Hayvanlar aleminde omurgası bulunmayan hayvanlara “Omurgasız Hayvanlar (Invertebrate)” adı verilir. Sayısız şekil, büyüklük ve renkte omurgasız canlı bulunmaktadır. Omurgasız canlılara; Porifera (Süngerler), Cnidaria (Sölenterler), Annelida (Halkalı Solucanlar), Nematoda (Yuvarlak Solucanlar), Platyhelminthes (Yassı Solucanlar), Echinodermata (Derisi Dikenliler) ve Mollusca (Yumuşakçalar) gibi şubeler örnek olarak verilebilir[1]. Bu yazımızda daha yakından tanıyacağımız minik omurgasız dostlarımız olan Costasiella genusu, Mollusca şubesi altında incelenmektedir. Bunlar, yaprak koyunu ya da -metabolik bir yolakla olmasa da- fotosentez yapabilen tek hayvan olarak da tarif edilebilirler.

Bu ordonun en önemli adaptasyonu, “kleptoplasti” denilen bir süreci  gerçekleştirebiliyor olmasıdır. Peki nedir kleptoplasti? Yaprak Koyunu yani Costasiella cinsi canlılar üstünden örneklendirecek olursak, yeşil alg üzerinden beslenirken vücuduna besin niyetiyle aldığı alglerin kloroplastlarını bir nevi alıkoyması ve bu kloroplastları kullanarak ışık enerjisini besine dönüştürdüğü simbiyotik bir ilişki diyebiliriz. Bu sayede fotosentez yapabilen tek hayvan olma özelliğindedir.Bu cümleden canlının metabolik bir tepkime sonucu fotosentez yaptığı algısının anlaşılmaması gerekir, bu şekilde söylememizdeki amaç fotosentez dediğimiz metabolik olayın bir hayvan bedeninde gerçekleşebilmesinin imkanı olduğudur. Vaucheria cinsi alg, Sacoglossa cinsi yumuşakçalar tarafından tüketilen diğer çoğu alg gibi fibröz ve koenositiktir, yani ipliksi çok çekirdekli tek bir hücredir.

Tek bir sitoplazma içerisinde yani hücresel bir bölünmenin yoğun olmadığı bir yapı görmekteyiz. Çepere yakın görülen her bir nokta kloroplastları, kloroplastların arkasında ve daha iç kısımlarda çekirdekleri bulunur.

Yuvarlak şekilli yapılar üremekle sorumlu oogonyum yapıları iken iki oogonyum arasından çıkan yapıya anteridyum denir. Bu yapının bir nevi dişi-erkek üreme birimleri olduğunu söyleyebiliriz[3].


Koenositik (coenocytic) veya bazı kaynaklarda sönositik olarak geçen durumu biraz daha açıklamakta yarar var. Bu tabiri daha çok mantar hücresi incelemelerinde görsek de simbiyotik veya parazitik ilişki içerisinde bulunabilen canlılar için de kullanabilmekteyiz. Genel anlamda Bu sayede deniz sülüğü çok sayıda plastidi beslenme yoluyla vücuduna alır. Yapılan araştırmalar sonucunda bu benzersiz simbiyotik ilişkinin sebebinin algal plastitlerin fiziksel karakteristikleri ve hayvanın fiziksel ve biyokimyasal olarak plastitleri alıkoymasını sağlayan morfolojik ve hücresel çevresi olduğu sonuçlarına varılmıştır[2]

Bilimsel Sınıflandırılması

Alem: Animalia (Hayvanlar)
Şube(Divizyo): Mollusca (Yumuşakçalar)
Sınıf: Gastropoda (Karından Bacaklılar)
Takım (Ordo): Sacoglossa
Familya: Costasiellidae
Cins (Genus): Costasiella

Mollusca sınıfı, bilinen yaklaşık 93.000 türünün olması sebebiyle hayvanlar aleminin eklembacaklılardan sonra en fazla çeşitlilik gösteren şubesidir. Genel özelliklerine bakacak olursak vücutlarında bilateral simetri görürüz. Vücutları segmentsizdir ve belirgin bir baş oluşumu (sefalizasyon) görülür.

Bir yumuşakçanın temel vücut planı.

Çoğu denizel hayvanlardır; tatlısu ve karalarda yaşayan türleri de bulunur. Hepsi yumuşak vücutludur ve vücutları sölomattır yani ektoderm ve endoderme ek olarak mezodermleri de vardır;  ikincil karın boşluğu (sölom) bulunur. Vücutları üç ana kısımdan oluşmuştur:  kaslı ayak, iç organları içine alan visseral kitle ve visseral kitleyi örten ve eğer varsa kabuğu salgılayan doku kıvrımı olan manto. Çoğu yumuşakçada manto, içi su dolu bir odacık olan manto boşluğunu oluşturur ve manto boşluğunda solungaçlar, anüs ve boşaltım delikleri bulunur. Radula adı verilen organları sayesinde besinlerini törpüleme yöntemiyle vücutlarına alırlar. Yumuşakçaların çoğu ayrı eşeylidir ve gonatları (ovaryumlar ya da testisler) visseral kitle içerisinde bulunur. Birçok denizel yumuşakçanın yaşam döngüsünde trohofor denilen ve serbest yüzen silli larva yer alır[4].

Gastropoda, yumuşakçaların yaşayan türlerinin neredeyse 3/4’ünü oluşturur. Torziyon denilen gelişimsel bir süreç geçirirler. Karından ayaklı hayvanlarda vücudun gelişme sırasındaki bükülmesi olarak tanımlanan bu süreçte, “Gastropoda üyelerinin embriyosu gelişirken iç kitlesi 180˚ dönerek hayvanın anüsünün ve manto boşluğunun başın yukarısına yerleşmesine neden olur.” Besinlerini çeşitli alg ve bitkiler oluşturur[4].

Gastropoda’nın tanımını 1798 yılında Georges Cuvier, zooloji ana bilim dalı üzerine yazdığı “Tableau élementaire de l’Histoire Naturelle des Animaux” isimli eserinde yapmıştır.

Sacoglossa ordosu, adını aşınmış eski dişlerini tutan kese anlamına gelen “sac” kelimesinden  alır[5].

Kulaklı (avrikulat) ya da digitiform denilen parmak şeklinde rinoforlar genusun karakteristik özelliğidir. İğ biçimli (fusiform) düzleşmemiş cerata, sırt bölgesinde bulunan saçak biçiminde boynuzumsu ikincil solungaçlardır. Medyan düzlemin yanında bulunun (admedian) ve büyük gözler göze çarpan diğer karakteristik yapılardır. Bir kanaldan ya da boşluktan ayrılan ucu kapalı kör bir kese olan sindirim divertikülü, her bir cerata’nın içine kadar ulaşır. Şişkin cerata yapıları vücudun tüm dorsali boyunca düzensiz sıralarla dizilmiştir. En içte bulunan cerata en büyüğüdür[6].

Genus türlerini C. paweli, C. usagi, C. vegae, C. rubrolineata, C. iridophora, C. kuroshimae, C. coronata, C. ocellifera, C. virescens, C. formicaria, C. nonatoi, C. illa, C. pallida, C. mandorahae oluşturur. C. coronata en son keşfedilen türüdür[6]. Şimdi bazı türlerinin morfolojik özelliklerini inceleyeceğiz ve türler arası birtakım farklılıklara değineceğiz. Fakat öncelikle holotip ve paratip kavramlarına değinmek istiyorum: Holotip, yeni bir taksonun bilim alemine tanıtılması sırasında ilk defa tanımın yapıldığı örnek bireydir. Paratip ise, holotipten başka örneklerin de belirtildiği durumlarda bu örneklere verilen isimdir[7].

Costasiella türlerinin evrimsel ilişkileri. Konak algler siyah ve yeşil renkteki kollarla belirtilmiştir.
Siyah kol: Avrainvillea sp.,
Yeşil kol: Vaucheria sp.

Costasiella paweli

Bu türün büyük ve bitişik gözleri, uzun ve basit yapılı rinoforlar arasında konumlanmıştır. Holotipin vücut uzunluğu 5mm’dir. Paratiplerin boyutları 3-7 mm arasındadır. Cerata, yeşil renkte ve uç kısımları beyazdır; küçük siyah kromatoforları (pigment taşıyan organel) vardır.10 sıkı sırada düzenlenmiştir ve sivri kuyruğu cerata’nın arkasından dışarıya uzanmaktadır. Ayağının anterior köşeleri uzun tentaküllere dönüşmüştür. Baş ve kuyruk beyaz renkte ve rinoforlar siyah ya da koyu mavi renktedir. Karakteristik koyu bir leke gözlerin arkasında bulunur, lekenin anterior kısmı yıldız şeklindedir, posterior kısmı ise uzunlamasınadır. Ayağın anterior marjini ve ağzın dorsalindeki bölge koyu pigmentasyonludur. Bu tür, ilk örneği bulan ve inceleyen Pawel Slawatycki’nin adını taşır[6].

Costasiella usagi

Holotiplerinin boyutu 10mm’dir. Gözler basit rinoforlar arasında birbirine yakın konumlanmıştır. Ayağın anterior köşeleri tentakuliformdur (dokunaç biçiminde). Kuyruk uzundur ve ucu sivridir. Baş ve kuyruk pigmentli değildir. Rinoforlar siyah renktedir. Median cerata gri, dış kısımdakiler ise siyah renktedir ve tümü uç kısımlara doğru tamamen siyah olacak şekilde beyaz renktedir. Tüm cerata tabanından beyaz apikal bölüme kadar boylamasına uzanan çizgiler taşır ve 10 sıra halinde düzenlenmiştir. Ayağın ventral tarafı beyazdır. Daha küçük paratip örneklerin median ceratası gri yerine yeşil renktedir. Bu türün yaşayan hayvanları, alışılmamış bir lokomosyona (hareket şekli) sahiptir: Rinoforlarını öne ve arkaya doğru yönelterek vücutlarını rinoforların beraberinde çekerler böylece düzensiz/ inişli çıkışlı bir şekilde sürünerek hareket ederler. Tavşanların zıplama hareketini anımsattığı için Japonca’da “tavşan” anlamına gelen kelimeyle isimlendirilmişlerdir[6].

Costasiella vegae

Holotiplerinin boyutu 5 mm’dir. Kahverengi bitişik gözleri, rinoforların tabanının arasında konumlanmıştır. Ayağın anterior köşeleri uzamamıştır. Rinoforlar beyaz renkte ve siyah uçludur. Beyaz başlarında gözlerinin arkasında göze çarpan ve ok ucunu andıran kırmızı bir leke vardır. Cerata 8 sıradan oluşur ve her biri yeşil renkte beyaz noktasal lekeli olmak üzere aynı renktedir. Her bir cerata’nın distal bölgesi birçok kırmızı leke barındırır, ve yine her birinin dorso-distal kısmı göz desenlidir: beyaz bir nokta koyu yeşil bir renk tarafından daire içine alınmıştır. Bu tür, Lyra takımyıldızındaki parlak Vega yıldızının adını almıştır[6].

Costasiella rubrolineata

Holotipleri 4mm boyutundadır. Her rinoforun yarısında siyah çapraz bir çizgi bulunur. Gözlerin arkasında koyu kırmızı yuvarlak bir leke bulunur. Başın anterior kısmında üç kırmızı çizgi mevcuttur: Rinoforların tabanından ağız bölgesine kadar uzanırlar ve bu üç çizginin ortasındaki çizgi en geniş olanıdır. Cerata beyaz sivri uçlu ve yeşil renktedir, beyaz distal bölgenin arasında konumlanmış turuncu- kırmızı çizgi bulunur. Bu tür, başındaki kırmızı çizgilerden dolayı bu ismi almıştır[6].

Costasiella iridophora

Holotip 4 mm boyutundadır. Bu türde oral dokunaç bulunmaz. Rinoforların tabanı da dahil olmak üzere gözlerin arkasından itibaren baş, küçük parıltılı yeşil noktacıklarla kaplıdır. Bu renk deseni bütün cerata’nın üzerinde de devam eder. Cerata 7-9 sıradır, yeşil renktedir, parıltılı birçok benek içerir ve uç kısımları beyazdır. Ventral ayak da aynı parıltılı beneklere sahip püsküllü bir yapıdadır. Dorsal yüzeyi kaplayan parıltılı beneklerden dolayı bu adı almıştır[6].

Costasiella kuroshimae

Yaprak koyunu denince karşımıza çıkan en bilinen türdür. Holotip 4mm boyutundadır. Başın anterior kısmı boyuna uzanan kahverengi bir desenle bölünmüştür ve bu durum başa iki yuvarlaksı kese izlenimini verir. Rinoforlar beyazdır, uç kısımları siyah renktedir. Oral dokunaç bulunmaz. Gözlerin arkasında orta kısımda kahverengi bir leke mevcuttur. Cerata 7 sıradır, genellikle yeşil renkte ve beyaz uçludur. Parıltılı benekler başın yeşil kısmında dağınık olarak bulunur[6].

Costasiella coronata

Costasiella coronata, düz cerata’ya ve büyük bir renal kalkana sahip olmasıyla diğer tüm Costasiella türlerinden farklıdır. Bu türü farklı kılan bu iki özellik onun habitatıyla ilişkili olabilir. İncelenen ilk örnekleri Vaucheria sp. alg kümelerinin etrafındaki yumuşak çamurlu sedimente sığ bir şekilde gömülü bulunmuştur. Amfibik olarak yaşarlar. Siyah gözleri rinoforlar arasında birbirine yakın konumlanmıştır. Cerata, her bir çıkıntının dorsal yanında 22 sıradan oluşur. Rinoforların arkasından başlar, dorsumun ve ayağın posterior ucunu tamamen kaplamaz. Oldukça düz ve geniştir. Vücudun ve cerata’nın rengi sindirim bezinin rengine göre değişir: İyi beslenmiş bireylerde açık yeşil renkte, eğer beslenmemişse soluk sarı-kahverengimsi bir renktedir [8,9,10]

Çeşitli deniz sülüklerinin yer aldığı aşağıdaki mini belgeseli izleyebilirsiniz.


Kaynakça

[1] Demirsoy A. (1999). Yaşamın Temel Kuralları : Omurgasızlar = Invertebrata.,Ankara : Meteksan Yayınları, 4. Baskı, Cilt II, Kısım I
[2] Pelletreau K.N., Bhattacharya D. ve ark.(2011), “Update on Sea Slug Kleptoplasty and Plastid Maintenance in a Metazoan”, Plant Physiology (12.12.2020 tarihinde ziyaret edilmiştir.)
[3] Güner, H., Aysel, V. (2011), “Tohumsuz Bitkiler Sistematiği”, Bornova(İzmir) : Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Yayınları, 8. baskı, Cilt 1, syf. 113-116
[4] Campbell, C.S., Kellog, E.A., Stevens, P.F., Donoghue, M.J., Judd, W.S. (2013). Campbell Biyoloji. Palme Yayınevi, 9. baskıdan çeviri, kısım 33, syf. 677-679.
[5] Animal Diversity Web, “Sacoglossa” (12 Aralık 2020 tarihinde ziyaret edildi.)
[6] Ichikawa, M. (1993). “Saccoglossa (Opisthobranchia) from the Ryukyu Islands”, Publications of The SETO Marine Biological Laboratory (12 Aralık 2020 tarihinde erişilmiştir.)
[7] Karol S., Suludere Z., Ayvalı C. (2010). Biyoloji terimleri sözlüğü. Türk Dil Kurumu Yayınları, 5. Baskı
[8] Animal Diversity Web, “Costasiellidae” (12 Aralık 2020 tarihinde erişilmiştir.)
[9] World Register of Marine Species, “Costasiella coronata” (12 Aralık 2020 tarihinde erişilmiştir.)
[10] Swennen, C. (2007). Costasiella coronata, New Species and A Revised Diagnosis for The Family Costasiellidae. The Raffles Bulletin of Zoology, 55(2): 355-362.

Ayrıca:

Cuvier, G.L. (1798). Tableau élémentaire de l’histoire naturelle des animaux. (12 Aralık 2020 tarihinde erişilmiştir.)

Yazı Sahibi

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü 2.sınıf öğrencisiyim.