Penguenler kendilerine özgü görünüşleriyle, tropikal Galapagos Adaları’ndan Antartika’ya kadar çeşitli iklimlerde yaşamalarıyla oldukça ilgi çekici canlılardır[1].

Penguenlerin Batı medeniyetleriyleri ile tanışması Coğrafi Keşiflerin de olduğu 15. yüzyılda gerçekleşmiştir. Arjantin kıyılarında görülen siyah-beyaz tüylü bu canlılara, Kuzey Atlantik Okyanusu’nda yaşamış, nesli tükenmiş Pinguinus impennis’e benzediği için penguen adı verilmiştir[4] . Yaklaşık 18 tür belirlenmiştir. Balık, kril ve kalamar ile beslenirler[1,4].

Albatros, pelikan, leylek ile yakın akrabalardır. Penguenlerin bu uçan kuşlarla ortak ataya sahip olduğu fikri pygostyle adı verilen kemikle desteklenir. Bu kemik, kuyruk ve kas sistemini destekleyip bağlayan bir yapıdır. Kafataslarının yapısı ve bazı davranış şekilleri de uçan kuşlarla akraba olduğunu gösterir[2].

Penguenler, su kuşları ailesinin uçamayan tek bireyidir. Gagaları, kuş tüyleri, yumurtlamaları ve bazı anatomik özellikleri uçmasalar da onları kuş olarak sınıflandırmada belirleyici olmuştur[4]. Bu özellikleri nedeniyle evrimleri araştırmalara konu olmuştur.

İlk ne zaman ortaya çıktıkları hakkında, sınıflandırma yapabilmek için fosiller ile günümüzde yaşayan penguenler üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Eksik fosiller olduğu için aslında bu konuda net bir fikir birliği yok. Yapılan bir araştırmada günümüzde yaşayan 11 penguenin DNA analiz tekniğiyle fosillerden elde edilen bilgiler karşılaştırılmış. Elde edilen verilerle Antartika’da sıcaklıkların sert düşüşüyle değişen iklimin tarihiyle penguenlerin evriminin tarihinin örtüştüğü bulunmuş[1].

Penguenlerin filogenetik ağacı [g.3]

Su altında iyi hareket edip avlanabilmek ve yaşam alanlarının sıcaklığına uyum sağlayabilmek için anatomileri gelişmiştir[4].

Aslında penguenler saha sıcak yerlere göç edebilmek ve yırtıcı hayvanlardan kaçabilmek için uçmaya devam edebilirlerdi. Yiyecek bu durumda önemli bir faktör oldu. Çünkü uçmak için enerjiye gereksinimleri vardı. Daha verimli beslenebilmeleri için suya dalış özelliklerinin gelişmesi lazımdı. Kanatlarının hem su üstünde hem de su altında kullanımı aşırı maliyetli olduğunda uçma yetenekleri bir süre sonra kayboldu[3].

Bu maliyeti hesaplayabilmek için kuşlara karalı oksijen ve hidrojen izotopları enjekte edildi. Birçok kuştan hareketlerinin takibiyle veriler toplandı. Penguenlerin birincil adaptasyonu olduğu düşünülen kanat değişikliğinin nedeni böylece anlaşılmış oldu[3]. Suda daha güçlü ve daha hidrodinamik hareket için kanat kemikleri düzleşti. Sadece omuz eklemleri hareketli kaldı. Ayakları perdeli hale geldi. Kısa bacakları sudaki sürtünmeyi azaltacak şekilde evrimleşti. Kısalan kuyrukları da suda yön ayarlamak için evrimleşti[2].

Soğuk okyanus akıntılarının getirdiği planktonları besin olarak kullanabilmek için sık tüylere, kalın yağ dokularına, ısı değişimine adapte olabilen kan dolaşım sistemine ihtiyaç duydular. Tüyleri birbirlerine kilitlenip yalıtım için sert bir hale gelmiştir. Bu kilitleme mekanizması, cilt ve tüyler arasında bir hava tabakası oluşmasını sağlar[2]. Dalışlarını daha uzun ve derin yapabilmeleri için gövdeleri büyüdü[4].

Gentoo Penguenleri, Photograph by Joel Sartore, National Geographic [g.6]

Penguenler geçmişte sayıca daha fazlaydı. Yırtıcı olan deniz memelilerinin sayıları arttıkça yiyecek ve barınma rekabeti ortaya çıktı. Doğrudan av da oldukları için sayıları azaldı[2].Günümüzde de iklim değişikliğinden kaynaklanan okyanus sıcaklıkları besinlerini bulmalarını zorlaştırıyor. Milyonlarca yıl süren evrimleriyle günümüzde yaşayan penguenlerin nesli bu nedenden dolayı tehlike altında[4].

Kaynaklar


[1] Subramanian, S., Beans-Picón, G., ve ark., 2013, Evidence for a Recent Origin of Penguins, Biology Letters, volume 9, issue 6,: 10.1098/rsbl.2013.0748
[2] Kudo, F., Origins and Evolution of Penguins, 2003, University of Canterbury.
[3] Handwerk, B., Why Did Penguins Stop Flying? The Answer is Evolutionary, National Geographic (01.06.2020 tarihinde erişilmiştir)
[4] Penguin Fact and Information, Penguins World (03.06.2020 tarihinde erişilmiştir)