Nedir?

Disney yapımı Wall-E adlı animasyon filminde karakter, distopik kurgusal ‘çöp dünyada’ üretimi sonlandırılmış ve hurda hâlde geride bırakılmış bir robottur, çöpün kendisidir. Ekomerkezci bir bakışla hikâye anlatımı söz konusudur.

Çevreci bilincin, toplumsal bir hareket olarak kamuoyu tarafından tanınıp kabul edilmesi henüz 50 yıllık bir süreçken çeşitli çevresel felaketlere serzeniş edimi, bir edebiyat terimi olarak Ekoeleştiri ile sunulmuştur.

Edebî bir içerikte yer bulan fiziksel çevre, doğal ve insandan farklı düşünülebilecek her unsur ve form ekolojik bir bakış ile analiz edilir. Mevcut ya da olası bir çevre sorununu veya farklı bir fiziksel formu düşünelim; kişileştirip seslendirme ve kurguyu veya karakteri bu düzlemde ilerleterek işlenen bir sunuş, çevreci bir bakışla araştırılabilecek bir çalışma konumunda.

“Ekoeleştiri hem çevreci bir dille yazılmış edebî metinlerin çalışılmasını hem de herhangi bir edebî eserin ekolojik içeriğinin ortaya çıkarılması amacıyla okunmasını amaçlar. Bu anlamda ilk bakışta çevreci bir içeriğe sahip olmadığı gözlemlenen edebî eserlerin dahi ekoeleştirel veya ‘yeşil’ okuması yapılabilir.”[1]

Ekoanaliz; tarih, sosyoloji, biyoloji, felsefe gibi pek çok alandan beslenir ve bakış açıları sunar. Doğayı ve doğanın sesini de içeren kapsayıcı bir dil anlayışıyla çizilen edebiyat eserlerinin yorumları, kültürel, biyolojik, psikolojik yansımalar eşliğinde geliştirilir.

Sunuluş aracını son derece geliştiren bu disiplin, yalnız yazılı eserlerde değil animasyon filmlerinde, tiyatro sahnelerinde, bilgisayar oyunlarında kendini işler. Bu tip kurgularda, esas özne insan değil bir başka fiziksel unsur olduğunda hikâyenin değişimi ve anlatımı çevreci bir bakışla eleştirilir.

Ne duyurur?

Çevrenin bozunumu ve boyun eğdirici değişimi hiç de sessizce yankılanmıyor. Sesi, yüksekçe “Değişiyorum ve bu senin hatan!” diye çığlayan doğanın, kullandığı alfabe ve konuştuğu dil duyulamaz değilken, insan sesine dönüşüp karakter kazanarak karşılık bulmasını ve davasını savunmasını sağlanıyor. Ve bu tip edebî kurgu ve anlatıların gelişim ve analizi ekoeleştirel yolla yapılıyor.

Ekoeleştirel yaklaşım ve duyurumlar arasında ekomerkezci kurulum izi sıkça sürülen anlayışlardan biri yalnızca. Denizi, yağmuruyla; kozalağı, porsuğuyla, hiç de sessiz olmayan Dünya’mızda sesi ve cümlesi duyulan tek öznenin insan olması artık sırt dönülmesi gereken bir yapılanma durumunda. Bu noktada insanı merkeze alan dışa vurum temel sorundur, dönüştürülmesi ve ekomerkezci bir dilsel yaklaşımın benimsenmesi hedeflenir.

Ne yönelimle?

Çevresel algımızı en derinden etkileyen akım belki de Romantizm akımıdır ve ekoeleştirinin öncüleri olarak romantik şairlerden bahsedilir. Ekoşiirsel ve ekokurgusal dil anlayışıyla şekillendirilen romantik eserlere oldukça aşinayız aslında; çiçek açan dalları ya da yazın kavurucu sıcağını kendisi orada değilmiş de, mevsimin rüzgârı cümlelere ses veriyormuşçasına anlatan bir şair, çevreci edebiyat dili kullanıyordur. Denize tutkuyu atfeden; denizi, aksi huyları olan cömert bir canlı veya genç ve asi bir delikanlı olarak fikreden bir romancının kullanmakta olduğu da aynı dildir.

Gülhane Parkı’nda göze çarpmayan ‘budak budak’ bir ceviz ağacıyken, ‘köpük köpük’ bulutların gölgesinde biçimlenen Nazım Hikmet, kusursuz bir dille yansıtır öznesi olarak dönüştüğü ağacı. Polis tarafından tutuklanmak üzere arandığı dönemde tırmandığı bir cevizde yok eder kendi öznelliğini ve saklanır böylece.

Halikarnas Balıkçısı, Aganta Burina Burinata romanında Akdeniz’in engin sularına, balıkçıların, denizcilerin haşin evcilleştirilemeyen denizine bir kişilik atfederek kıyı insanının geçim kavgasını anlatır. Bilinemez ve sonsuz güzellikteki deniz, üstün ve yıkıp dökücü kudretinin yanı sıra cömertliği ve hoşgörüsüyle bir form alır.

Ulus Baker ise, Virginia Woolf’un Dalgalar adlı kitabına şöyle bir bakış açısı sunar; ”Dalgalar‘da doğanın bir görünümü vardır: Dıştan bakılsaydı muazzam bir israf olarak görülebilirdi bu Doğa. Sonsuzca yağan yağmur, milyonlarca yıldır kıyıları aşındıran dalgalar… Oysa içeriden bakınca bunun bir israf olarak görülemeyeceği hissedilir.”[2] Burada, doğaya yönelimli dilsel yaklaşımla kazanılacak bakış açısı ve gelişecek algının değişimi vurgulanmakta.

Anlaşılacağı üzere, kişileşen doğa ve onun ses kazanan mesajları ilk etapta edebiyatla sunulduysa bunun sebebi insan dil ve edebiyatının insan dürtüselliği ve onun uzun soluklu evriminin ilk ve en kalıcı sonucu olmasındandır.

Bir ressamın, resmettiği göğe uzanan kayalıklar veya kusursuz bir insan bedeninin verdiği; fırça darbesini unutturacak estetik doğallık hissiyatı, bir çift elin etkileyici bulup da dışa vurduğu içselliğin hakim gücünü sorgulatır bize. Hakim olan insan değil, etkilendiği çevredir.

İçinde yaşıyor olduğumuz ‘Antroposen’ adlı insan çağında hakim ve tek özne konumunda yerleşikliğimiz uzun zamanlardır korunuyor. Herkes ve her şey sessizken en çok konuşan bizleriz ve en büyük tasa ve sorunlar bize ait, böyle davranıyoruz. Salt bedeni isteklerimiz bizi; konuşan, davranan ve tüketen kılığına sokuyor. Tavuk denince aklımıza pişmişi, sosa bandırılanı geliyor.

Anlatıcıyı değiştirir ve sesi yükseltirsek kulak vermemiz gereken bazı sorunları duyabilir ve görebiliriz. Ekoeleştiri bu noktada bize geliştirilebilir ve yapıcı bir algı ve korunabilir bir “Sahiplenme, İyileştir.” edimi kazandırabilir.

İstanbul, Moda’da bir duvar resmi.

KAYNAKÇA

[1] Yavuz, Y. (2019). Edebiyat ve Ekoeleştiri: Latife Tekin’in Manves City ve Sürüklenme Adlı Romanları. Edebî Eleştiri Dergisi, 3(3): 245-259.
[2] Baker, U. (2019). Yüzeybilim fragmanlar. İstanbul: İletişim Yayınları, 2. Baskı, syf. 50-63.

EK KAYNAKÇA

Özdağ, U. (2017). Çevreci eleştiriye giriş. Ankara: Ürün Yayınları.
Dolcerocca, Ö.N., Ergin, M. (2016). Edebiyatta Ekoeleştirel Yaklaşımlar: Ekoşiir ve Elif Sofya. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, (36): 297-314.
Arıkan, A. (2011). Edebi Metin Çözümlemesi ve Ekoeleştiri. Akdeniz İnsani Bilimler Dergisi, 1(1): 43-51
Ağın, B. (2017). Ekoeleştiri. Çizgifilm ve Popülerleşme. Şarkı Dergisi, 1(2): 77-83
Bulut, D. Çevre ve edebiyat: yeni bir yazın kuramı olarak ekoeleştiri. LITTERA. Son Erişim Tarihi: 04.05.2021.
Saatçioğlu, E. (2016). Halikarnas Balıkçısı’nın Aganta Burina Burinata Romanını Ekoeleştirel Bir Bakışla Okumak. CBU Sosyal Bilimler Dergisi, 14(1): 582-600

Yazı Sahibi

Ben Aydanur, yazılarımı okuyarak benimle tanışıyor olmanız çok heyecan verici.
Şuan İzmir'de hoş aydınlatılmış bir kafede oturmuş şişiriyorum bu biyografi balonunu.
Hacettepe'de ikinci yılım ve kendilerini çok sevdim ancak şimdi aklıma geldi bölüm binamızdaki müzeyi hala ziyaret etmemiş olmam sinir bozucu bir durum. Evrimsel biyoloji ve canlı davranışı hakkında konuşmayı ve çeşitli felsefi polemikler yaratmayı çok severim, sevgili dostlarımdan beni katlanılabilir bulmalarını rica ediyorum. Tüm bunları konuşalım arkadaşlar, çünkü gün geçtikçe nem azalıyor nihayetinde.