Yunusların uyurken beyinlerinin sadece yarısını kullandıklarını, yunus burnu taklit edilerek yapılmış bir uçağın ses hızını aştığını, yunusların dünyanın en iyi yüzücülerinden yaklaşık üç kat daha hızlı yüzdüklerini[7], kullandıkları ekolokasyon sistemi sayesinde 220 km uzaklıktan bile kendi aralarında haberleşebildiklerini, ayna karşısında kendilerini tanıyabildiklerini (özfarkındalık), insanlardan sonra gelen en zeki canlı olduklarını [8] biliyor muydunuz? Hadi gelin hep beraber bu ilginç canlıları biraz daha yakından tanıyalım.

Bir Afalina (Tursiops truncatus)[g.1].

Yunuslarda Görme

İnsan gözü karada görüntüyü düzgün bir şekilde odaklayıp net bir görüş sağlarken su içinde aynı durum söz konusu değildir, sudaki görüntü karadakine göre daha bulanıktır. Bunun sebebi ise şudur: İnsan gözü karadayken hava ve gözün yoğunluğu farklı olduğu için ışık kırılır. Işığın kırılması sayesinde görme olayı gerçekleşir. Fakat su içine girdiğimizde gözümüz ve suyun yoğunluğu birbirine yakın olduğu için gözümüzün ışığı kırma gücü azalır. Işık iyi bir şekilde kırılamaz. Bu yüzden görüntü bulanıklaşır.[3] Bu sorunu çözmek için gözlerimizin etrafında hava boşluğu oluşturan su altı gözlüklerini kullanırız. Yunusların ise böyle bir sorunu yoktur. Dolayısıyla bizim gibi su altı gözlüğü takmak zorunda kalmazlar. Çünkü onların gözünde bulunan bir çeşit lens, ışığa göre daralıp genişleyerek su içinde net bir görüş sağlar. Ayrıca bu özellik sayesinde denizin tuzlu suları, gözlerini  tahriş etmeden yaşayabilirler. Yunuslar aynı zamanda su yüzeyinin üzerinde de keskin bir görüşe sahiptir. Bu özellik sayesinde yunuslar su üzerine çıktıklarında havadaki deniz kuşlarını izlerler. Eğer deniz kuşları belli bir bölgede toplanmışsa orada kendilerinin de beslenebileceği avlar var demektir. Özellikle de balık sürüleriyle karşılaşan yunuslar, sürü üzerine yüksek frekanslı ses dalgaları gönderir. Sürüdeki balıklar yüksek frekanslı ses dalgalarına maruz kalınca belli bir süre  uyuşurlar ve hareket edemezler. Yunuslar da bu şekilde beslenmiş olur.

Yunusların her iki gözü aynı anda farklı yerlere odaklanabilme yeteneğine sahiptir. Bu sayede bir yunus yüzerken bir gözü  yüzdüğü yöne odaklanır. Aynı anda diğer gözü ise yüzdüğü alanın etrafına odaklanarak yunusu olası tehlikelere karşı tetikte tutar.

Yunuslar Uyurken Nasıl Boğulmaz ?

Yunuslar memeli hayvanlardır. Diğer memelilerde olduğu gibi onlar da akciğer solunumu yaparlar. Akciğer solunumu yapmaları için havadaki oksijene ihtiyaç duyarlar. Fakat yunuslar suda yaşayan memelilerdir. Oksijen almaları için yüzeye çıkmaları gerekir. Yüzeye çıktıklarında bir nefes alışta ciğerlerinin %85-%90’ını havayla doldururlar. Bu değer normal bir insanda %15 kadardır.[2] Tek bir nefeste bu kadar fazla havayı içlerine çekebiliyor olmaları onları sürekli yüzeye çıkmaktan kurtarır. Yani yunusların yaşamlarını sürdürebilmeleri için ara ara yüzeye çıkmaları gerekir. Üstelik bunu uyurken de yapmak zorundadırlar. Bir nevi uyurken de uyanık olmak zorundadırlar.

Biz insanlar nefes alma işlemini refleks olarak gerçekleştiririz. Yani nefes almak bizim kontrolümüz dışında gelişen otonom bir olaydır. Yunuslar için ise farklı bir durum söz konusudur. Onlar ne zaman nefes alacaklarının kararını bilinçli bir şekilde verirler. Fakat her canlı gibi onların da uykuya ihtiyacı vardır. Eğer yunus gibi nefes alıp vermeyi bilinciyle kontrol eden bir canlıysanız uyku, sizin için ölümle aynı şey demektir. Çünkü uyku esnasında beyin kendini kapatır. Ve bilinçsiz bir hale geçer. Bu da yunus için nefes almayı kontrol edememek daha doğrusu nefes alamamak demektir.[4] Peki tüm bunlara rağmen yunuslar nasıl boğulmadan uyuyup nefes alabilirler?

Yunus beyni uykuya geçince beyin, loblarından sadece birini kapatır. Diğer lob açık kalır ve yunusun nefes alabilmesi için yüzeye çıkmasında yardımcı olur. Ayrıca açık kalan lop yunusun  nefes alışverişini ve diğer birçok metabolik olayı denetler. Bir lob kendini kapatınca diğer lob denetleme işini devralır. Yaklaşık yirmi dakika sonra ise loblar görevleri değişir. Bu, boğulmaya karşı alınan bir tedbir olarak düşünülebilir. Eğer yunuslar uyurken tek bir lob açık kalmasaydı yunus, nefes almak için yüzeye çıkamayacaktı. Ama bir lob uyanık kaldığı için boğulma durumu önlenmiş oldu. Yunuslar bu şekilde günde yaklaşık sekiz saat kadar uyuyabilirler. Bilim insanları uyuyan lobun yavaş beyin dalgaları yaydığını, aktif lobun ise hızlı beyin dalgaları yaydığını keşfetmiştir.[1]

Soldaki insan beyni sağdaki ise bir yunus beyni [g.2].  

 Yunuslarda Deri

Deniz taşıtları, motorlarında açığa çıkan enerjinin büyük bir kısmını suda oluşan sürtünme kuvvetini yenmeye harcar. Hız ne kadar artarsa sürtünme kuvveti de o oranda artar. Yunuslar çok hızlı yüzen canlılardır.Öyle ki bu hız dünyanın en iyi yüzücülerin hızından yaklaşık üç kat daha fazladır.Bu  demek oluyor ki yunuslar fazlaca sürtünme kuvvetine maruz kalıyor. Peki bunu nasıl tolere ediyorlar?

Yunuslar yüzmeye başladıklarında derilerinin üzerinde nerdeyse durgun bir su tabakası oluşur.Bu tabakaya sürtünme sınır tabakası adı verilir.Suda yüzerken bu sınır tabakada bir türbülans (dalgalanma)  meydana gelir.Yunus derisi esnek yapıda olduğundan oluşan türbülansın zıddı yönde hareket ederek sürtünmeyi en aza indirir.Bu sayede yunuslar hızlı bir şekilde ve sürtünmeye en az maruz kalacak şekilde yüzebilirler.

Yunuslarda deri üç katmandan oluşur. En dıştaki katman ince ve çok  esnektir. Ortadaki katman süngerimsi yapıdadır. İçteki katman  ise kalındır ve esnek kıllardan oluşmuştur. Yunus son hız yüzmeye başladığında sürtünmeyle beraber belli miktar basınca da maruz kalır. Bu basınç, yunusun derisindeki iç katmanlara gönderilerek söndürülür. Yunusun basınçtan zarar görmesi derideki bu özellik sayesinde engellenir.[1]

Alman bilim insanları dört yıl içerisinde yunusların derisindeki bu mekanizmayı taklit ederek bir çeşit sentetik kaplama yaptılar. Bu kaplamada iki kauçuktan tabaka bulunmaktaydı. Ve tabakaların arasında tıpkı yunus derisindeki hücrelere benzeyen kabarcıklar vardı. Bu kaplamaların kullanıldığı denizaltıların hızında yüzde iki yüz elliye varan bir artış gözlemlendi.[1] Bu şekilde doğadaki canlıların ya da canlı mekanizmalarının taklit edilerek teknolojide kullanılmasına biyomimetik denir.[9] Biyomimetik kavramına yunuslar üzerinden bir örnek daha verelim: Bir uçak düşünün. Saatte 2170 km hıza ulaşarak ses hızını geçen bir uçak. Eğer bu uçakla İstanbul’dan Ankara’ya gitmek isteseydik bu yolculuk sadece on dakikamızı alacaktı. İşte bu uçakların tasarımında yunusların burun yapısı dikkate alınmıştır.

Yunus burnu taklit edilerek yapılmış Concorde isimli uçak


Yunusdaki Ekolokasyon Sistemi

Ekolokasyon bir çeşit biyosonardır.[6] Sonar bildiğimiz üzere ses dalgaları göndererek batık gemilerin ya da sürü balıkların yerlerinin bulunmasında sesin geri yansıma özelliği kullanılarak tasarlanmış bir alettir.[5] (Örneğin gemiler bu alet sayesinde yönlerini tayin ederler.) Ekolokasyon, aynı işlevin biyolojik mekanizmalardaki karşılığıdır. Yunusların bu sistemi nasıl kullandığını anlamak istiyorsak onların kafa yapılarına daha yakından bakmamız gerekir.

Kafalarının üst kısmında yunusun nefes alması için bir delik bulunur. Bu deliğin hemen altında içi hava dolu kesecikler vardır. Delikten giren hava bu kesecikler içerisinde ilerlerken yüksek perdeli sesler çıkartır. Bu sesler, yunus kafasının ön kısmında bulunan içi yağ dolu bir kesecikte ses dalgaları haline getirilir. Sonra yunus, bu ses dalgalarını kısa aralıklarla çevreye gönderir. Herhangi bir nesneye çarpan ses dalgaları aynı kısa aralıklarla geri gelir. Geri yankılanan ses dalgaları, önce alt çenedeki akustik pencere denilen bölgede algılanır. Akustik pencerede algılanan ses dalgaları iç kulağa iletilir. Ve en sonunda bu ses dalgaları beyin tarafından yorumlanarak veriye dönüştürülür.

Yunus kafasının yakından anatomisi

Yunus, kullandığı bu biyosonar mekanizması sayesinde; cisimlerin kendine olan uzaklığını, nesnelerin boyutunu, hareketlerini analiz eder. Yunuslar bu sistemi kendi aralarında haberleşmek için de kullanırlar. 220 km mesafeden birbirleriyle iletişim kurabilirler. Bu sayıyı şöyle somutlaştırabiliriz: İstanbul Boğazı’nda bulunan bir yunus Çanakkale Boğaz’ında bulunan başka bir yunus arkadaşıyla dedikodu yapabilir ya da tehlikeli durumlara karşı birbirlerini uyarabilirler.

Yunus’un avını bulmada ekolokasyon kullanım örneği[g.3].