Solda enfekte olmamış hücreler, sağda ise M. leprae ile enfekte olmuş hücreler görünüyor. Kırmızı oklar, basilleri göstermekte. [g.1]

Lepra veya Hansen hastalığı olarak da bilinen cüzzam, Mycobacterium leprae veya Mycobacterium lepromatosis gibi bakterilerin sebep olduğu sinir sistemini ve deriyi etkileyebilen bulaşıcı bir hastalıktır.

M. leprae bakterisinin kuluçka süresi yaklaşık 5 yıl olmakla birlikte semptomlarının ortaya çıkışı 20 yılı bulabilir. Hastalık yavaş seyirli olup bazı etkenlere bağlı olarak şiddetli ve ani reaksiyonlar gösterebilir. Esas olarak gözleri, çevresel sinir sistemini ve cildi etkiler ancak erken teşhisle tedavi edilebilir veya kalıcı hasarlar engellenebilir.

Hastaların ciltlerinde görülen deri soyulmaları, kabarıp sarkması, kabuklaşması bu hastalığa cüzzam ismini vermiştir [1]. Cüzzam, ortaya çıktığı günden itibaren bulaşıcı etkisinin yok denecek kadar az olmasına karşın dönem insanlarına oldukça korku salmış, özellikle Orta Çağ Avrupası’nda ”Tanrı’nın Laneti” olarak adlandırılmıştır. Cüzzamı lanetli gören halk, cüzzamlı bireylerin günahkar olduğu ve bu dünyada cezalarını çekmeleri gerektiğini düşündüğünden bu bireyleri toplumdan tamamen izole bir biçimde cüzzam köylerinde veya adalarında yaşamaya mahsur bırakmışlardır. [2]

Cüzzam Türleri ve Görülen Semptomlar

M. leprae basilinin asıl rezervuarı insandır. Öncelikli olarak gözleri, cildi, sinirleri etkiler. Tedavi edilmediği takdirde göz ve uzuvlarda ileri derecede hasara neden olarak kişide el ve ayak parmaklarının kısalması gibi fiziksel engellere yol açabilir.

Başlıca semptomlar şu şekildedir:

  • Deri lezyonları ve nodüller
  • Etkilenen bölgelerde duyu ve his azalması
  • Sertleşmiş kalın cilt
  • Kaş ve kirpik kaybı
  • Etkilenen bölge çevresinde kızarıklık
  • Sinirlere verdiği hasara bağlı olarak el ve ayaklarda güçsüzlük, his kaybı, körlük, felç
Cüzzamlı bir insanın ayak kemikleri [g.2]

Cüzzamın etkilerini kemikler üzerinde de görmek mümkündür. Lepranın ayırt edici özelliği olan ciddi iskelet lezyonları, kazılan iskelet kalıntılarında gözlemlenmiştir. M. leprae DNA’sı bu lezyonlardan izole edilmiştir. Hem sinir hasarı hem de direkt basillerin yayılması sonucu oluşan göz hasarı hastalarda sıklıkla görülür[3].

1982’de WHO tarafından yapılmış olan sınıflandırma Paucibacillary (PB); yani iki ila beş lezyonlu ve Multibacillary (MB); altı veya daha fazla lezyonlu şeklindedir. Bu basitleştirilmiş sınıflandırma klinik araştırma çalışmalarında ve dünya çapında tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Ancak cüzzam temel olarak 2 türdedir:

Kaş ve kirpik kaybı yaşayan tüberküloid cüzzam hastası [g.3]

e

  1. Lepromatöz Cüzzam: En belirgin komplikasyonları olan çeşididir. Kronik ve uzun vadelidir. El ve ayaklarda sinir hasarları, leproma adı verilen deri üzerindeki kabarık, kırmızı şişlikler meydana gelir. Göz kapaklarının kapanmasında zayıflık ve korneada his kaybına bağlı olarak körlük oluşabilir.
  2. Tüberküloid Cüzzam: Nispeten daha az cilt lezyonu ve sadece birkaç etkilenen sinirle sınırlıdır. Buna bağlı olarak önemli duyu kaybı ve kas güçsüzlüğü, yüz hattında değişiklikler, el ve ayaklarda şekil bozuklukları, göz kapaklarında felç, kaş ve kirpik dökülmeleri oluşabilir[4,5].

Bulaşma Riski ve Önlem Yöntemleri

M. lepra’nın laboratuvar ortamında kültüre edilememesi (armadillo ve çıplak fare gibi bazı hayvan modelleri olmasına rağmen) cüzzam araştırmalarını büyük ölçüde engellemiştir. M. leprae tedavi edilmemiş vakalarla yakın temasta burun ve ağızdan damlacıklarla bulaşır. Cüzzam hastalığını kapabilmek için bu hastalığa sahip biriyle birkaç ay yakın temasta olmak gerekir. Cüzzamlı biriyle yan yana oturmak, el sıkışmak, sarılmak gibi sıradan temaslar cüzzama sebep olmaz.

Bakterinin yavaş büyümesi ve belirtilerin oldukça geç çıkmasından kaynaklı olarak enfeksiyonun kaynağını belirlemek pek mümkün değildir. Şayet yakın temasa geçilmişse ve cüzzam tehlikesi varsa önleyici olarak Bacillus Calmette-Guérin (BCG) aşısı tavsiye edilir. Başta tüberküloz insidansının yüksek olduğu durumlarda kullanılması gerektiği düşünülen aşının cüzzam için de koruyucu etkisi olduğu gözlenmiştir[6]. Cüzzamın gelişmiş ülkelerde olan etkinliği oldukça azdır. Yeni bir vaka tespitinde genelde endemik ülkelerde veya o ülkelerden gelen göçmenler arasında bulunur ki bunun da sosyoekonomik faktörlerin etkisi de büyüktür. Şu anda yıllık olarak tekrarlanan raporlara göre hastalığın yaklaşık %80’ini barındıran başlıca ülkeler Hindistan, Brezilya, Endonezya, Bangladeş, Etiyopya gibi tropik bölgeler olup Afrika’da da etkisini sürdürmektedir[7,8].

Teşhis ve Tedavi Yöntemleri

Dişi şempanze cüzzam teşhisinde (a) ve MDT başlamasından 3 ay sonraki iyileşme (b). 
Mycobacterium leprae basili tedaviden önce (c) ve MDT’den 6 ay sonra (d).
[g.4]

Teşhis genelde muayenedeki karakteristik bulgularla tespit edilir. En önemli bulgular dokularda his kaybı, deri lezyonları, el ve ayakta uyuşukluk, ayaklarda geçmeyen ülserlerdir. Bunun dışında deri lezyonundan biyopsi alınarak da hastalık teşhisi yapılabilir. Ancak şu anda teşhisi koyacak herhangi bir kan veya deri testi bulunmamaktadır. Tanının konulup tedaviye başlanması hastalığın bulaşıcılığının da önünü kestiğinden teşhisi koymak oldukça önemlidir. Günümüzde WHO tarafından önerilen çoklu ilaç tedavisi (MDT) kullanılmakta olup başlıca kullanılanları dapson, rifampin ve klofazimindir. Bunlarla beraber diğer birkaç ilaç ise minosiklin, oflaksasin ve klaritromisindir. Bazı bölgelerde bir cilt lezyonu olan hastalar tek doz ilaçla tedavi edilmektedir.

Cüzzamın türüne göre ilaçlar ve kullanım süreleri değişkenlik göstermektedir. Yukarıdaki gibi hafif reaksiyonlu hastalar bu yöntemlerle tedavi olabilir ancak ileri düzeydeki hastalar için thalomid gibi ilaçlar, ağrılı cilt lezyonlarına sebep olan eritema nodozum leprosum (ENL) gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmak durumundadır.

Cüzzam sanılanın aksine el ve ayak düşmelerine neden olmaz. El ve ayak parmaklarında görülen kayıp, cüzzam enfeksiyonundan ziyade sinirlerin hasarından dolayı oluşan his kaybındandır. Bu derece ileri kayıplara gidilmemesi açısından tanı ve şayet risk varsa alınan önlemler büyük önem taşır[3,7].

Sonuç

Cüzzam binlerce yıldır insanları oldukça etkiledi. Sadece fiziksel olarak yaşatmış olduğu sorunların yanı sıra psikolojik olarak da oldukça yoran bu hastalığın hala etkisi endemik bölgelerde sürmektedir. Ülkemizde bu hastalığa dair yapılan çalışmaların kaynağındaki Prof. Dr. Türkân Saylan’ın hastalığın vaka sayısındaki azalmasında ve tedavisinde etkisi oldukça büyüktür. Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nı kuran Türkân Saylan hastaları tedavi etmek için çok uğraşmış, psikolojik destek almalarında yardımcı olmuş ve topluma kazandırmak için elinden geleni yapmıştır. Aynı zamanda Uluslararası Lepra Derneği’nin kurucu üyesi ve başkan yardımcılığını yapmış olan Türkân Saylan’ın cüzzam için vermiş olduğu çaba oldukça önemlidir.


Kaynakça

[1] Eyüboğlu, İ. (1998). Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü. Sosyal Yayınları. s.123.

[2] Serdar, M. (2014). Ortaçağ Avrupasında Tanrının Laneti Cüzzam ve Cüzzam Evleri. Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi. 9(2), 100-110.

[3] NORD. (2009). “Leprosy” girdisi. Son Erişim Tarihi: 09.07.2022

[4] Sarkar, R. & Pradhan, S. (2016). Leprosy and Women. International Journal of Women’s Dermatology. 2(4), 117-121.

[5] Stryjewska, B., Hill, C. & Sotiriou, M. (2016). Two Cases of Leprosy in Siblings Caused by Mycobacterium lepromatosis and Review of the Literature. The American Journal of Tropical Medicine and Hygiene. 95(3), 522-527.

[6] World Health Organization. (2018). BCG Vaccine: WHO position paper, February 2018–recommendations. Vaccine36(24), 3408-3410.

[7] Suzuki, K., Akama, T., Kawashima, A., Yoshihara, A., Yotsu, R. & Ishii, N. (2012). Current status of leprosy: Epidemiology, basic science and clinical perspectives. The Journal of Dermatology. 39(2), 121-129.

[8] Schreuder, P., Noto, S. & Richardus, J. (2016). Epidemiologic Trends of Leprosy for the 21st Century. Clinics in Dermatology. 34(1), 24-31.

Görsel Kaynakça

[g.1] Tongluan, N., Shelton, L. T., Collins, J. H., Ingraffia, P., McCormick, G., Pena, M., . . . Macaluso, K. R. (2021). Mycobacterium leprae infection in ticks and tick-derived cells. Frontiers in Microbiology, 12.

[g.2] UCL. (2018, 11 Mayıs). Did leprosy originate in Europe?. Son Erişim Tarihi: 09.07.2022

[g.3]Stryjewska, B., Hill, C. & Sotiriou, M. (2016). Two Cases of Leprosy in Siblings Caused by Mycobacterium lepromatosis and Review of the Literature. The American Journal of Tropical Medicine and Hygiene. 95(3), 522-527.

[g.4] Suzuki, K., Akama, T., Kawashima, A., Yoshihara, A., Yotsu, R. & Ishii, N. (2012). Current status of leprosy: Epidemiology, basic science and clinical perspectives. The Journal of Dermatology. 39(2), 121-129.

Yazı Sahibi

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisiyim.