Bilimsel adı Latimeira sp. olan bu balık karnivor bir beslenme şekline sahip olup yaklaşık 2 metre boyunda ve 90 kg ağırlığındadır. Ortalama yaşam süresi ise 60 yıl olan bu balık “lob yüzgeçli balıklar” sınıfına dahil edilir[1,2].

Coelacanth’ın 65 milyon yıl önce Kretase-Tersiyer yok oluş olayında nesli tükendiği düşünülmekte iken 1938 yılında yerel bir balıkçının ağına takılarak yok olmadığını göstermiştir.Aynı yılın farklı dönemlerinde birkaç kez daha rastlanılan bu tür,şimdiye kadar tutulmuş hiçbir balığa benzemediği için araştırmacılar devreye girmiş ve bu türün aslında yok olduğu düşünülen Latimeria cinsi olduğunu fark etmişlerdir.[3].

Bulunduğu bölge yani Afrika’nın doğu kıyısındaki Komor Adaları yakınlarında ve Endonezya’nın Sulawesi bölgesinin dışındaki sularda yaşadığı bilinen iki Coelacanth türü vardır. Her iki türü de sınırlı alanlarda yaşayan bu balıkların en çarpıcı özelliği 300 milyon yıl önceki fosillerine morfolojik açıdan çok yakın bir formda olmasıdır[2].

İki Coelacanth türü olan Latimeria chalumnae’nın  Latimeria menadoensis ile genetik karşılaştırılmasında genetik benzerlik düzeylerinin bir insan ve şempanzenin genetik benzerliği ile yakın oranda (% 98) olduğu tespit edilmiş[4].

Derin denizlerde yaşayan bu canlı gündüzleri mağaralarda ve karanlık alanlarda saklanarak geçirirken geceleri ise küçük kemikli balıklar, kalamarlar ve diğer omurgasızlar ile avlanır. En çarpıcı özellikleri,kürek şeklindeki yüzgeçlerini suyun dibinde yürüyormuş gibi kullanmalarıdır. Eklemli bir kafatasına sahiptir ve bu özellik ona ağzını geniş açabilmesini ve büyük balıkları avlayabilmesini sağlar. Burnunda ise avını bulabilmek için özelleşmiş elektrosensoral reseptörler bulunur.Hepsine ek olarak soyu tükenmiş balıklarınkine benzer kalın pullarının oluşu,”canlı fosil” dememiz için gayet yeterli bir sebep olacaktır[2,3].

Coelacanth’lar iç döllenme dış gelişim ile üreyen balıklardır.Yavru bakımı görülmeyen bu cins balıkların doğan her bireyi,larva halinden itibaren vahşi hayatta tek başınadır[2,3].

Coelacanth’ın genomuna indiğimizde fosil formu ile yaşayan formu arasındaki benzerlik evrimleşme hızına ve sudan karaya geçişe dair bize kritik bilgiler verir. Yaşayan fosil denmesinin sebebi benzerliğin fazla olmasıyla birlikte farklılığın da olmasıdır,yani evrimleşme hızının yavaşlığıdır. Bu örnek evrimsel sürecin canlının yaşadığı ortama ve canlıya bağlı olarak farklı hızlarda gerçekleşebileceğini veya tarihsel süreç içerisinde gerçekleşmekte olduğunu gösterir. Coelacanth örneğinden yola çıkarak evrimsel sürece dahil olmayan bir canlının varlığından söz edemeyeceğimizi söylemek mümkündür[5].

300 milyon yıllık Coealacanth fosili

Konuya dahil edebileceğimiz bir tartışmayı da sunmakta fayda var: Akciğerli balıkların mı yoksa Coelacanth’ların mı tetrapodların mı atasıdır?Bunun üzerine “genom analizi” ışığında araştırmalar yapılmıştır. Latimeria chalumnae‘nin genomu diğer akciğerli balıklarla karşılaştırıldığında Coelacanth’ların akciğerli balıklardan önce geldiğini ve akciğerli balıkların tetrapodlara daha yakın olduğu tespit edilmiştir[4]. Konu ile ilgili makaleyi “kaynakça” başlığının 4 numaralı atfında sizlerle paylaştık,bunun haricinde bir soru sorarak yazımızı tamamlayalım: Coelacanth örneği gibi ortaya çıkacak bir türün bu kanıya aykırı sonuç yaratması mümkün müdür?

Kaynakça