkündür. Bir kan testi ile bu tür eksiklikleri doğrulanabilir.

Vitiligo durumu: Bu tür bir otoimmün hastalık, ciltte pigment kayıplarına neden olabileceği gibi belirgin beyaz lekeler oluşturabilir. Bu tür etkiler saç pigmentinize kadar uzanabilir ve saçlarınızın griye dönüşmesini sağlayabilecek etkiyi oluşturabilir.

Kraliçe Marie Antoinette ve Thomas More örneğinde olduğu gibi, hiç şüphe yoktur ki, ikisi de idam edilme sırasında aşırı stres içindeydiler. Böylesi bir olayın gerçekliği elbet doğrulanma kısmında yanıltıcı olabilir lakin günümüzde normalden daha fazla stres alan insanların daha fazla saç dökülmesi ile karşılaştığını ve saç renginde değişikliğe uğradığını gözlemlemek, elde edilen istatistiklerin sonucunda mümkündür.[10]

Ancak bu noktada araştırmacıların bir itirazı vardır. Bu itiraz, stresin Marie Antoinette sendromuna neden olabileceği gibi aynı zamanda stres nedeniyle saçların aniden beyaz renge dönüşmesinin bir yolu olmadığını da belirtmektedir. Bu süreç, stresin büyüklüğü ile ters orantılı olarak birkaç yıllık zaman zarfını alabilir.

Hiç şüphe yoktur ki, vücudumuzdaki küçük bir değişiklik için bile doktora gitmemiz gereklidir ama bazen bu tür spesifik durumlar için; her ne kadar doktorlar bir çözüm bulamayacak olsa da, stresin oluşturacağı farklı pencerelerin etkileri, elbet yayılım göstererek farklı olguların harekete geçmesini sağlayabileceğini unutmamak gerekir.

Günümüzde çoğu insan hala Kraliçe Marie Antoinette’in hikayesine inanıyor olsa da bugüne kadar saçlarının bir gecede nasıl beyaz renge dönüştüğü hala gizemini korumakta. Bu nedenle, bu efsanelere inanmak yerine, bugünün tıbbi araştırmalarına yönelmek ve bir gecede saç renginin değişmesi veya Marie Antoinette sendromu gibi bir şey olmadığına inanmamak en iyisidir.


Kaynakça

Yazı Sahibi

Selam ben Berke! Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Belgesel izleyerek büyüdüğümü söyleyebilirim. Özellikle derin denizlerin ve savanların katillerine ayrı bir hayranlığım var. Bunların dışında boş zamanlarımı Çin mitolojisine ait eserleri çevirmek, anime izlemek, telli ve yaylı enstrümanları çalarak geçirmeyi severim.