Doğu dünyasının edebiyat anlayışında,özellikle islamî bir felsefe ile kaleme alınmış eserlerde ve Divan Edebiyatımız içerisinde benimsenmiş bir konudan bahsedeceğiz bugün. Edebiyat’ın en bilimsel halinden,doğada gördüklerimizden,şem’den ve pervâneden …

Aslında sadece doğu değil,aynı zamanda batı düşünürlerinde de görebileceğimiz bir fikrin varlığından söz ediyoruz. Johann Wolfgang von Goethe‘nin “Selige Sehnsucht” yani “Mutlu Özlem” şiirinin son dizelerinde geçen “Öl ve Ol” sözünün varlığını bilmek,bu görüşün yalnızca oryantalist bir görüş olmadığını da bizlere gösteriyor olacak [1] :

Ve hiçbir uzaklık güç gelmez sana
Uçarak ve bağlı, gelir koşarak
içinde ışığa duyduğun hasretle
Ölürsün, ey kelebek, sen de yanarak!



Selige Sehnsucht,Johann Wolfgang von Goethe

Bilim ile haşir neşir olan bizlerin pek de sık rastlamadığı bir ikili olan “Şem” ve “Pervâne” kelimelerini, bir giriş niteliği taşıması adına açıklamakta fayda görüyorum. “Şem” kelimesi,aslen Arapça bir kelime olup “mum” veya “ilahî nur” anlamına gelirken “Pervâne” kelimesinin Farsça bir kökene sahip olduğunu ve “çark“, “kılavuz” , “yönelme” veya “ışığı takip eden canlı” anlamına geldiğini görmekteyiz [2,3,4].

Anlamlarını öğrendik, peki bu alegorik edebiyatın içerisinde ne gibi yerlerde kullanılmış? Nedir bu kelimelerin birleşmesindeki anlam? Biraz da buna bakalım.

9. Yüzyıl’da Hallâc-ı Mans’ur‘dan başlayarak 17. Yüzyıl dolaylarına kadar olan süreçte “Şem’ü Pervane” tabiri birçok anlamda değerlendirilmiştir. Şem yani mum; aydınlatma,yanma ve erime üzerinden birçok alegoriyi üzerinde barındırmış, pervane motifi ile birleşimi sonucunda insana veya tanrıya duyulan aşkın yanı sıra bedel ödemek veya erdemlilik gibi daha bir sürü anlam taşımıştır.[5]

Sizlere bu anlam yüklemelerine örnek olacak bir beyit göstermeyi isterim. 18. Yüzyıl şairlerinden Beliğ Mehmed Emin, bizlerin de yöneleceği -yani pervane olacağımız- bir noktaya işaret ediyor :

Pik-biz ‘işık u ma’şôkda hiç şerm olmaz
Şem’-i bezmi alenen sineye pervine çeker

Beliğ Mehmet Emin[5]

Hatta daha anlaşılır bir dil ile aktarmak gerekirse:

Sadık olan aşıkta ve maşukta utanma olmaz.

Zira pervane, meclis mumunu açıkça (göz göre göre-göstere göstere) sinesine çekmektedir.

[5]

Mum ile pervanenin aşk ve sadakat üzerinden yapılmış ilişkilendirmesi, sadakatinden ötürü mumdan canı yanacak olduğunu bile bile giden ve ateşte yanarak yok olan bir pervane böceğinden bahsetmekte. İşte bu noktada edebiyatı bırakıyor,koşar adım bilime yöneliyoruz.

Serimizin bir önceki yazısında da temel konu edindiğimiz “Böcek Davranışı”, burada da karşımıza çıkıyor. İlgili yazıya aşağıdaki bağlantıdan da ulaşabilirsiniz:

Ele aldığımız bu olayın,özünde yaz gecelerinde sıkça şahit olduğumuz bir olay olan lamba etrafındaki böceklerden bir farkı yoktur. Zannediyorum ki tek fark, yaşanan dönem olacaktır.Örnekte verdiğimiz ve nice şairin de üzerine nice şiirler yazdığı dönemlerde ışık kaynağı olarak meşale, mum, yağ ve fitil gibi ateş bazlı materyaller kullanılırdı. Bu yüzden ışığa yanaştıkça ateşinde yanacaklar ve yok olacaklardır. İşte bu durumu davranış çalışmalarına dayanarak “Fototaksi” denmektedir. Özellikle Drosophila’larda çalışılmasının yanı sıra diğer böcek türlerinde ve alglerde de de bariz şekilde görülmektedir. Tabi bu görüntüye verdiğimiz lamba örneğinden farklı olarak da rastlayabiliriz.

Görsel,ilgili kaynaktan alınmıştır. [*]

Fototaksi,canlıların ışık kaynağına pozitif veya negatif etkiyle yönelmesidir. Bu yönelmeyi ikiye ayırmaktaki sebep,kimi canlıların ışığa yönelirken kimilerinin de ışıktan kaçması sebebiyledir. Bunun sebeplerine indiğimiz zaman karşımıza birçok durum ve benzer bir işleyiş çıkmakta: hormonlar. [6,7]

Fototaksi’nin Canlılardaki Yansıması


Kahverengi alglerin seks feromonu sebebiyle yaşadğığ negatif fototaksi [8]




Organizasyonel hiyerarşi esasınca daha basit yapılı diyebileceğimiz alglerden başlayacak olursak Kahverengi Alg olarak adlandırılan Cutleriaceae familyasından Mutimo cylindricuss türünün sujları üzerinde yapılan deneylerde üreme esnasında salgılanan feromonun (ektokarpen), cAMP ve Ca++ sinyal yolunu etkileyerek inhibe edici etkiye sahip olduğu tespit edilmiş ve fotoreseptörler arası iletişimi aksatmasından ötürü negatif fototaksi görülmüştür. Üreme esnasında ışıktan kaçmak eğiliminin sadece erkek bireylerde olması da ayrı bir tartışma konusu olması gerektiği kanısındayım. [8]

Bunun yanı sıra flagellaya sahip,ökaryotik ve tek hücreli bir alg olan Chlamydomonas’ın ışığa besin ve oksijen derişimi sebebiyle yönelimini söylemek ve fotoreseptörlerin buna göre inaktif pozisyonda bulunması da gayet mümkündür.[9,10] Şekilde de görüldüğü üzere sabit ortamlarda yapılmış ışık deneyinde ışığa maruz bırakılan örnekte canlıların ışığa maruz kalan taraftaki birikimi görülmektedir.

Chlamydomonas reinhardtii’nin fototaksi hareketi [10]

Denizanası

Daha üst organizasyona sahip olan denizanalarında da bunu görmek mümkündür. Ocelli organına düşen gölgenin varlığı veya yokluğu sebebiyle yırtıcı-avcı bir davranışa hazır bulunma hali veya pasif hareket göstermesi durumu buna örnek gösterilebilir.[11] Videoda bu yönelimi görmeniz çok daha rahat ve anlaşılır olacaktır.

-Böcekler

Geldik son ve en değerli örneğimize,böcekler! Böceklerin bu davranış içerisinde bulunması durumunu,ışığa bağlı uçma faaliyetinde ışığın spektrumu ve yönelimine göre yön bazında değişiklik gösterebilmektedir. İşte bu durumu araştıran bilim insanları,ışıkla karşılaşan bir Drosophila melanogaster’in dopamin ve ahtapamini salgıladığını ve bunun eksprese eden nöral devrelerdeki aktivitelerde değişiklik yaşanması sonucu salgılanan bir takım aminlerin bu harekete sebep olabileceğini söylemektedir.Bunun dışında elbet ki fotoreseptörlerin fiziksel ve genetik geçmişi burada belirleyici faktör görevinde olacaktır [12]. Böceklerin dış ve iç durumundaki karışıklığın,zamane şairlerinin öngörüsü olması ihtimali her ne kadar tutarlı olmasa da aşk kadar karmaşık bir durum olduğunu düşünmek işten bile değil! Haklısın sevgili okur,biraz fazla kaçtı bu hayal.Öyleyse ortasını bulalım ve yazımızı sonlandıralım

Son olarak…

Bizler doğanın hikayesini insanca anlatmaya devam ederken,bizim hikayemizi doğanın nasıl anlattığını diğer yazılarımızda birlikte görelim.Bilimle kal sevgili okur!


Kaynakça

[1] Özkan,S. (2016), Mevlânâ ve Goethe, İstanbul:Ötüken Yayınları
[2] Ayverdi, İ. , (2016). Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı Yayınları.
[3] Sungurhan-Eyduran, A. ,(2006). Şem‘. Türk Dünyası Edebiyat Kavramları ve Terimleri Sözlüğü. (c. 5, ss. 392-393). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
[4] Devellioğlu, Ferit (2013). Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
[5]Demirel,G.,(2006), “Şem’ ve Pervane” ‘nin İçsel Yolculuğuna Dair
Felsefî Bir Yaklaşım,Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi,136-142

[6] Martin, EA, (1983), Macmillan Yaşam Bilimleri Sözlüğü (2. baskı), Londra: Macmillan Press, s. 362,
[7] Menzel, R. (1979), “Spectral Sensitivity and Color Vision in Invertebrates”, in H. Autrum (ed.), Comparative Physiology and Evolution of Vision in Invertebrates- A: Invertebrate Photoreceptors, Handbook of Sensory Physiology, VII/6A, New York: Springer-Verlag, pp. 503–580.
[8] Terauchi ve ark.,(2019) , A brown algal sex pheromone reverses the sign of phototaxis by cAMP/Ca2+ dependent signaling in the male gametes of Mutimo cylindricus(Cutleriaceae),Journal of Photochemistry & Photobiology ,B:Biology,192 ; 113-123
[9] Ueki ve ark. Eyespot-dependent determination of the phototactic sign in Chlamydomonas reinhardtii, PNAS;113 (19) 5299-5304
[10] Okita ve ark.,(2005), Phototactic activity in Chlamydomonas ‘non-phototactic’ mutants deficient in Ca2+-dependent control of flagellar dominance or in inner-arm dynein, Journal of Cell Science,118: 529-537
[11] Katsuki, Takeo; Greenspan, Ralph J. (2013). “Jellyfish nervous systems”. Current Biology. 23 (14): R592–R594. 
[12] Gorostiza, E. A., Colomb, J., & Brembs, B. (2016). A decision underlies phototaxis in an insect. Open biology6(12), 160229