İstilacı Yabancı Türler, son 20-30 yılda hayli önemini arttırmış konulardan bir tanesidir. Küresel bir problem olma yolunda hızla ilerleyen istilacı türler, özellikle Akdeniz ekosistemi için çok ciddi bir sorun haline gelmiştir.[1]

Bir tek deniz canlıları değil dünyadaki bütün canlılar, doğal süreçleri içerisinde belli alanlarda dağılım gösterirler. Her türün kendine özgü yaşamsal beklentileri vardır. Yaşam alanları da bu beklentiler doğrultusunda şekillenir. Dolayısıyla bir tür kendi başına, doğal şartlar altında, belirli alanlarda dağılım gösteriyorsa bu canlılara Yerli Tür denmektedir. Fakat doğal olarak dağıldıkları alanlardan insan etkisiyle farklı ve uzak ekosistemlere taşınan türler söz konusuysa bu canlılar Yabancı Tür olarak adlandırılır. Buradaki en önemli nokta türün dağılım alanının değişmesinde insanoğlunun doğrudan veya dolaylı olarak etkisinin olması.

Her yabancı tür istilacı tür değildir. Fakat bazı türlerin istilacılık potansiyelleri belirgin şekilde öne çıkmıştır.

İstilacı Türler Kıyılarımıza Nasıl Geliyorlar?

Süveyş Kanalı’nın, 2015’te gerçekleşen genişlemeden önceki uzaydan görünümü. [g.1]

Süveyş Kanalı
İnsan etkisiyle kıyılarımıza ulaşan istilacı türlerin kullandığı bazı yollar vardır. Türkiye ve Akdeniz Havzası için en önemli etkenlerden biri Süveyş Kanalı’dır. Süveyş Kanalı’nın yapımcısı Ferdinand de Lesseps’dir. Kendisi aynı zamanda Panama Kanalı’nın inşasına da başlayan kişidir. Kanal projeleri, tamamen ticari kaygılardan yani gemi taşımacılığından kaynaklı olarak binlerce yıldır insanoğlunun zihninde olan bir projelerdir. Bu süreçte çok sayıda deneme yapılmıştır.

Deneme yapanlardan biri de Napolyon Bonopart’dır. Çeşitli matematiksel hatalardan dolayı bu kanal açılırsa ‘Nil Deltası sular altında kalacak’ düşüncesinden dolayı bu plan uygulanamamıştır. Ferdinand de Lesseps, kendisinden önceki zamanlarda yapılan kanal açma denemelerini bir araya getirerek inceler ve bu girişi yapma fikrini ortaya atar. Fikrin ortaya atılmasından çok kısa bir süre sonra yani 1859 yılında kazma küreklerle kanalın ilk temeli atılır. 10 yıl gibi kısa bir süre sonrasında 1869 yılında kanal açılmıştır. O dönemdeki insanlar, tropikal bir deniz olan Kızıldeniz ile ılıman bir deniz olan Akdeniz arasındaki fiziksel bariyerin kalkmasıyla meydana gelecekleri hesaba katamamışlardır. 1869’da kanalın açılmasının üstünden 30-35 yıl gibi bir süre geçtikten sonra Kızıldeniz türleri ilk kez Akdeniz’de gözlenmeye başlanmıştır. O zaman insanlar bu kanalın bir biyocoğrafik değişime neden olduğunu anlamaya başlarlar.[1,3]

İlk açıldığı zaman normal boyutlarda olan kanal, çok yakın bir tarihte Mısır Hükümeti tarafından alınan karar ile daha da genişletilmiştir. Bilim insanları bu konuda çok endişeliler çünkü kanalın genişlemesi daha çok tropikal türün Akdeniz’e gelmesine yol açacaktır.

Balast Suyu Yönetimi
Yabancı türlerin denizlerimize gelmesine neden olan bir diğer vektör, gemi taşımacılığına bağlı olarak karşımıza çıkan balast suyudur. Gemilerin denizde dengeli bir şeklide seyahat edebilmesi için belli koşullara sahip olması gerekir. Geminin kargo ambarı doluysa gemi dengeli bir şeklide seyahat edebilir. Fakat limanlara yanaştığı ve kargoyu indirdiği zaman ambarları boşalan geminin dengesini sağlayabilmesi için ortamdan deniz suyu alarak tanklarını doldurması gerekir. Aldığı suda pek çok balık, planktonik organizmalar ve farklı deniz canlıları vardır. Eskiden deniz taşımacılığı çok uzun sürelerde gerçekleşirdi. Dolayısıyla geminin içinde ışık ve besin olmayan bir ortamda bu canlıların hayatta kalma şansları yoktur. Ancak, taşımacılıktaki gelişmeler ve Süveyş Kanalı gibi rotaları kısaltan yollar bu türlerin hayatta kalma şanslarını arttırdı. Türkiye için gemilerin balast suyuyla veya gemilerin karinalarına yapışarak sularımıza giren türler ikinci derecede bizim için önemlidir.[1,3]

Balast Suyu Yöntemi ve taşınan bazı tür örnekleri. [g.2]

Her tropikal türe yabancı tür denmemelidir. Her canlının biyolojik gereksinimlerini karşılayabilecekleri belli bir dağılım alanı vardır.

Pisodonophis semicinctus, tropikal karakteri baskın olan bir tür Yılan Balığıdır. Bu türün doğal yaşam alanı Afrika’nın batı kıyıları yani tropikallerin oldukça fazla olduğu bir bölgedir. Muhtemelen küresel iklim değişikliğinin de etkisiyle Pisodonophis semicinctus dağılım sınırlarını yavaş yavaş genişletmeye başlamıştır. 1957 yılında Akdeniz’de ilk defa gözlemlenen tür, 1980 yılında Fransa kıyılarında, 1990 yılında Tunus kıyılarında, 2000’li yıllarda Sicilya-İtalya kıyılarına ulaşmış ve en son 2009 yılında Türkiye’de gözlemlenmiştir. Haritadaki doğal dağılım alanıyla canlının göç yolu takip edildiğinde burada yaşam alanında doğal bir genişleme görebiliriz. Cebelitarık’ın doğal bir kanal olması ve yaşam alanını doğal sebeplerle genişletmesinden dolayı bu canlıya yabancı tür dememekteyiz.[1,2,3]

Güncel Durum

Yabancı tür diye bahsettiğimizde herhangi bir taksonu (bitki, tunikat, arthropod, balık vb.) baz almaksızın bakacak olursa Akdeniz kıyılarında 400’ün üzerinde yabancı tür kaydı bulunmaktadır. Bu yüksek tür sayısı Süveyş Kanalı’na en yakın kıyıların Akdeniz olmasından kaynaklanır.

Ege kıyılarında 250’nin üzerinde, Marmara kıyılarında 130’un üzerinde, Karadeniz kıyılarında ise 30’un üzerinde yabancı tür gözlenmektedir. Türkiye denizlerinde yaklaşık 6000 kadar türden oluşan bir denizel biyoçeşitlilik olduğunu düşünürsek bunun hemen hemen %10’u yabancı türdür. Ve genele bakıldığında oldukça büyük bir sayı olduğunu görebiliriz.[1]

Son 30 yıllık zaman zarfında su sıcaklıkları 1-1.5 santigrat derece artmış durumda. Dolayısıyla, özellikle güney kıyılarımızdaki sıcak seven tropikal karakterli türlerin, eskiden soğuklukları ile bilinen kuzey alanlara göçü kolaylaşmıştır. Önceden Marmara’da Karadeniz’de yaşamayan termofilik yani sıcak seven canlıların artık bu bölgelerde yaşadığını görebiliriz.[4,5,6,7]

Karadeniz Deniz Suyu Sıcaklığı Tablosu [g.3]
Marmara Deniz Suyu Sıcaklığı Tablosu [g.4]
Ege Deniz Suyu Sıcaklığı Tablosu [g.5]
Akdeniz Deniz Suyu Sıcaklığı Tablosu [g.6]

Denizlerimizdeki En Yaygın İstilacı Türler

Saurida lessepsianus [g.7]

Saurida lessepsianus
Bölgesel olarak Lokum Balığı adıyla, genel olarak da İskarmoz olarak bilinen bir türdür. 1950’li yıllarda Kızıldeniz’den Süveyş Kanalı üzerinden geçip sularımıza ulaşan türlerden biridir. Girdiği günden bu yana o kadar büyük bir popülasyona ulaşmış durumda ki balıkçıların avlamama şansı yoktur. Eti besin olarak tüketilen ve ticari olarak avcılığı da yapılan bir türdür. İskarmoz en fazla İskenderun Körfezi’nden Gökova Körfezi’ne kadar uzanan hatta görülmüştür. Geçmiş yıllara baktığımız zaman bu hayvanın aynı ortamı paylaştığı Bakalyaro isimli bir yerli tür mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Ekonomik olarak İskarmoz’a göre daha değerli ve daha pahalıya satılan bu tür aynı zamanda oldukça da lezzetlidir. Fakat aynı ortamı ve besinleri paylaştıkları için bir rekabete girmişlerdir ve kazanan istilacı tür olan İskarmoz olmuştur. Bu durum karşısında yeni habitatlara göçen Bakalyaro’ya uzun bir süredir sularımızda rastlanılmıyor.[1,3]

Karidesler
Bir tek balıklar değil omurgasızlar arasından da ciddi miktarda istilacı tür olduğunu görürüz. Buna karidesler önemli bir örnektir. Sularımıza kısa bir sürede oldukça yüksek miktarlarda tropikal tür giriş yapmıştır. Öyle ki artık yerli karideslerimizi görmüyoruz. Av kompozisyonundan çıkmış durumda olan karideslerin içinde bulundukları rekabeti kazanabilecekleri şartları şu an yoktur. Sularımızda Jumbo Karides adıyla bilinen tipik bir Kızıldeniz türü hakimdir. Bu türün ülke ekonomisine 30 milyon TL gibi ciddi bir katkısı mevcuttur.[1,3]

Callinectes sapidus (Mavi Yengeç)
İnsan etkisi ile kıyılarımıza gelen bir istilacı türdür. Şu an Mavi Yengeç ciddi bir istila tehdidi oluşturmuştur.

Değişik habitatlara ihtiyaç duyan bu yengeç genelde lagüner ortamları yani acı suyları tercih eder. Eskiden bu türe sadece Akdeniz’de rastlanırken çok kısa bir süre zarfında Ege’ye, Marmara’ya ve Karadeniz’e ilerlemiştir. Bulunduğu ortam için büyük bir tehlike anlamına gelmektedir. Çünkü bütün yerli yengeç türleri ile rekabete girer ve kazanır. Ticari olarak avcılığı yapılır ve ciddi miktarlarda ülke ekonomisinde katkısı vardır. Bu tip istilacı türlerin besin olarak tüketiliyor olması avcılıkla popülasyonu baskılama noktasında oldukça faydalıdır.[1,3]

Indianapolis Çocuk Müzesinden dişi bir Mavi Yengeç [g.8]

Rapana venosa (Deniz Salyangozu)
Deniz Salyangozu avcılığı Türkiye için oldukça önemlidir. Bu türün doğal dağılım ortamı Japon Denizi’dir. Bir şekilde gemicilik faaliyetleri ile bizim sularımıza ulaşmış ve özellikle Karadeniz ekosisteminde büyük bir popülasyon oluşturmuş durumundadır. Ülkemizde salyangoz eti tüketilmiyor ancak avcılığı sayesinde ülke ekonomisinde yılda 20 milyon USD katkısı oluyor. Çünkü toplanan salyangozlar oldukça talep gördükleri Asya Pazarı’nda satılıyor. Bu canlı sularımızda bulunan yerli midye ve istiridye türlerini tüketerek popülasyonların azalmasına neden oluyor.[1,3,9]

Rapana venosa [g.9]

Piterois miles (Aslan Balığı)
Kızıldeniz’den gelen ve hızlı bir şekilde popülasyon oluşturan bir türdür. Akdeniz kıyılarının istilasının ardından Ege’ye doğru ilerlerler. Aslan Balığının pek çok olumsuz etkisi mevcuttur. Vücudunda bulunan bütün dikenler zehirlidir dolayısıyla insan sağlığı için tehlike arz eder. Bunun yanı sıra çok obur bir türdür. Kıyısal balık stoklarını tüketerek ekosisteme oldukça büyük zararlar verebilecek durumdadır.[1,8,9]

Piterois miles [g.10]

Logocephalus sceleratus (Balon Balığı)
Pek çok Balon Balığı türü arsından en sıkıntılı olan türdür. Eti dünyada bilinen en kuvvetli ve zehirli toksine sahip: Tetradotoksin. Şu an kanunen bu balığın avlanması, karaya çıkartılması ve satılması yasaklanmıştır. Çünkü besin olarak tüketildiğinde ciddi zehirlenmelere neden olur. Ancak ekosistem içerinden o kadar bol bulunur ki balıkçıların avlamaması gibi bir durum söz konusu değildir. Zehirli olmasının yanı sıra oldukça kuvvetli dişlere sahiplerdir. Balıkçıları ve bölgede denize giren insanları ısırdığı ve çok ciddi travmatik yaralanmalara hatta ampütasyonlara neden olduğu da gözlemlenmiştir.[1,3,9]

Denizel İstilacı Türler İle Mücadele Neden Önemli

Denizel istilacı ve yabancı türler ile mücadele çevresel, sosyal ve ekonomik anlamda oldukça önemlidir. Bu canlılarla etkin bir mücadele sağlanırsa çevresel olarak deniz ekosistemlerinin ve biyolojik çeşitliliğin korunması da sağlanır. Sosyal açıdan, insan sağlığını ve refah düzeyini destekleyen geçim kaynaklarının, deniz ekosistemlerinin insanlara sağladığı sosyal ve kültürel faydaların muhafaza edilmesi sağlanır. Ekonomik açıdan, denizel istilacı yabancı türlerin yarattığı masraflar ve ekonomik kayıp önlenir. [3]

Bu önlemler dünya genelinde belirli çalışmalar ile desteklenmektedir. “Convention on Biological Diversity” yani Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nde 2011-2020 yılları için “Strategic Plan For Biodiversity 2011-2020”de Aichi Biodiversity Targets (Aichi Biyoçeşitlilik Hedefleri) yer almaktadır. Aichi Biodiversity Targets içerisindeki Stratejik Hedef B: Biyoçeşitlilik Üzerindeki Doğrudan Baskıları Azaltmak ve Sürdürülebilir Kullanımı Teşvik Etmek maddesinde bulunan Hedef 9’da “2020’ye kadar, istilacı yabancı türler ve yollar belirlenir ve önceliklendirilir, öncelikli türler kontrol edilir veya ortadan kaldırılır. Girişlerini ve yerleşmelerini önlemek için önlemler mevcuttur.” şeklinde bahsedilmektedir. [12]

Ülkemiz genelinde ise Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Amaçlar kampanyasında bu konuya değinilmiştir. Ülkemizden ve dünya genelinden pek çok kuruluş ile desteklenen bu kampanyada “14. Sudaki Yaşam” bölümünde 20 madde şeklinde sürdürülebilir kalkınma için okyanusları, denizleri ve deniz canlılarının neden korunması gerektiğinden bahsedilmektedir.[11]

İstilacı Yabancı Türlere İlişkin AB Yönetmeliği’nde ise bu konuya üç madde halinde değinilmiştir. [10]

Önleme: İstilacı yabancı türlerin, gemi taşımacılığı yoluyla sularımıza gelmesini önlemek için balast suyu yönetimi; balık yetiştiriciliği ve akvaryum ticaretine bağlı taşınmasını önlemek için de biyogüvenlik kuralları uygulanmalıdır.

Erken tespit ve hızlı eradikasyon: Araştırmalar, denetimler ve izleme faaliyetleri ile istilacı yabancı türleri popülasyon oluşturmadan erken tespit etmek ve müdahale etmek son derece önemlidir. Bunun için erken uyarı ve müdahale sistemlerinin oluşturulması ve uygulanması gereklidir.

Kontrol et ve azalt: İstilacı yabancı türlerin belli bir bölgeye yerleşmeleri durumunda sayılarını kontrol altında tutmak ve yayılma hızlarını azaltmak önemlidir.

Neler Yapabiliriz? [10,11,12]

  • Denizel istilacı yabancı türlerle ve etkileriyle ilgili daha fazla bilgi edinilebilir,
  • Denizlerdeki değişimleri izleyerek, denizel istilacı yabancı türleri tespit edip bildirerek destek olunabilir,
  • Balıkçı ve gezi teknelerinin gövdeleri, dalış ekipmanları kontrol edilmeli, tekrar kullanmadan önce temizlenmeli,
  • Balık havuzlarını ya da akvaryumları doğal veya atık su alanlarına boşaltılmamalı. Kentsel alanlardaki birçok su gideri organizmaları denizlere taşıyabilmektedir.

KAYNAKÇA

[1] EKOG Ekoloji Grubu Topluluğu. (13 Mart 2021). “V. Biyocoğrafya Konferansı – Türkiye Denizleri Ekolojisi” [Video: YouTube]. Son Erişim Tarihi: 12.12.2020
[2] TEDx Talks. (10 Şubat 2020). “Denizlerimizdeki İstenmeyen Misafirler: İstilacı Türler | Murat Bilecenoğlu | TEDxAnkara” [Video: YouTube]. Son Erişim Tarihi: 12.12.2021
[3] MarIAS. (-).Denizel İstilacı Yabancı Türler girdisi. Son Erişim Tarihi: 13.12.2021
[4] Meteoroloji Genel Müdürlüğü. (-). “Karadeniz Deniz Suyu Sıcaklığı Analizi 2020” girdisi.Son Erişim Tarihi: 04.01.2022
[5] Meteoroloji Genel Müdürlüğü. (-). “Marmara Deniz Suyu Sıcaklığı Analizi 2020” girdisi. Son Erişim Tarihi: 04.01.2022
[6] Meteoroloji Genel Müdürlüğü. (-). “Ege Deniz Suyu Sıcaklığı Analizi 2020.” girdisi. Son Erişim Tarihi: 04.01.2022
[7] Meteoroloji Genel Müdürlüğü. (-).“Akdeniz Deniz Suyu Sıcaklığı Analizi 2020” girdisi. Son Erişim Tarihi: 04.01.2022
[8] MarIAS. (-). “Aslan Balığı Bilgi ve Deneyim Paylaşım Çalıştayı” girdisi. Son Erişim Tarihi: 02.03.2022
[9] Uysal, İ. Boz, B. (2018). Türkiye’deki En Tehlikeli İstilacı Yabancı Türler ve Türkiye’deki Zehirli Denizel Yabancı Türler Raporu, MarIAS. 27-53.
[10] Invasive Alien Species. European Commission. Son Erişim Tarihi: 13.01.2021
[11] 14 Sudaki Yaşam. Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Amaçlar. Son Erişim Tarihi: 13.01.2021
[12] Aichi Biodiversity Targets. Convention on Biological Divorsity. Son Erişim Tarihi: 13.01.2021

Yazı Sahibi

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü 3. Sınıf lisans öğrencisiyim. Lisans hayatım süresince ve sonrasında birçok çalışmada yer almak ve bilime katkıda bulunmak en büyük isteğim. Belgesel izlemeyi severim. Özellikle su altı belgeselleri ilgi alanım içerisinde. Şu anda Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü GenVA Lab'da aktif şekilde Özel Çalışma öğrencisi olarak çalışıyorum.