Bugünlerde HIV (Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü), dünyanın en büyük salgınlarından biri olmaya devam etmektedir. HIV, kan ve korunmasız cinsel temas yoluyla bulaşan ve vücudun çeşitli dokularına yerleşebilen ancak esas etkilerini bağışıklık sistemi üzerinde gösterdiği gibi aynı zamanda, AIDS’e (Acquired Immune Deficiency Syndrome / Kazanılmış Bağışıklık Yetersizliği Sendromu) yol açabilen bir virüs türüdür.

Bilim adamları, HIV’in aslında 1930’larda Batı Afrika’daki şempanzelere özgü bir virüsten geldiğine ve başlangıçta, avlanma yoluyla kan transferinden insanlara bulaştığına inanıyorlar. On yıllar boyunca, virüs Afrika’ya ve dünyanın diğer bölgelerine yayılmaya devam etmiştir.

Virüsün Keşfi

1980’lerin başında, bağışıklık sistemleri etkili bir şekilde çökmekte olan binlerce insanı öldüren ve onların hayatını tehdit eden bir dizi hastalığa karşı savunmasız bırakan gizemli bir hastalık hakkında çok az şey biliniyordu. 1983 yılında Amerikalı hekim-bilim adamı Robert Charles Gallo ve Fransız virolog Luc Antoine Montagnier AIDS etkeni HIV’i tanımladılar. 1986 yılında Batı Afrika’da HIV-2 adında bu virüsün yeni bir tipi bulundu. 2008 yılında Nobel Tıp Ödülü Fransız virolog ekibi Françoise Barré-Sinoussi ve Luc Antoine Montagnier’e verildi[1].

Doktor Luc Montaigner and Robert Gallo Aids üzerine yaptıkları çalışmadan dolayı ödül alırlar. New York, Kasım 21, 1986. (Fotoğraf sahibi Allan Tannenbaum) (*)

Virüsün Yapısı

Virüslerin hepsi,konakları için zararlıdır ve insanlarda da birçok ölümcül hastalığa neden olan çok sayıda virüs bulunur. Bunlardan biri de AIDS’e yol açan HIV virüsüdür. 2013 yılında ölümüne yol açtığı insan sayısı bir buçuk milyondan daha fazladır. İnsana maymun türlerinden zoonotik olarak geçmiş olduğu düşünülen HIV, bir Retrovirüs olup Lentivirus cinsi içerisinde sınıflandırılmıştır. Retrovirüsler RNA genomu taşıyan zarflı virüslerdir ve DNA aracılığıyla ikileşme yapabilirler. Diploit olan tek RNA virüsüdür. Bünyesinde 3 enzim barındırır. Bunlar: Revers Transkriptaz, İntegraz ve Proteazdır. Ters Transkriptaz enzimiyle RNA’dan DNA dönüşümü yapabilirler[2].

HIV Nasıl Bulaşır?

HIV enfekte olmuş bir partnerle korunmasız cinsel ilişkiye yaparak yayılır. Virüs vücuda cinsel ilişki sırasında vajina, vulva, penis, rektum veya ağızdan girebilir.Ayrıca enfekte olmuş kanla temas yoluyla da yayılır. Bağışlanan kan, HIV enfeksiyonu kanıtı açısından taranmadan ve kan ürünlerinde HIV’i yok etmek için ısıl işlem teknikleri uygulanmadan önce HIV, kontamine kan veya kan bileşenlerinin transfüzyonu yoluyla bulaşmış olabilir. Günümüzde, kan taraması ve ısıl işlem nedeniyle, bu tür transfüzyonlardan HIV alma riski son derece azdır.Sıklıkla, virüs bulaşmış birinden çok az miktarda kanla kontamine olmuş iğnelerin veya şırıngaların paylaşılmasıyla enjeksiyon uyuşturucu kullanıcıları arasında yayılır. Bununla birlikte, bir hastanın bir sağlık çalışanına HIV vermesi veya kontamine iğneler veya diğer tıbbi aletler ile kazara ulaştırması son derece nadirdir[3].


Kadınlar hamilelik veya doğum sırasında HIV’i bebeklerine bulaştırabilir. HIV ile enfekte olan tüm tedavi edilmemiş gebe kadınların yaklaşık dörtte biri ila üçte biri enfeksiyonu bebeklerine geçirecektir. HIV, virüs bulaşmış annelerin anne sütü yoluyla da bebeklerine bulaştırabilmektedir. Anne hamilelik sırasında AZT (Azidotimidin olarak da bilinen Zidovudin, HIV / AIDS’i önlemek ve tedavi etmek için kullanılan bir antiretroviral ilaçtır) ilacını alırsa, bebeğinin HIV ile enfekte olma şansını önemli ölçüde azaltabilir. Sağlık hizmeti sağlayıcıları anneleri AZT ile tedavi eder ve bebeklerini sezaryen ile teslim ederse, bebeğin enfekte olma şansı yüzde 1 oranında azaltılabilir. Uganda’daki Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü (NIAID) tarafından desteklenen bir çalışmada, HIV’in enfekte bir anneden yeni doğana, bugüne kadar incelenen diğerlerinden daha uygun fiyatlı ve pratik olmasını önlemek için oldukça etkili ve güvenli bir ilaç türü bulunduğu belirtildi. Çalışmanın sonuçları, doğum sırasında HIV ile enfekte olmuş bir kadına ve doğumdan sonraki üç gün içinde bebeğine verilen antiretroviral ilaç nevirapinin (NVP) tek bir oral dozunun, benzer kısa bir AZT seyrine kıyasla iletim hızını yarı yarıya azalttığını göstermektedir[4].

Araştırmacılar HIV bulaşmış insanların tükürüklerinde virüsü bulmuş olsalar da, virüsün tükürük ile temas yoluyla yayıldığına dair bir kanıt bulamamışlardır. Laboratuvar çalışmaları, tükürüğün HIV’in enfekte etme gücünü sınırlayan doğal özelliklere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. HIV ile enfekte olan kişilerin üzerinde yapıldığı araştırmalar sonucunda, virüsün öpüşerek tükürük yoluyla başkalarına yayıldığına dair hiçbir kanıt bulunamamıştır. Bilim adamları ayrıca HIV’in ter, gözyaşı, idrar veya dışkı yoluyla yayıldığına dair hiçbir kanıt bulamamışlardır[5].

HIV ile enfekte olan kişilerin aileleri üzerinde yapılan araştırmalar, HIV’in mutfak eşyaları, havlular ve yatak takımları, yüzme havuzları, telefonlar veya tuvalet koltukları gibi geçici temaslarla yayılmadığını açıkça göstermiştir. HIV, sivrisinekler veya tahta kuruları gibi ısırıcı böcekler tarafından da yayılmadığı bilimsel testler sonucunda gösterilmiştir[6].

HIV, aşağıdaki gibi riskli davranışlar sergileyen herkesi enfekte edebilir

  • İlaç iğnelerinin veya şırıngaların paylaşımı
  • Prezervatif kullanmadan enfekte bir kişiyle cinsel ilişkiye girmek
  • HIV durumu bilinmeyen biriyle cinsel ilişkiye girmek

Aids Nedir?

AIDS terimi, HIV enfeksiyonunun en ileri aşamaları için geçerlidir. CDC, AIDS’in tanımı için resmi kriterler geliştirmiş ve ABD’de AIDS’in yayılmasının izlenmesinden sorumlu olan tıbbi sınıflandırma sistemidir.

CDC’nin AIDS tanımı, kübik milimetre kan başına 200’den az CD4 pozitif T hücresine sahip HIV ile enfekte olmuş tüm insanları içerir. (Sağlıklı yetişkinler genellikle 1000 veya daha fazla CD4 pozitif T hücresi sayısına sahiptir.) Buna ek olarak, tanım ileri HIV hastalığı olan insanları etkileyen 26 klinik durumu içerir. Bu koşulların çoğu genellikle sağlıklı insanları etkilemeyen fırsatçı enfeksiyonlardır. AIDS’li insanlarda, bu enfeksiyonlar genellikle şiddetli ve bazen ölümcül olabilir çünkü bağışıklık sistemi HIV tarafından o kadar tahrip olur ki, vücut artık belirli bakteri, virüs, mantar, parazitlerin mevcudiyetinde diğer mikroplara karşı savaşamaz hale gelir[7].

AIDS’li kişilerde yaygın fırsatçı enfeksiyonların belirtileri arasında

  • Öksürük ve nefes darlığı
  • Nöbetler ve koordinasyon eksikliği
  • Zor veya ağrılı yutma
  • Karışıklık ve unutkanlık gibi zihinsel belirtiler
  • Şiddetli ve kalıcı ishal
  • Ateş
  • Görme kaybı
  • Bulantı, karın krampları ve kusma
  • Kilo kaybı ve aşırı yorgunluk
  • Şiddetli baş ağrısı
  • Koma

AIDS’li çocuklar, hastalığa yakalanmış yetişkinlerle aynı fırsatçı enfeksiyonlara yakalanabilir. Ek olarak, tüm çocukların konjonktivit (pembe göz), kulak enfeksiyonları ve bademcik iltihabı gibi ciddi bakteriyel enfeksiyon formları vardır.

AIDS’li insanlar özellikle kaposi sarkomu ve rahim ağzı kanseri gibi virüslerin neden olduğu çeşitli kanserler veya lenfoma olarak bilinen bağışıklık sistemi kanserleri geliştirmeye eğilimlidir. Bu kanserler genellikle AIDS’li kişilerde daha agresif görünür ve tedavisi zordur. Birçok insan AIDS’in semptomlarından o kadar zayıflar ki, sürekli istihdam edemezler veya ev işleri yapamazlar. AIDS’li diğer insanlar, yaşamı tehdit eden yoğun hastalık evreleri ve ardından normal işlev gördükleri evreler yaşayabilir[8].

HIV Enfeksiyonu Nasıl Teşhis Edilir?

Erken HIV enfeksiyonu genellikle hiçbir belirtiye neden olmadığından, bir doktor veya başka bir sağlık uzmanı genellikle bir kişinin kanını HIV antikorları (hastalıkla mücadele proteinleri) olup olmadığını test ederek teşhis eder. 

Virüse maruz kalan insanlar, (Virüse maruz kaldıktan sonraki 6 hafta ila 12 ay içinde) virüse karşı antikor geliştirmeleri muhtemel olan en kısa sürede HIV virüsü almalıdır[9]. Erken test edilerek, HIV enfeksiyonu olan insanlar, bağışıklık sistemlerinin HIV ile savaşmasına yardımcı olmak ve bazı fırsatçı enfeksiyonların ortaya çıkmasını önlemeye yardımcı olmak için tedaviye başlaması gerektiğinde bir sağlık uzmanı ile görüşmelidir. Erken testler, aynı zamanda HIV bulaşmış insanları virüsü başkalarına yayabilecek yüksek riskli davranışlardan kaçınmaları için de uyarır.

HIV Enfeksiyonunun Erken Belirtileri Nelerdir?

Birçok insan ilk kez HIV ile enfekte olduklarında herhangi bir semptom göstermez. Bununla birlikte, bazı insanlar virüse maruz kaldıktan bir veya iki ay sonra grip benzeri bir hastalığa sahiptir. Bu hastalık şunları içerebilir:

  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Yorgunluk
  • Genişlemiş lenf düğümleri (bağışıklık sisteminin bezleri, nece ve kasıkta kolayca hissedilir)

Bu semptomlar genellikle bir hafta ila bir ay içinde kaybolur ve genellikle başka bir viral enfeksiyonun belirtileriyle karıştırılır. Bu dönemde insanlar çok bulaşıcı bir mahiyette tezahür edebilir ve HIV genital sıvılarda büyük miktarlarda bulunur[10].

HIV, yetişkinlerde vücuda ilk girdikten sonra veya HIV enfeksiyonu olan çocuklarda iki yıl içinde daha kalıcı veya şiddetli semptomlar 10 yıl veya daha uzun süre ortaya çıkmayabilir. Bu “asemptomatik” enfeksiyon dönemi son derece bireyseldir. Bazı insanlar birkaç ay içinde semptom yaşamaya başlayabilir, bazıları ise 10 yıldan uzun süre semptomsuz kalabilir.Asemptomatik dönemde bile, virüs bağışıklık sisteminin hücrelerini aktif olarak çoğaltır, enfekte eder ve öldürür. HIV’in etkisi en belirgin olarak, bağışıklık sisteminin anahtar enfeksiyon savaşçıları olan CD4 pozitif T hücrelerinin (aynı zamanda T4 hücreleri olarak da adlandırılır) kan seviyelerindeki düşüşte görülür. İnsan vücudundaki yaşamının başlangıcında, virüs bu hücreleri semptomlara neden olmadan devre dışı bırakır veya yok eder[10-11].

Bağışıklık sistemi kötüleştikçe, çeşitli komplikasyonlar üstlenmeye başlar. Birçok insan için ilk enfeksiyon belirtileri, üç aydan daha uzun bir süre büyütülebilen büyük lenf düğümleri veya “şişmiş bezlerdir”. AIDS’in başlamasından aylar ila yıllar önce sıklıkla görülen diğer belirtiler arasında:

  • Enerji eksikliği
  • Kilo kaybı
  • Sık ateş ve terleme
  • Kalıcı enfeksiyonlar (oral veya vajinal)
  • Kalıcı cilt veya pul pul cilt döküntüleri
  • Tedaviye cevap vermeyen kadınlarda pelvik inflamatuar hastalık
  • Kısa süreli hafıza kaybı görülebilir.

Bazı insanlar ağız, genital, anal yaralara veya zona adı verilen ağrılı bir sinir hastalığına neden olan sık ve şiddetli herpes enfeksiyonları geliştirebilir. Çocuklar da yavaş büyüyebilir veya çok hasta olabilirler.

HIV ile Enfekte Olmuş Anneler

HIV ile enfekte olan annelerden doğan bebekler virüsle enfekte olabilir veya olmayabilir ancak annelerinin antikorlarını birkaç ay boyunca HIV ile birlikte taşırlar. Bu bebeklerin semptomları yoksa, doktor 15 aylıktan sonraya kadar standart antikor testleri kullanarak kesin bir HIV enfeksiyonu tanısı koyamaz. O zamana kadar, bebeklerin hala annelerinin antikorlarını taşıma olasılığı düşüktür ve enfekte oldukları takdirde kendi ürettiklerini üreteceklerdir. Yeni gelişen teknolojilerin ışığında, 3 aydan küçük bebeklerde HIV enfeksiyonunu teşhis edip edemeyeceklerini belirlemek için bir dizi kan testini uygulamaları yeterlidir[12].

HIV enfeksiyonu nasıl tedavi edilir?

AIDS Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk kez ortaya çıktığında, altında yatan bağışıklık eksikliğiyle mücadele edecek hiçbir ilaç yoktu ve ortaya çıkan fırsatçı hastalıklar için yalnızca birkaç tedavi mevcuttu. Bununla birlikte, son 10 yılda, araştırmacılar hem HIV enfeksiyonunu hem de bununla ilişkili enfeksiyonları ve kanserlerle savaşabilecek güçlü ilaçlar üretmeyi başardılar.HIV enfeksiyonunu tedavi etmek için kullanılan Nükleozid Revers Transkriptaz (RT) İnhibitörleri olarak adlandırılan ilk ilaç grubu, virüsün kendi kopyalarını yapan erken bir aşamasını kesintiye uğratır. Bu ilaçlar vücutta HIV yayılmasını yavaşlatabilir ve fırsatçı enfeksiyonların başlamasını geciktirebilir.

Son zamanlarda, FDA (Gıda ve İlaç İdaresi) HIV enfeksiyonunu tedavi etmek için ikinci bir ilaç sınıfını onayladı. Proteaz inhibitörleri adı verilen bu ilaçlar, yaşam döngüsünün sonraki bir adımında virüs replikasyonunu kesmekte görev almaktadır. Ancak HIV bu ilaçların herhangi birine karşı dirençli olabileceğinden, bilim adamları virüsü etkili bir şekilde baskılamak için bir kombinasyon tedavisi kullanma yolunda ilerlediler. Bu yolla RT inhibitörleri ve proteaz inhibitörleri birlikte kullanıldığında, oldukça aktif antiretroviral tedavi diğer bir deyişle HAART (Highly Active Antiretroviral Treatment-HAART / Çok Etkin Antiretroviral Tedavi) olarak çağrılan, HIV ile enfekte olan kişilerin ve AIDS’li kişiler tarafından kullanabilecek yeni bir tedavi ortaya çıktı[8].

Araştırmacılar HAART’ı AIDS’ten ölüm sayısını önemli ölçüde azaltmada önemli bir faktör olarak görüyorlar. HAART, AIDS için bir tedavi olmasa da, AIDS’li birçok insanın sağlığını büyük ölçüde geliştirmiş ve kanda dolaşan virüs miktarını neredeyse tespit edilemez seviyelere düşürmüştür. Bununla birlikte araştırmacılar, HIV’in tedavi edilen hastalarda bile lenf düğümleri, beyin, testisler ve göz retinası gibi saklanma yerlerinde kaldığını göstermiştir. HAART’ın yararlı etkilerine rağmen, şiddetli olabilen antiviral ilaçların kullanımı ile ilişkili yan etkileri vardır. Bazı nükleozid RT inhibitörleri, özellikle hastalığın sonraki aşamalarında alındığında kırmızı veya beyaz kan hücrelerinin azalmasına neden olabileceği gibi bazıları pankreas iltihabına ve ağrılı sinir hasarına da neden olabilmektedir. Tek başına veya kombinasyon halinde kullanıldığında antiretroviral nükleozid analoglarının bazılarına ölüm dahil olmak üzere komplikasyonlar ve diğer ciddi reaksiyonlar da bildirilmiştir[8-13].

HIV Enfeksiyonu Nasıl Önlenebilir?

HIV için bir aşı bulunmadığından, virüsün bulaşmasını önlemenin tek yolu, bir kişiyle iğne paylaşımı ve korunmasız cinsel ilişki gibi enfeksiyon riski altına sokan davranışlardan kaçınmaktır. HIV ile enfekte olan birçok insanda semptom yoktur. Bu nedenle, cinsel eşin virüs için tekrar tekrar test olmadığı ve herhangi bir riskli davranışta bulunmadığı sürece, cinsel bir eşin enfekte olup olmadığını kesin olarak bilmenin bir yolu yoktur.

Hangi Araştırmalar Sürüyor?

NIAID (National Institute of Allergy and Infectious Diseases /
Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü
) destekli araştırmacılar, önleyici HIV aşıları, HIV enfeksiyonu ve AIDS ile ilişkili fırsatçı enfeksiyonlar için yeni tedaviler geliştirmek ve test etmek de dahil olmak üzere, HIV enfeksiyonunun tüm alanlarında çok sayıda araştırma yürütmektedir. Araştırmacılar ayrıca HIV’in bağışıklık sistemine nasıl zarar verdiğini de araştırıyorlar. Bu araştırma, ilaçlar ve aşılar için yeni ve daha etkili hedefler belirlemektedir. Günümüzde araştırmacılar hala hastalığın farklı insanlarda nasıl ilerlediğini izlemeye devam ediyor.

Bilim adamları, insanların HIV bulaşmasını önlemek için cinsel ilişki sırasında vajinada veya rektumda kullanabilecekleri lokal mikrobisitler gibi kimyasal engelleri araştırıyor ve test ediyorlar. Ayrıca, cinsel yolla bulaşan hastalıkları kontrol etmek ve insanların davranışlarını değiştirmek gibi bulaşmayı önlemenin ve anneden çocuğa bulaşmayı önlemenin başka yollarına da bakmaktadırlar[14].

Kaynakça ve İleri Okuma

  1. Gallo R., Montagnier, L. (2002), Historical essay. Prospects for the future. Science. 298(5599):1730–1.
  2. McGovern S.L., Caselli E., Grigorieff N., Shoichet B.K. (2002). “A common mechanism underlying promiscuous inhibitors from virtual and high-throughput screening”. Journal of Medicinal Chemistry45 (8): 1712–22
  3. Boseley S., Devlin H. (2019). “End to Aids in sight as huge study finds drugs stop HIV transmission”. The Guardian. (10.05.2020 tarihinde erişilmiştir.)
  4. Weidle P.J. ve ark. (2006), Adherence to antiretroviral therapy in a home-based AIDS care program in rural Uganda. Lancet 368:1587- 1594
  5. Potchoo Y. ve ark. (2010), “Knowledge and adherence to antiretroviral therapy among adult people living with HIV/AIDS treated in the health care centers of the association “Espoir Vie Togo” in Togo, West Africa.” , BMC Clinical Pharmacology, 10:11
  6. Iqbal M.M. (1999), “Can we get AIDS from mosquito bites?” Journal of LA State Med Soc. 151(8):429-33
  7. Decker J. ve ark. (2009), “Effective activation alleviates the replication block of CCR5- tropic HIV-1 in chimpanzee CD4+ lymphocytes.” Virology, 394(1), 109-118.
  8. Hoffman H. (2019), “The science is clear: with HIV, undetectable equals untransmittable”. National Institutes of Health. National Institute of Allergy and Infectious Diseases, Retrieved May (12.10.2020 tarihinde erişilmiştir.)
  9. Siliciano R.F, Greene W.C. (2011), “HIV Latency”. Cold Spring Harbor Perspectives in Medicine1 (1):a007096.
  10. Jolly C., Kashefi K., Hollinshead M., Sattentau QJ (2004). “HIV-1 cell to cell transfer across an Env-induced, actin-dependent synapse”. Journal of Experimental Medicine199 (2): 283–293.
  11. Sigal A., Kim JT., Balazs AB., Dekel E., Mayo A., Milo R., Baltimore D. (2011). “Cell-to-cell spread of HIV permits ongoing replication despite antiretroviral therapy”. Nature477 (7362): 95–98
  12. “Preventing Mother-to-Child Transmission of HIV”,HIV (12.05.2020 tarihinde erişilmiştir.)
  13. Powell M.K., Benková K., Selinger P., Dogoši M., Kinkorová Luňáčková I., Koutníková H., Laštíková J., Roubíčková A., Špůrková Z., Laclová L., Eis V., Šach J., Heneberg P. (2016) “Opportunistic Infections in HIV-Infected Patients Differ Strongly in Frequencies and Spectra between Patients with Low CD4+ Cell Counts Examined Postmortem and Compensated Patients Examined Antemortem Irrespective of the HAART Era”. PLOS ONE11 (9): e0162704.
  14. Collins S. (2016) “Gelecekte temas öncesi profilakside kullanılabilecek formüller: haplar, filmler, jeller, enjeksiyonlar ve depolar.”, HIV Tedavi Bülteni ,1:16-21