Kanama, bir canlının vücudundaki kanın, damarlardaki hasarlardan kaynaklı olarak dolaşım sistemi (kalp, damar) dışına çıkmasıdır. Kanamalar, kaybedilen kan miktarına bağlı olarak sorunlar ortaya çıkarabilir hatta ölüme yol açabilirler. Canlı vücudu kanamaları durdurmaya yönelik evrimleşmiştir.

Hemostaz

Hemostaz, kanamayı durduran veya kanı damarların içinde ve akışkan formunda tutan süreçtir[1].
Bir yaralanmanın ardından, bu yaranın kapanma sürecini üçe ayırabiliriz[1,2].
Basitçe anlatmak gerekirse ilk olarak; damar dışına çıkan kan, dokuya ulaşınca kanda bulunan hücrelerden gelen uyarıyla birlikte von Willebrand faktörü aktive edilir ve trombositler kan akışının olduğu bölgede bir tıkaç oluşturmaya başlarlar. Burada bir pozitif geribildirim mekanizması söz konusudur. Trombositler hasarlı bölgeye ulaştığında oraya daha fazla trombosit salgılanmasına ve düzgün bir şekilde birikmesine yol açan bir süreç başlar. İkinci aşamada tıkaç oluşturan trombositlerle birleşen proteinler (pıhtılaşma faktörleri) yara üzerinde fibrin bir ağ oluşturur. Bu ağ kanı tutarak pıhtı haline getirir. Üçüncü aşamada ise hasarlı doku yenilenmeye başlayıp eski halini alırken daha öncesinde oluşan fibrin ağ parçalanır[2,3]. Hemostazın düzgün olarak sağlanamadığı durumlar kanama bozukluğu olarak isimlendirilir.
Bazı genetik hastalıklar veya anomaliler hemostazın sağlanmamasına neden olur. Kanama bozukluklarına yol açan bu hastalıklar, hastanın vücudundaki en ufak yaraları bile ölümcül hale getirebilir. Bu yazıda hemostazın sağlanamadığı bazı durumlara ve kanama bozukluğuna yol açan hastalıklara değineceğim.

1) Trombosit Bozuklukları

Trombosit bozuklukları genellikle mutasyonlardan kaynaklı olarak trombositlerin yapı ve işlevlerinin bozulmasına veya yeterli sayıda üretilmemelerine (Trombositopeni) neden olan hastalıklardır. Bu yazıda bu hastalıklardan üç tanesine değineceğim.

a) Glanzmann Trombastenisi (GT)
Glanzmann Trombastenisi, trombosit aktivasyonuna yardımcı reseptörlerdeki (integrin αIIb β3) mutasyondan kaynaklı ve nadir görülen bir trombosit bozukluğudur. Hastalığa sahip kişilerde şiddetli burun kanaması görülür ve hastalık, kan sayımıyla tespit edilir. Yeterli sayıda trombosit üretemeyen hastalara trombosit nakli uygulanır ancak bazı hastaların bağışıklık sistemi dışarıdan gelen trombositlere direnç gösterebilir. Böyle bir durumda hastalar rekombinant teknoloji ile üretilmiş kan faktörleriyle tedavi edilir[4,5].

b) Wiskott-Aldrich Sendromu (WAS)
Wiskott-Aldrich Sendromu, anormal derecede küçük trombositlerle karakterize edilmiş ve X kromozomuna bağlı WAS genindeki mutasyondan kaynaklı nadir bir genetik hastalıktır. Hastalığa sahip bireylerde küçük yaşlardan itibaren egzama ve peteşi görülür. Hastalığın tedavisi için kök hücreler ve gen terapilerinin olumlu sonuç verdiği vakalar mevcuttur[6].

c) May-Hegglin Anomalisi
May-Hegglin Anomalisi, normalden 6-7 kat büyüklükteki trombositlerle karakterize otozomal dominant bir bozukluktur. Diğer trombosit hasarlarına göre trombositopeni görülme sıklığı daha düşüktür fakat zaman zaman şiddetli hâle gelebilir ve genellikle tedavi için trombosit nakli uygulanır[7].

Bu hastalıkların yanı sıra Sebastian Sendromu, Fechtner Sendromu, Epstein Sendromu, Montreal Trombosit Sendromu, Akdeniz Makrotrombositopenisi Bernard Soulier Sendromu, Hermansky-Pudlak Sendromu, Chediak-Higashi Sendromu, Gri Trombosit Sendromu, Paris-Tousseau/Jacobsen Sendromu ve Scott Sendromu da diğer trombosit hastalıklarıdır[8].

Trombositlerin mikroskop altındaki görünümü

2) Pıhtılaşma Faktörü Eksiklikleri ve Hemofililer

Kanda bulunan ve pıhtı oluşumunda rol oynayan proteinlere pıhtılaşma faktörü denir. Bazı insanlarda faktör eksikliğinden dolayı en ufak yaralarda bile pıhtı oluşmadığı için ciddi seviyede kan kaybı görülebilir.

a) von Willebrand hastalığı
%1 görülme sıklığı ile en yaygın görülen kanama bozukluğudur. Trombositlerin aktive olmasında rol oynayan von Willebrand faktörünün eksikliğine yol açar ve bu nedenle von Willebrand hastalığına sahip bireylerde kanama olan bölgede trombosit tıkacı oluşamaz[9].
b) Hemofililer
Hemofili, trombositlerle birlikte pıhtılaşmada rol alan ve kan pıhtısının yapısına katılan pıhtılaşma faktörlerinin üretiminin olmadığı hastalıklardır . Bu hastalıklar, hangi faktörlerin üretiminde kusur olduğuna göre sınıflandırılırlar. Örneğin Hemofili A isimli hastalıkta pıhtılaşma faktörü VIII, hemofili B (veya Noel Hastalığı) pıhtılaşma faktörü IX’daki mutasyonlardan kaynaklanır. Hemofili hastalıkları X kromozomuna bağlı hastalıklardır[10,11].

3) Diğer Sebepler

Kan bileşenlerinde kalıtsal bir sorun olmadığı durumlarda da kanama bozuklukları görülebilir. Ehlers-Danlos sendromu gibi kalıtsal bağ doku hastalıkları veya damarlardaki fiziki hasarlar, karaciğer metabolizmasındaki aksamalar, kana toksik madde karışması gibi durumlar da kanama bozukluklarına yol açabilir.

Yapay Hemostaz  

Hemostazın sağlanamadığı durumlarda ilk tercih bu durumların altındaki sebepleri tedavi edip hemostazın doğal bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır. Bunun yanı sıra acil müdahale gerektiren durumlarda hemostazı durdurmak için dışarıdan müdahale gerekir. Pansuman yapılması, yaraya dikiş atılması, kimyasal ajanların kullanılması yapay hemostaza örnektir.


KAYNAKÇA

[1] Blanco, A. & Blanco, G. (2017). Medical biochemistry: Hemostasis. Academic Press, syf. 781-789.
[2] Gil, M.R. (2019). Transfusion medicine and hemostasis: Overview of the coagulation system. Amsterdam: Elsevier Science, syf. 559-564.
[3] Cardenas, J.C. ve ark. (2016). Encyclopedia of cell biology: Overview of blood coagulation and the pathophysiology of blood coagulation disorders. Academic Press, 1. Baskı, syf. 714-722.
[4] Jobe, S.M. & Di Paola, J. (2019). Consultative hemostasis and thrombosis: Congenital and acquired disorders of platelet function and number. Amsterdam: Elsevier, syf. 145-166.
[5] Ma, A.D. & Key, N.S. (2009). Molecular pathology: Molecular basis of hemostatic and thrombotic diseases. Academic Press, syf. 247-264.
[6] Verbsky, W.J. & Routes, J.R. (2018). Nelson pediatric symptom-based diagnosis: Recurrent fever, infections, immune disorders, and autoinflammatory diseases. Amsterdam: Elsevier, syf. 746-773.
[7] White, J.G. (2011). Blood and bone marrow pathology: Disorders affecting megakaryocytes and platelets: inherited conditions. Londra: Churchill Livingstone, syf. 491-521.
[8] Fışgın, T. & Koca, D. (2011). Kalıtsal Trombosit Hastalıkları. Türk Çocuk Hematoloji Dergisi, 5(1): 1-10.
[9] Favaloro, E.J. (2014). Comprehensive toxicology: Von willebrand disease. Amsterdam: Elsevier, 12. Baskı, syf. 348-362.
[10] Nance, D. (2013). Brenner’s Encyclopedia of Genetics: Hemophilia. Academic Press, syf. 426-429.
[11]  Escobar, M.A. & Nguyen, T.T. (2014). Reference module in biomedical sciences: Hemophilia. Amsterdam: Elsevier.

Yazı Sahibi

Merhaba ben Bora! Biyoloji bölümü 2.sınıf öğrencisiyim. Genetik, Evrim ve Ekoloji alanlarıyla ilgiliyim. İlgi alanlarımla alakalı araştırmalar yapmayı ve öğrendiklerimi çevremdekilerle paylaşmayı seviyorum.