Zamanı geri alıp dünyanın bugünkü kadar sıcak ve istikrarlı olduğu en son döneme dönebilseydik kendimizi muhtemelen şimdiki gibi ayrıcalıklı hissetmezdik. O zamanlar Neandertaller (bize benzeyen ama bizden çok daha güçlü bir tür) yükselişteydi. Soğuk iklimlere karşı daha önce görülmemiş dayanıklılığıyla, bu rakibimiz Avrupa’da ortaya çıktığı noktadan tüm Dünya’ya yayılabilecek ve diğer insan türlerinin soyunu tüketebilecek birincil aday olabilirdi[1].

[g.1]

Homo, ‘insan’ anlamına gelen Latince bir kelimedir. Neanderthalensis kelimesi, 1856’da ilk büyük numunenin keşfedildiği yere, yani Almanya’daki Neander Vadisi’ne dayanmaktadır. Bizler, yani Homo sapiens‘ler anatomik olarak modern insanlarız ve son 30.000 yıl gibi bir süredir yalnızız. Bu tarih öncesinde bizim gibi ama bizden farklı birçok insan türü yaşamıştır.[1,8]

Dünyanın diğer bölgelerine kıyasla Avrupa’nın arkeolojik kazı ve araştırma tarihi çok daha uzundur ve dolayısıyla bu türün uzak geçmişine dair daha fazla kayıt bulunmaktadır. Soyu tükenmiş insan türleri arasında en uzun zamandır (19. yüzyılda keşfedildiklerinden beri) tanıdığımız tür Neandertallerdir.[1]

Neandertaller nispeten yeni bir tür olduğu için fosilleşmiş kemikler, gündelik yaşamlarının kalıntıları ve hatta DNA’ları çok iyi korunmuştur. Neandertaller sadece en yakın değil aynı zamanda en iyi tanıdığımız akrabalarımızdır. İnsanın evrimsel geçmişinde hiçbir türe Neandertallere yaklaştığımız kadar yaklaşamayacağız. DNA’ya dayalı tahminler, Homo sapiens ve Neandertallerin son ortak atalarının yaklaşık 400.000 yıl önce yaşadığını gösteriyor. Bu , o dönemde yaşayan yaygın bir tür olan H. heidelbergensis’i bu ata için iyi bir aday gibi gösterdi. .[1,4]

[g.2]

Son yıllarda araştırmalar bizi, Neandertallere daha da yaklaştırdı. Büyük ölçüde kırmızı etle beslenseler de balık ve deniz ürünleri de yiyorlardı. Bunların hepsi bir zamanlar sadece bizde bulunduğunu zannettiğimiz özelliklerdi.[1]

Neandertaller çeşitli sofistike aletler yaptılar ve kullandılar, ateşi kontrol ettiler, barınaklarda yaşadılar, giysiler yaptılar ve giydiler, büyük hayvanları avladılar, yetenekli avcılardı, bitkisel yiyecekler yediler ve bazen sembolik veya süs eşyaları yaptılar. Avcılık ve dikiş gibi faaliyetler için aletler kullandılar. Sol-sağ kol asimetrisi, büyük hayvanları güvenli bir mesafeden öldürmelerine izin veren itici (fırlatmak yerine) mızraklarla avlandıklarını göstermiştir. Neandertal kemikleri, büyük ve tehlikeli hayvanlarla düzenli olarak etkileşime giren profesyonel rodeo binicilerinin yaralanmalarına benzeyen (dağılımlarıyla birlikte) yüksek sıklıkta kırıklara sahiptir.[5]

[g.3]

 Neandertaller yaklaşık 200.000 yıl önce evrimleştiler ve onlara ait kalıntılar Avrupa’nın neredeyse tamamında ve hatta Orta Asya’da bulundu.  Neandertallerin ilk fosil topluluğu 1856’da Almanya’nın Duesseldorf yakınlarındaki Neander Vadisi’ndeki Feldhofer Mağarası’nda keşfedildi. (1829’da Engis, Belçika’da küçük bir çocuk kafatası ve 1848’de Cebelitarık’ta bir yetişkin kafatası- bulunmuş fakat bunlar ayrı türler olarak tanımlanmıştır) Bilim insanları buna benzer bir örneği hiç görmemişlerdi. Çok sayıda bireyin kalıntılarının bulunduğu alanlardan alınan genetik kanıtlar, birbirine bağlı geniş ailelerde yaşayan Neandertallerin varlığına işaretti.[3,6]

 Neandertaller geniş, çıkıntılı göğüs kafesine, tıknaz ve kaslı vücutlara, geniş burunlara ve çıkık olmayan bir çeneye sahipti. Bu özellikler onları modern insanlardan gözle görülür bir biçimde ayırıyordu.  Neandertallerin beyinleri bizimki kadar büyük olduğu gibi, ölülerini gömmeleri, hastaların, sakatların bakımını üstlenmeleri, ateşi kullanmaları, giyinmeleri, (en güçlü dönemlerinde) avlanmaları, (pek konuşmasalar da) sözlü bir dil kullanmaları, sanat icra etmeleri gibi Pek çok davranışları bize benziyordu ama sembolik ifade yetimiz gibi bazı önemli insan özelliklerine sahip değillerdi. Arkeologlar, İspanya’nın güneyinde ciltlerinin temeli olarak kullanılmış olabilecek sarı bir pigment buldular.[1,9]

[g.4]

Yükseklik:  Erkekler: ortalama 164 cm (5 ft 5 inç); Dişiler: Ortalama 155 cm (5 ft 1)

Ağırlık:  Erkekler: ortalama 143 lbs (65 kg); Dişiler: ortalama 119 lbs (54 kg)[5]

Dünyaları bile bizimkinden farklıydı. Neandertallerin altın çağında Avrupa’da hakim olan stepsi peyzaj, bol güneşli ve Neandertallerin vazgeçilmez besin kaynaklan olan mamut, bizon, geyik ve at gibi türlerin büyük nüfuslarını besleyecek kadar zengin bir bitki örtüsüyle kaplıydı. Neandertal peyzajı günümüz Avrasya’sının çorak steplerine benzemiyordu; aslında günümüz dünyasının hiçbir yerine benzemiyordu.[1]

Neandertallerin beslenmelerine dikkat ettikleri, tedavi amaçlı şifalı bitkiler kullandıkları ve duyarlı insanlar olduğu sonucuna Karen Hardy’nin öncülük ettiği çalışmalarda ulaşılmıştır (Barselona- Katalan Araştırma Ve Yüksek Öğrenim Enstitüsü).

Neandertallerin sebzeleri pişirdiği, (papatya, civanperçemi vb.) acı ama şifalı bitkileri tükettiği gerçeği, bu türün fosillerinin dişleri üzerinde bulunan kireçlenmiş plak sayesinde bulunmuştur. Bu fosiller El Sidron (İspanya) mağarasında bulunmuştur.[7]

2005’te başlayan National Geographic Society’nin Genografik Projesi’ne gönderilen örneklerde genlerimizde Neandertal DNA’sı olduğu bulunmuştur. Ünlü rock şarkıcısı Ozzy Osbourne, 2010’da tüm genomunun dizilenmesi sonucunda 10. kromozomu üzerinde tipik bir Neandertal geni olduğunu öğrenmiştir.

[g.5]

Neandertaller, DNA’ları ve diğer biyomoleküller üzerinde çalışmalar yapılmış tek atamızdır. İlk yayınlandığı 1997 yılından bu yana (mitokondriyal DNA üzerine) çok sayıda çalışma yapılmış olsa da en önemlisi Neandertal genomunun kaba taslağının 2009 yılında yayınlanmasıdır. Çeşitli çalışmalardan elde edilen diğer önemli bulgular şunları içerir: kızıl saç ve açık ten için bir gen (2007): modern insanlarla aynı olan, dil becerisiyle ilgili FOXP2 geni; İspanya’dan iki erkekte O tipi kan (2008).[8]

Asyalı veya Kafkasyalıysanız, atalarınız yolları Neandertallerle 37.000 yıl kadar önce Avrupa’da kesişti ve çiftleştiler. Bu çiftleşmenin faydaları vardı. Stanford Üniversitesi immünolog Laurent Abi-Rached, Neandertallerden aldığımız genlerde , çeşitli kanser türleriyle ilişkili Epstein-Barr gibi ölümcül virüslerle savaşmaya yardımcı olan alellerin bulunduğunu söylüyor. [9]

Modern insanlarda Neandertal DNA’sının yüzdesi, Afrika popülasyonlarındaki insanlarda sıfır veya sıfıra yakın ve Avrupa veya Asya kökenli insanlarda yaklaşık yüzde 1 ila 2’dir. Bu, modern insanların Afrika’yı terk ettikten sonra, ancak Asya ve Avrupa’ya yayılmadan önce Neandertallerle çiftleştiğini gösteriyor. [8,2]

[g.6]

 Varoluşlarının son 30.000 yılı, sıcaklarda büyük dalgalanmalar, büyük Avrupalı memelilerinin soylarının tükenmesi ve memleketlerine rakip insan türlerinin girmesi gibi ciddi değişim ve çalkantılarla geçti. Bu dönemdeki yaşam biçimleri ile ilgili bulgular tüm dönemlere göre açık ara farkla en yüksek düzeyde olasına rağmen, bu dönem gizemini hala korumaktadır. Neandertallerin yok oluşu ile ilgili bugüne kadar hepsi birbirinden güçlü birçok neden ileri sürülmüştür: Doğrudan Homo Sapiens tarafından mı öldürüldüler, kaynaklar için rekabette mi yenildiler, modern insan nüfusuna mı karıştılar, göç yollarından taşınan hastalıklara dirençli olmadıklarından mı,  yoksa zaten yok mu oluyorlardı? Bugüne kadar yok oluşları tek bir nedene asla bağlanamamıştır.[1,8]

Neandertallerin soyu Gravettian (üst Paleolitik dönem kültürü) kültürünün yayılımından bin yıl sonra tükenmiştir. Arkalarında sadece varlıklarının daha dayanıklı izlerini, taş aletlerini, ocaklarını, gıda atıklarını ve elbette kemiklerini bırakmışlardır. Bu kemikleri ileride, hala cevaplamaya çalıştığımız ‘’ onların yerine mi geçtik yoksa onlarla melezlendik mi?’’ sorusunu cevaplama umuduyla, soylarını tükenişini tarihlemek ve DNA’larını elde etmek için kullanılacaktır. Tamamen yok mu oldular yoksa içimizde bir miktar Neandertallik yaşıyor mu?[1]