Salgına adı verilen talihsiz Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus.
(Görselin kaynağı)

İçinde bulduğumuz yıl, bize modern insanlık tarihinde önemli derslerden birini öğretti: Temizlik ve sağlık bilgisini. Medeniyetimiz tarihî kayıtlara geçtiği kadarıyla, görece yakın sayılabilecek zamanlarda bir dizi salgın hastalıklarla baş etti (örneğin 1500 yıl önce yaşanan, Yersinia pestis adlı Gram-negatif bakterisinin sebep olduğu Jüstinyen Vebası, 700 yıl önce yaşanan ve yine aynı bakterinin sebep olduğu -diğer salgınlardan çok daha fazla insanın ölümüne neden olduğu düşünülen- Kara Veba, sadece bir yüzyıl önce Büyük Savaş’ın hemen bitiminde başlayan ve dünyadaki insanların üçte birine bulaşıp 50 milyon kişinin ölümüne neden olan H1N1 virüsünün sebep olduğu İspanyol Gribi[i] gibi). Böylece insanlık, bu salgınlarda temizlik kavramının ne kadar önemli olduğunu anladı.

O dönemde yaşayan insanlar, şifacıları “cadı” olarak nitelendirip yaktıklarından ve ellerinde ışık ya da elektron mikroskobu olmadığından dolayı salgına sebep olan şeyin ne olduğunu anlamakta güçlük çektiler maalesef. Ancak yine de o dönemde insanlar gözlem yaparak ve önceki tecrübelerine dayanarak, limanların ticaret gemilerini kırk gün bekletmeleri [ilk olarak Venedik limanında uygulanan, hastalığın yayıldığı yerden gelen gemilerdeki malları almadan önce quaranta giorni (40 gün) kadar bekletme prosedürü[i] zamanla “karantina” kelimesine dönüşmüştür] ile cafcaflı, kumaş paltolu kostüm giymeleri gibi yöntemler, insanların hastalıklardan korunmaya çalışmaları esnasında keşfedilen ilginç yöntemler arasındadır diyebiliriz. O hâlde gelin bu yöntemlerden biri olan ve aslında biraz da toplumumuz tarafından ihmal edilen ya da görmezden gelinen maskelerden hangileri ne amaçla kullanılmaktadır bakalım.


İlk olarak en bilindik maskelerden başlamak istiyorum: Süper-kahraman maskeleri! Anlatacağım maskeler içerisinde, şüphesiz en çok çeşitlendirilebilir ve özelleştirilebilir maskelerden birisidir. Fakat, burun ve ağız gibi içerisinde virüslerin yerleşebileceği reseptörlerin bulunduğu yerleri en az iki kat pamuk tabakasıyla kaplamadığı sürece sizi ne bakteri ne de virüslerden koruyabilir. O yüzden bu pandemi döneminde, en azından kapalı veya toplu alanlarda süper-kahraman maskelerinizi kullanmamanızı öneririm.

Süper-kahramanlardan biri olan “Batman” karakterinin maskesi. Gördüğünüz gibi, ağız kısmı tamamen açık. Batman belki de düşmanlarıyla iyi savaşıyor olabilir ancak bu maske SARS-CoV-2 ile başa çıkamaz.
(Görselin kaynağı)

Günümüzde popülerliği artmış olan, tek kullanımlık cerrahi maske ya da “medikal maske” olarak da adlandırılan bu maskeler, kullanıcının ağzını ve burnunu kapatarak, çevredeki olası kirleticiler arasında fiziksel bir bariyer oluşturmayı amaçlamaktadır[i]. Kökeni aslen 1900’lerin başında, doktorun ya da cerrahın, bir cerrahi operasyon sırasında kendisinden hastaya bakteri geçişini azaltmak için kullanılıyordu[ii].

Günümüzde ise cerrahi maskeler dokunmamış kumaştan, “polipropilen” adlı bir organik polimerden üretilir[i]. Ayrıca, filtre edebilme özelliğine göre Tip 1 ve Tip 2, sıçramaya karşı dayanıklı olma özelliğine göre de Tip 2 ve Tip 2R şeklinde ayrılmaktadır. Tip 1 maskeler daha çok epidemik ve pandemik ortamlarda, patojenin yayılmasını engellemek için hastalar tarafından kullanılırken, Tip 2 veya Tip 2R maske ise ameliyathane gibi tıbbi ortamlarda koruma sağlamak için kullanılmaktadır.

Farklı kalınlıklarda da olabilen bu maskeler, düzgün kullanıldığı durumlarda içerisinde patojen bulunduran büyük partiküllü damlacıkların veya serpintilerin ağzınıza ve burnunuza ulaşmasını engellemeye yardımcı olur, aynı zamanda da tükürüğünüzün veya solunum salgılarınızın başkalarına yayılma riskini azaltabilir. Ancak gevşek tasarımları gereği, havadaki öksürük, hapşırık ya da bazı kimyasal gazlar gibi küçük partikülleri bloke edemez.

Yerden kontamine olmuş bir cerrahi maskeyi alıp yüzüne takan bir vatandaş. Maskeler kesinlikle bireysel olarak kullanılmalıdır, her ne olursa olsun kullanılmış bir maskeyi kullanmak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
(Görsellerin kaynağı)

Cerrahi maskelerin ne kadar süreyle kullanılmasıyla ilgili kesin bir süre bulunmamaktadır, ancak burada önemli olan maskeyle iken ne yaptığınızdır. Maskenizin kirlendiği, zarar gördüğü ya da ıslandığı durumlarda yenisi ile değiştirmeniz gerekmektedir. Aynı şekilde, maskenizin iç kısımlarına dokunmanız da maskenizi elinizdeki terdeki olası bakteri ya da virüsle kirletmeniz anlamına geleceği için değiştirmenizi gerektirecektir. Cerrahi maskeleri değiştirmek istediğinizde, maskenizi çıkarıp, elinizi yıkadıktan ya da alkol ile dezenfekte ettikten sonra yeni maskenizi takmanız önerilmektedir[i].


17. yüzyıl Roma’sında bir Dr. Gaga.
(Göreselin kaynağı)

Bir diğer maske ise gagalı maskelerdir. 17. yüzyıl Avrupa’sında var olan veba salgının en korkunç zamanlarından birinde, ünlü İtalyalı Medici ailesine mensup bir hekim olan Fransız Charles de Lorme’a atfedilen bu maskeler, içlerinde; lavanta, kafur, sirke süngeri ve laudanum gibi maddeleri içeriyordu[i]. O zamanlarda insanlar genellikle hastalıkların kötü kokulu yerlerden geldiğini, o yüzden hastalığa yakalanmamak için bazı parfümlerin koklanarak uzaklaştırılabileceğini düşünüyorlardı, bu yüzden maskelerinin ucunu gaga şeklinde yapıp, içlerini çeşitli otlarla doldururlardı.

  Veba hekimleri sadece gagalı maske takmıyorlardı; aynı zamanda bu maskeyi de kaplayan başlık, balmumuyla kaplanmış palto, botlara bağlı pantolonlar, deriden yapılma eldivenler ve şapkayla gezmektelerdi. Bunun yanı sıra veba doktorları kurbanları dürtmek veya savuşturmak için de bir çubuk taşıyorlardı[i]. O zamanlar sadece doktorların giydiği giysiler genellikle siyah renklidir, aslında bu da dönemin hastalık ve sefaletten kırılmış olan toplumun psikolojisini de gözler önüne sermektedir. Günümüzde, bakteriler ve virüslerin yapısını anlayıp, patojenlerin yayılma yöntemlerini daha iyi anladığımız için bu maskelerin tıptaki kullanımı yerini kostümlü oyunlara ve Cadılar Bayramı partilerine bırakmıştır.


I. Dünya Savaşı’ndan prototip bir gaz maskesi.
(Görsel kaynağı)

Maskeler arasında en büyüğü ve en ikonik olanlardan birisi ise gaz maskeleridir. Gaz maskesi, ilk olarak 1850’lerin başında İskoç bilim insanı John Stenhouse, odun kömüründe meydana gelen büyük miktarlardaki zehirli gazları filtre etmek amacıyla yaptığı denemeler sonucunda icat etmiş ve daha sonrasında bunu insanların kullanabileceği şekilde değiştirmiştir[i]. 20. yüzyıl başlarında ise değişen savaş taktikleri ile gözyaşı bombaları, klor gazı[ii] gibi kimyasal silahlar sıklıkla kullanılmaya başlanmış ve bunun sonucunda gaz maskelerine karbon filtre ekleme, solunmadan önce nötralize etme gibi özellikler eklenmiştir[iii]. Ayrıca I. Dünya Savaşı sonrasında gaz maskeleri köpekler ve atlar için de kullanılmıştır.

I. Dünya Savaşı’ndan prototip bir gaz maskesi.
(Görsel kaynağı)
II. Dünya Savaşı sırasında çocuklar için yapılmış “Mickey Mouse Maskesi”.
(Görselin kaynağı)

  Örneğin 1934 yılında İngiltere hükûmeti yeni savaş şartlarına uymak için bilim insanlarından toplamda 30 milyondan fazla olacak şekilde gaz maskesi üretmelerini istedi. 1939 yılında II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde İngilizler çeşitli maskelerin kullanımının yanı sıra, halkını maske giyilmesine ve bunun okullarda öğretilmesine teşvik ediyordu. Ancak o dönem şartlarında bu maskeleri kullanmak zordu ve konforlu değildi. Birçok insan maskelerdeki kauçuk ve dezenfektan kokusunun kendilerini hasta hissettirdiğini ve nefes almalarının zor olduğunu söylüyordu.


Son olarak, aslen bir gaz maskesi türü olan N95 maskelerinden bahsetmek istiyorum. Bu maskeler bir cerrahi maskeden çok daha fazla koruma sunmaktadır, çünkü ağzınızı ve burnunuzu tamamen kaplamakla birlikte maskenin yan taraflarından hiçbir boşluk geçmeyecek şekilde yapılmıştır. Bu maske büyük parçacıkları tamamen filtre edebilmesinin yanı sıra -adından da anlaşılabileceği gibi- 3 mikrona kadar olan küçük partikülleri de %95 oranda filtre edebilir. Bazı N95 maskelerinde solumaya yardımcı olmak için filtrelenmemiş havayı dışarı veren valfler de bulunur[i]. N95 maskeleri dokunmamış elektrostatik polipropilen elyaflardan üretilir.


Bütün bu maske çeşitlerin ışığında, her şeyden önemli olan bir şeyden bahsetmek istiyorum. Maskeler, bizi korumasının yanında, çok güzel bir işe de yarar: Çevremizdeki insanları, bizden gelebilecek patojenlerden korur. O yüzden normal hayata dönülmeye, katı hijyen kurallarının biraz da olsa gevşetilmesine başlandığı şu dönemde cerrahi maskelerimizi ihmal etmezsek, ağzımızı ve kesinlikle burnumuzu da kapatacak bir şekilde maske takarsak; kirlendikçe değiştirip, diğer insanlarla olan temaslarımıza dikkat edip sosyal mesafeye uyarsak, elimizi sabunla 20 dakika kadar temizleyip, en az %70’lik alkol solüsyonu ya da 80 derece kolonya ile dezenfekte edersek ve son olarak cerrahi maskeleri sadece şimdiki SARS-CoV-2 pandemisinde değil, herhangi bir grip salgınında da çevremize saçtığımız partikülleri azaltmak adına takarsak, sevdiklerimizin “süper-kahramanı” biz olabiliriz. O yüzden unutmayın: Bazı süper-kahramanlar pelerin takar, bazıları ise cerrahi maske (belki de bazıları her ikisini de)!

Mersin’in Mut ilçesi kaymakamlığının SARS-CoV-2 için yerel halkın dilinde yazılmış afişler. (Görselin kaynağı)

KAYNAKÇA: